Ziya Paşa portresi

Ziya Paşa

Şair, yazar, siyasetçi, devlet adamı, gazeteci İstanbul, Türkiye
1825 17 Mayıs 1880 (55)
Şiirleri
“Tanzimat edebiyatının en verimli yazarlarından biri olan Ziya Paşa, şiirde divan geleneğini sürdürürken içerikte hürriyet, adalet ve uygarlık gibi yenilikçi temaları işledi. Terci-i Bend ve Terkib-i Bend adlı manzumeleriyle ün kazandı; Harâbât antolojisi ve Şiir ve İnşâ makalesiyle edebiyat tartışmalarında belirleyici rol oynadı. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte Batılılaşma düşüncesinin öncüleri arasında yer aldı. Halk şiirine ve halkın diline yönelmesi gerektiğini savunarak yeni Türk edebiyatının temellerinin atılmasına katkıda bulundu.”
HAYATI VE EDEBÎ YOLCULUĞU

Ziya Paşa Kimdir?

Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler

Ziya Paşa, 1825 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Abdülhamid Ziyaeddin'dir. Babası Galata Gümrüğü'nde kâtiplik yapan Feridüddin Efendi, annesi Itır Hanım'dır. Öğrenimine Kandilli'de başladı ve Süleymaniye yakınlarındaki Mekteb-i Ulum-i Edebiyye'ye devam etti. Bu dönemde Arapça ve Farsça öğrendi.

Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi'nde kâtip olarak çalıştı. Arapça ve Farsça dersleriyle klasik edebiyattaki ustalığını ilerletti; devrin şair ve âlimlerinin bir araya geldiği Lebib Efendi Konağı'ndaki toplantılara katıldı. Şairlikteki ve kalemdeki başarılarını takdir eden Sadrazam Mustafa Reşit Paşa'nın aracılığıyla 1855'te sarayda Mâbeyn-i Hümâyun Kâtipliği'ne atandı. Bu sırada Fransızca öğrendi. Molière'in Tartuffe eserini "Tartüf yahut Riyanın Encamı" adıyla çevirerek Türk edebiyatının ilk manzum tercüme piyesini ortaya koydu. Louis Viardot'nun "Endülüs Tarihi" ile Cheruel ve Lavelle'in "Engizisyon Tarihi" adlı eserlerini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Hersekli Arif Hikmet Bey'in Laleli'deki evinde düzenlenen Encümen-i Şuara topluluğunun toplantılarına katıldı.

1859'da Mustafa Reşit Paşa'nın ölümünden sonra sadrazam olan Mehmet Emin Ali Paşa ile anlaşamadığından yeni görevlere atanarak saraydan uzaklaştırıldı. Bu sırada yazdığı "Terci-i Bend" şiiriyle ilk defa edebiyat alanında ün sağladı. 132 beyit uzunluğunda divan tarzındaki bu eserde kâinat ve dünyayı yeni bir bakışla kavrama çabası görülür ve devrin hükümeti üstü örtük olarak eleştirilir. Saraydan uzaklaştırıldıktan sonra önce Atina elçiliğinde görevlendirildi; 1861'de Kıbrıs Mutasarrıfı oldu ve "Paşa" unvanını aldı. Kıbrıs'ta sıtmaya yakalandı, bir çocuğunu ve babasını orada kaybetti. 1863'te Amasya, 1865'te Canik Mutasarrıfı oldu; 1866'da İstanbul'a dönebildi. Kıbrıs dönüşü hasta olan eşini de kaybetti.

