1950lerin ortalarında ortaya çıkan ve Garip şiirinin yalın, gündelik söyleyişinden farklılaşan modern şiir hareketidir. Yoğun imge, çağrışım, alışılmadık bağdaştırmalar, anlam kapalılığı ve dilin estetik imkânları öne çıkar. Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk ve Ece Ayhan hareketin önde gelen isimleri arasındadır. Şairler başlangıçta ortak bir bildiri veya program çevresinde birleşmemiş, İkinci Yeni adı daha sonra bu şiir anlayışını tanımlamak için kullanılmıştır.
Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat tarafından geliştirilen ve Birinci Yeni adıyla da anılan şiir hareketidir. Ölçü, uyak, geleneksel şiir dili ve şairane söyleyişe karşı çıkmış; gündelik konuşma dilini, sıradan insanı ve günlük hayatın küçük ayrıntılarını şiire taşımıştır. Üç şairin ortak Garip kitabının 1941 yılında yayımlanması hareketin adını ve şiir anlayışını belirginleştirmiştir.
Toplumsal eşitsizlikleri, emek, yoksulluk, adalet, sınıfsal sorunlar ve siyasal meseleleri şiirin konusu hâline getiren anlayıştır. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde Nâzım Hikmet ilk önemli temsilcisi kabul edilir. Serbest nazmı güçlü biçimde kullanan toplumcu gerçekçi şairler sanatı yalnızca toplumu yansıtan değil, toplumsal değişime katkıda bulunabilecek bir araç olarak da değerlendirmişlerdir.
1928 yılında Yedi Meşale adlı ortak kitap ve ardından Meşale dergisi çevresinde ortaya çıkan edebî topluluktur. Taklitten uzak, canlı, samimi ve yenilikçi bir edebiyat oluşturmayı amaçlamış; şiirin konu ve anlatım imkânlarını genişletmeye çalışmıştır. Cevdet Kudret, Kenan Hulusi Koray, Muammer Lütfi Bahşi, Sabri Esat Siyavuşgil, Vasfi Mahir Kocatürk, Yaşar Nabi Nayır ve Ziya Osman Saba topluluğu oluşturan isimlerdir.
Cumhuriyetin ilanıyla başlayan ve günümüze kadar devam eden geniş edebiyat dönemidir. İlk yıllarda Millî Edebiyattan gelen sade dil, Anadolu ve memleket ilgisi sürerken zamanla Saf Şiir, toplumcu şiir, Garip, İkinci Yeni ve birçok bağımsız şiir anlayışı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Cumhuriyet Dönemi tek bir estetik anlayıştan ziyade farklı edebî eğilimlerin bir arada geliştiği çok sesli bir dönemdir.
Şiiri doğrudan düşünce aktarma aracından çok estetik bir yapı olarak gören; dil, ahenk, musiki, imge ve çağrışımı öne çıkaran şiir anlayışıdır. Ahmet Haşim ve Yahya Kemal bu anlayışın öncü isimleri kabul edilir. Cumhuriyet döneminde Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas ve başka şairlerle gelişimini sürdürmüş; aşk, yalnızlık, ölüm, zaman, rüya ve bireyin iç dünyası gibi temalara ağırlık vermiştir.
Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy ve Enis Behiç Koryürekten oluşan şiir topluluğudur. Millî Edebiyatın sade dil ve millî kaynaklara yönelme anlayışını benimsemiş; hece ölçüsünü, Anadolu insanını, memleket sevgisini ve yerli hayatı şiirlerinde öne çıkarmıştır. 1917-1918 yıllarında topluca görünür hâle gelen Beş Hececiler Cumhuriyetin ilk yıllarında da Türk şiiri üzerinde etkili olmuştur.
1911 yılında Selanikte yayımlanan Genç Kalemler dergisi ve Yeni Lisan hareketi çevresinde belirginleşen edebiyat dönemidir. Sade ve konuşma diline yaklaşan bir Türkçe kullanmak, millî kaynaklara yönelmek, Anadolu ve yerli hayatı edebiyatın konusu hâline getirmek temel amaçları arasındadır. Şiirde hece ölçüsünün yaygınlaşmasına önemli katkıda bulunmuş ve Cumhuriyet Dönemi edebiyatını güçlü biçimde etkilemiştir.
II. Meşrutiyet döneminde ortaya çıkan ve sanat şahsî ve muhteremdir görüşünü benimseyen edebî topluluktur. Estetik kaygıyı ve bireysel duyarlığı öne çıkarmış; özellikle şiirde imge, ahenk ve Fransız edebiyatından gelen sembolist etkiler önem kazanmıştır. Ahmet Haşim topluluğun edebiyat tarihinde kalıcı etki bırakan en önemli şairidir. 1909da kurulan topluluk 1912 yılı sonunda dağılmış, üyelerinin bir bölümü daha sonra farklı edebî anlayışlara yönelmiştir.
