“Anna Ahmatova, yarım yüzyıl boyunca romantik ve duygusal St. Petersburg geleneğinin en önemli temsilcisi olan Rus şairdir. Kısa lirik şiirleri evrenselleştirmeye çalışmış, Akmeist şairler grubunda büyük şöhret kazanmıştır. Stalinist terör döneminde yazdığı Requiem adlı trajik şaheseriyle öne çıkmış, eserlerinde Stalinizm gölgesinde yaşayan yaratıcı kadınların kaderini anlatmıştır.”
Anna Ahmatova Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Anna Andreevna Gorenko, 23 Haziran 1889'da Odessa'nın Bolşoy Fontan bölgesinde dünyaya geldi. Anne ve babası 1905'te ayrıldığı için mutlu bir çocukluk geçirmedi. Kiev, Tsarskoe Selo ve St. Petersburg'daki Smolni Enstitüsü'nde eğitim aldı. On bir yaşında şiir yazmaya başladı ve Racine, Puşkin ile Baratinski gibi şairlerden esinlendi. Babası şairliğin aile adının saygınlığına gölge düşüreceğine inandığı için Tatar olan büyükannesine ait Ahmatova soyadını kullanmaya başladı.
1910 yılında genç şair Nikolay Gumilyov ile evlendi. Kocası Ahmatova'nın şiirlerini ciddiye almadı; Aleksander Blok'un kocasının şiirlerini tercih ettiğini öğrendiğinde sarsıldı. Oğulları Lev Gumilyov 1912 yılında dünyaya geldi ve ileride Neo Avrasyacı ünlü bir tarihçi oldu. Ahmatova, Osip Mandelştam'ın ilgisine karşılık vermiş; Mandelstam'ın karısı Nadejda Mandelstam daha sonra otobiyografisinde onu affetmiştir.
1912'de ilk derlemesi Akşam'ı yayımladı. 1914'te ikinci derlemesi Tespih yayınlanana kadar "Ahmatova'dan sonra" binlerce kadının şiirini oluşturdu. Erken şiirleri genellikle bir adam ile bir kadını resmeder ve ilişkilerinin en acı, muğlak anlarını kapsar. Bu parçalar çok örnek alındı, Nabokov ve diğerleri tarafından taklit edildi. Kocasıyla birlikte Akmeist şairler grubuna katılan Ahmatova bu çevrede büyük bir şöhrete kavuştu. Rus şiir tarihinde "Neva'nın Kraliçesi" ve "Gümüş Çağın ruhu" gibi unvanlarla anıldı. Yaşamının uzun bir bölümünü kapsayan en uzun eseri "Kahraman olmadan şiir"i Puşkin'in Yevgeni Onegin romanından esinlenerek yazdı.
Eşi Nikolay Gumilyov, Sovyetler'e karşı anti faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle 1921'de kurşuna dizildi. Ahmatova daha sonra ünlü bir Asurolojist olan Vladimir Şileyko ve Stalinist Gulag kamplarında ölen sanat tarihçisi Nikolay Punin ile evlendi; evli edebiyatçı Boris Pasternak'ın tekliflerini geri çevirdi. 1922'den sonra kapitalist bir öğe olarak mahkûm edildi ve 1925'ten 1940'a kadar şiirlerinin yayınlanması yasaklandı. Bu dönemde Puşkin ve Leopardi üzerine denemeler yazıp çeviriler yaparak geçimini sağladı; arkadaşlarının hepsi ya göç etti ya da yok edildi.
1935-1940 arasında Stalinist terör olarak bilinen dönemde Requiem adlı trajik şaheseriyle öne çıktı. Eserlerinde Stalinizm gölgesinde yaşayan yaratıcı kadınların kaderini, zaman ve anı gibi türlü temalarla anlattı. 1946 yılında Stalin'in ortağı ve kültür bakanı Andrei Jdanov, Ahmatova'nın Isaiah Berlin'i ziyaret ettiğini öğrenerek onu alenen "yarısı fahişe, yarısı rahibe" olarak etiketledi ve şiirlerinin yayımlanmasını yasakladı. Ardından Yazarlar Birliğinden çıkarma girişiminde bulunuldu. Oğlu gençliğini Stalinist Gulag'ta harcadı; tahliyesini sağlamak için Stalin'i öven birkaç şiir yayımladı ve ilişkileri hep gergin devam etti. Resmen yok edilmesine rağmen eserleri sözlü olarak ve samizdat yoluyla el altından bilinmeye devam etti.
Ahmatova, Rabindranath Tagore'dan sekiz bölümlük bir derleme çalışmasının Rusçaya çevirisini yaptı. Şiirleri arasında Akşam (1912), Tespih (1914), Beyaz Sürü (1914), Plantain (1921) ve Anno Domini MCMXXI (1922) gibi derlemeler yer aldı. Eserleri çeşitli dillere çevrildi; Suman Pokhrel tarafından Nepali diline kazandırılan şiirleri Manpareka Kehi Kavita adlı antolojide bir araya getirildi. 5 Mart 1966'da Moskova yakınlarındaki Domodedovo'da hayatını kaybetti ve Komarovo'daki mezarına defnedildi.
Öne Çıkan Şiirleri
Requiem
Yaban Balı Özgürlük Kokar
Hepsi Alınıp Götürüldü
Yurt
Herkes Gitti Kimse Dönmedi
1914
Şiir, hatırlamanın en zarif biçimlerinden biridir.