Yönetime muhalif olan İttihad-ı Hamiyet Cemiyeti'nin (sonraki adıyla Yeni Osmanlılar) üyesi olan Ziya Paşa, Diyarbekirli Filip Efendi'nin çıkardığı "Muhbir" gazetesindeki hükümeti eleştiren yazıları yüzünden Nisan 1867'de yeniden Kıbrıs'a atandı. Kısa bir süre önce Paris'e yerleşen Mustafa Fâzıl Paşa'nın daveti üzerine Namık Kemal ile birlikte Avrupa'ya kaçmaya karar verdi; Ali Suavi ve Agah Efendi'yi de yanlarına alarak Fransız Büyükelçiliğinin yardımıyla ülkeden ayrıldı ve İtalya'nın Messina Limanı'na gitti. 30 Mayıs 1867'de Paris'e vardılar. Yaşça büyüklüğü nedeniyle grubun lideri durumundaydı.

Avrupa hayatı Paris'te başlayan Ziya Paşa, Sultan Abdülaziz'in Paris sergisi için şehre gelecek olması nedeniyle geçici olarak ülkeden ayrılmayı uygun buldu. 30 Haziran 1867'de Namık Kemal, Âgâh Bey ve Suavi Bey ile Londra'ya gitti. Abdülaziz'in Londra'ya gelmesi üzerine Brighton'a çekildi ancak Sultan'a "Ziya Paşa'nın Arzuhali" adlı dilekçe şeklinde yazılmış eserini sundu; bu eser sadrazam Ali Paşa aleyhine yazılmış siyasi tenkit ve hicivdi. Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin kararıyla Namık Kemal ile birlikte "Hürriyet" gazetesini çıkardı; ilk sayı 29 Ağustos 1868'de yayımlandı. Bu ilk sayıda Ziya Bey'in Osmanlı kabinesini yeren bir yazısı çıktı. Mustafa Fâzıl Paşa'nın yardımlarının azalması üzerine Mısır Hidivi İsmail'in desteğiyle gazete çıkarılmaya devam edildi. Namık Kemal ile fikir ayrılıkları sonucu 6 Eylül 1869'da Namık Kemal gazeteden ayrıldı. Ziya Paşa, elindeki toplu parayı Mustafa Fâzıl Paşa'ya geri gönderip Cenevre'ye çekildi; 13 Eylül 1869'dan itibaren gazeteyi Cenevre'de yönetti. Bir süre sonra Londra'ya geçti ve Hürriyet'i orada yayımlamayı sürdürdü. Gazetenin 78. sayısında Ali Suavi'nin "Ali Paşa Muhakemesi" başlıklı makalesindeki ifadeler nedeniyle İngiliz makamlarınca tutuklandı, kefaletle serbest kalınca Fransa'ya kaçtı. 1870 Nisan'ında İsviçre'ye geçti ve yeni bir matbaa kuramayınca Hürriyet'i 89. sayıdan itibaren taş basması olarak çıkardı. Gazete son sayısını 29 Mayıs 1870'te yayımladıktan sonra kapandı. İstanbul'a dönmesine sadrazam Ali Paşa'nın ölümünden (8 Ağustos 1871) sonra izin çıktı.

İstanbul'a döndükten sonra 1872-1876 arasında çeşitli memuriyetlerde görevlendirildi; bir süre geçim sıkıntısı çekti. Abdülaziz'in tahttan indirilmesi ve II. Abdülhamit'in tahta çıkarılmasından sonra kurulan Anayasa Komisyonunda yer aldı. Bu sırada Maarif Müsteşarlığı görevindeydi ancak müsteşarlığın işlerinden ziyade anayasa hazırlıklarıyla uğraştı. Anayasanın 23 Aralık 1876'da ilan edilmesinden sonra padişah Abdülhamit, Ziya Paşa'yı İstanbul'dan uzaklaştırmak için vezir rütbesiyle Suriye'ye vali olarak gönderdi. Üç buçuk ay süren Suriye valiliğinden sonra Konya'da bir yıl valilik yaptı ve eğitimle ilgili çalışmalar gerçekleştirdi. Son olarak 1878'de Adana'ya vali olarak atandı; burada eğitim ve kültür alanında faaliyet gösterdi, Bursa valisi Ahmet Vefik Paşa'yı örnek alarak bir tiyatro binası inşa ettirdi, İstanbul'dan bir tiyatro heyeti getirtti ve Fransızcadan piyes tercüme etti. İmarla ilgili faaliyetlerde bulundu ve Gülek nahiyesinde bir rüştiye açtı.