1896 yılında Tevfik Fikret'in Servet-i Fünun dergisinin yazı işleri yönetimine gelmesiyle dergi çevresinde oluşan ve Edebiyat-ı Cedide adıyla da anılan edebiyat topluluğudur. Sanat için sanat anlayışı doğrultusunda bireysel konulara yönelmiş; şiirde ağır ve sanatlı bir dil, aruz ölçüsü, kulak için kafiye anlayışı ile parnasizm ve sembolizmin etkileri öne çıkmıştır. Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin dönemin başlıca şairleridir. Dergi çevresindeki topluluk 1901 yılında dağılmış ve dönem sona ermiştir.
Tanzimat Edebiyatının 1876-1896 yılları arasındaki ikinci evresidir. İlk dönemin toplumsal fayda anlayışının yerini büyük ölçüde sanat için sanat düşüncesi almış; aşk, ölüm, tabiat ve bireysel duyarlık gibi konular öne çıkmıştır. Batı şiirinin biçim ve tekniklerinden daha fazla yararlanılmış, şiir dili ağırlaşmış ve estetik kaygı belirginleşmiştir. Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan ve Muallim Naci dönemin önemli şairlerindendir.
1860 yılında Tercüman-ı Ahvâl gazetesinin yayımlanmasıyla başlayan Tanzimat Edebiyatının ilk evresidir. Sanat toplum içindir anlayışı benimsenmiş; vatan, millet, hürriyet, adalet ve eşitlik gibi toplumsal kavramlar edebiyatta öne çıkmıştır. Gazete, roman, tiyatro, makale ve modern hikâye gibi Batılı türlerin gelişmesi hızlanmış; dilin sadeleştirilmesi savunulmasına rağmen uygulamada eski dilin etkisi tamamen ortadan kaldırılamamıştır.
Tasavvuf düşüncesini ve dinî tecrübeyi merkezine alan halk edebiyatı geleneğidir. Anadolu sahasında XIII. yüzyıldan itibaren gelişmiş; Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Pir Sultan Abdal ve Hacı Bayram-ı Veli gibi önemli temsilciler yetiştirmiştir. İlahi aşk, insanın manevi olgunlaşması, nefis, yaradılış ve Allah-insan ilişkisi başlıca konularıdır. İlahi, nefes, nutuk, devriye ve şathiye gibi türlerde hem hece hem aruz ölçüsüyle eserler verilmiştir.
Halkın sözlü kültürü içinde gelişen, kuşaktan kuşağa aktarılan geniş edebiyat geleneğidir. Halk dili, hece ölçüsü ve dörtlük yapısı şiirde ağırlık kazanmış; aşk, doğa, ayrılık, özlem, yiğitlik ve toplumsal yaşam gibi konular işlenmiştir. Anonim halk edebiyatı, âşık tarzı halk edebiyatı ve dinî-tasavvufî halk edebiyatı başlıca kollarıdır. Kökleri eski Türk sözlü kültürüne kadar uzanan gelenek, âşıklık ve anonim kültür ürünleri aracılığıyla günümüzde de yaşamaktadır.
Türk edebiyatının İslam medeniyeti çevresinde gelişen klasik edebiyat geleneğidir. Nazari ve estetik esaslarını İslami kültürden almış, özellikle Fars edebiyatının güçlü etkisi altında şekillenmiştir. Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaların geniş yer tuttuğu bir edebî dille gelişen bu gelenek, belirgin örneklerini XIII. yüzyılın sonlarından XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar vermiştir.
Türk edebiyatında İslamiyet'in kabulünden önceki dönem ile İslami dönem arasındaki geçişi ifade eden XI-XII. yüzyıl edebiyatıdır. Bu dönemde oluşturulan eserlerin dilinde ve içeriğinde İslamiyet'in etkisi görülmeye başlar. Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugâti't-Türk, Atabetü'l-Hakâyık ve Dîvân-ı Hikmet dönemin başlıca eserleri arasında gösterilir.
Türklerin İslamiyet'i kabulünden önce oluşturduğu ve sözlü edebiyat ile yazılı edebiyat olmak üzere iki bölümde incelenen edebiyat dönemidir. Sözlü gelenekte sav, sagu, koşuk ve destanlar öne çıkar. Yazılı dönemin ilk önemli ürünleri VIII. yüzyıldaki Köktürk Yazıtlarıdır; Uygur döneminde de Budizm ve Maniheizm çevresinde çeşitli eserler verilmiştir. MEB dönemlendirmesinde bu dönem başlangıcı kesin olarak belirtilmeden X. yüzyıla kadar gösterilir.