Ziya Paşa, 2 yıla yakın valilik yaptığı Adana'da 17 Mayıs 1880'de sirozdan hayatını kaybetti. Büyük bir cenaze töreninin ardından Adana Ulu Camii yanına defnedildi; 1881'de Adana valisi Abidin Paşa tarafından mezarı üzerine türbe yaptırıldı. İki evlilik yapmış; ilk evliliğinden Hayali Bey, Seniha Hanım ve Vahid Ziya Bey adlı üç çocuğu olmuş, ikinci evliliğini Saadet Hanım ile yapmıştır.

Tanzimat çağı yazarları arasında Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan'dan sonra en çok eser verenlerden biri olan Ziya Paşa, daha çok şiir tarzında eser verdi. Eserlerinde baskıcı yönetime karşı özgürlükleri ve meşrutiyeti savundu; Batılılaşma yanlısı, yenilikçi Tanzimat edebiyatının öncüleri arasında yer aldı. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte yeni Türk edebiyatının temellerini attı. Türk edebiyatının kendi geleneğine sahip çıkmasını istedi, şiir ve yazı dilinin halkın dili olması gerektiğini savundu. Şiirlerinde divan şiiri biçimlerini kullandı ancak içerikte hak, adalet, uygarlık ve hürriyet gibi temaları işledi. "Terci-i Bend" ve "Terkib-i Bend" adlı iki şiirinde insanın yargısı ve gerçeği kavramanın olanaksızlığı, Tanrı'nın mutlak egemenliği gibi metafizik konular üzerinde durdu; bu iki manzume başlı başına bir eser olarak pek çok defa basıldı. 1874-1875'te Arap, Fars ve Türk şairlerin şiirlerini "Harâbât" adlı üç ciltlik ansiklopedide topladı; antoloji için yazdığı manzum önsöz "Mukaddime-i Harabat" ayrı bir eser olarak da basıldı. Bu önsözde divan edebiyatını övmesi Namık Kemal ile aralarının bozulmasına sebep oldu; Namık Kemal karşılık olarak "Tahrib-i Harâbât" adlı manzumeyi kaleme aldı. Manzum eserleri önce damadı Hamdi Paşa tarafından "Eş'ar-ı Ziya" adıyla, daha sonra Süleyman Nazif tarafından "Külliyat-ı Ziya Paşa" adı altında birer ciltte toplandı. Ali Paşa'yı hicvetmek için yazdığı "Zafername" adlı bir manzumesi de vardır. Şiir dışında siyasi konular üzerine "Rüya", "Veraset-i Saltanat-ı Seniyye" ve "Ziya Paşa'nın Arzuhali" gibi küçük kitaplar kaleme aldı. Gazetelerde yazdığı makaleler arasında Hürriyet'in 7 Eylül 1868 tarihli 11. sayısında yayımladığı "Şiir ve İnşâ" başlıklı makalesi çok meşhur oldu; bu makalesinde şiirde halk şiirinden faydalanmak ve halkın anlayabileceği dili kullanmak gerektiğini söyledi. Engizisyon Tarihi ve Endülüs Tarihi adlı iki Fransızca tarih kitabını Türkçeye kazandırdı; Molière'in Tartuffe eserini çevirerek Türk edebiyatının ilk manzum piyesini ortaya koydu. Jean-Jacques Rousseau'dan yaptığı "Emile" tercümesi yayımlanmış eserleri arasında yer aldı. "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" şeklindeki deyimleşen beytin de yazarıdır.

ŞAİRİN KALEMİNDEN

Öne Çıkan Şiirleri

Tümünü oku (20)

Herkes susar; bazıları şiir yazar.

“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.