Sıdkı Baba portresi

Sıdkı Baba

âşık Tarsus, Mersin, Türkiye
1865 1928 (63)
Şiirleri
“Asıl adı Zeynel Abidin olan Sıdkı Baba, 1865'te Mersin'in Tarsus ilçesine bağlı Yenice köyünde doğmuş ve 1928'de Merzifon'un Harız köyünde vefat etmiştir. Hacıbektaş Veli Dergâhı'na bağlı bir Bektaşi ozanı olarak yetişmiş, şiirlerinde sevgi, hoşgörü, birlik ve kardeşlik temalarını işlemiştir. Hem hece hem aruz vezniyle yazdığı şiirlerinde Alevi-Bektaşi geleneğinin izleri görülür; "Haydar Haydar" olarak bilinen eserin sözleri ona aittir. Şiirleri cem ritüellerinde icra edilmiş ve Âşık Veysel'i etkilemiştir.”
HAYATI VE EDEBÎ YOLCULUĞU

Sıdkı Baba Kimdir?

Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler

Asıl adı Zeynel Abidin olan Sıdkı Baba, 1865 yılında Mersin'in Tarsus ilçesine bağlı Yenice köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Mehmet, annesinin adı Eşeli idi. Ailesinin soyu Oğuzların Bozok koluna bağlı Dede Garkın aşireti ve ocağından geliyordu. Henüz çocukken babasını kaybederek yetim kaldı. Kardeşiyle birlikte köy medresesinde okuma yazmayı öğrendi. Altı yaşındayken "Pervane" mahlasıyla şiir söylemeye başladığı rivayet edilir.

On iki yaşındayken annesinin izin vermemesine rağmen evden kaçarak ününü duyduğu Hacıbektaş Veli Dergâhı'na gitti. Şiirlerinden anlaşıldığına göre 1876 yılında, on iki yaşındayken Hacıbektaş Dergâhı postnişini Feyzullah Efendi'ye intisap etti. İki yıl sonra annesine duyduğu hasret nedeniyle mürşidinden üç ay izin alarak Yenice'ye döndü; ancak Dergâh'a döndüğünde Feyzullah Efendi'nin vefat ettiğini öğrendi. Dergâh postuna Feyzullah Efendi'nin büyük oğlu Cemalettin Efendi oturdu. Sıdkı, medrese arkadaşı da olan mürşidi Cemalettin Efendi'ye derin bir bağlılık duydu. Cemalettin Efendi, ona on dört yaşındayken o zamana kadar kullandığı "Pervane" mahlası yerine "Sıdkî" mahlasını verdi. Sıdkı, "On dört yıl dolandım pervanelikte / Sıdkî ismin buldum divanelikte" dizeleriyle bu mahlası alışını konu edindi.

Sıdkı Baba, Cemalettin Efendi'nin taliplerine yaptığı ziyaretlerin tamamına katıldı ve kendisine Hacıbektaş Dergâhı onaylı, Cemalettin Efendi'nin halifesi ve vekili olduğuna dair bir berat verildi. 1893 yılının temmuz ayında Dergâh'ta hizmet gören Çorum'un Alaca ilçesi İmad Hüyüğü köyünden Mehmed Dede Ocağı evlatlarından Ali Ağa'nın kızı Hatice ile evlendi. Evliliğinden kısa bir süre sonra taliplerinin köylerini dolaşırken Merzifon'un Harız (Gümüştepe) köyünü beğendi ve eşiyle birlikte bu köye yerleşti. İlk evinin burada olması, nüfusunun bu köye kayıtlı olması, çocuklarının burada dünyaya gelmesi ve ömrünün kalan kısmını bu köyde tamamlaması nedeniyle çeşitli kaynaklarda Merzifonlu ve Harızlı olarak anıldı. Kendisi de çeşitli vesilelerle Merzifonlu olduğunu vurguladı.

Hayatının kalan kısmını Merzifon'da geçiren Sıdkı Baba, Hacıbektaş Veli Dergâhı'nın bu yöredeki "Baba"sı olarak uzun yıllar hizmet etti ve burada bulunan Piri Baba ile Koçu Baba Türbelerini onarttı. 1. Dünya Savaşı sırasında vatan savunması için Cemalettin Çelebi'nin isteğiyle Alevi topluluklar tarafından oluşturulan gönüllü mücahit alayının fahri yüzbaşısı olarak mücadele verdi. Agahî Baba ve Yediharf adlı şairlerin de bu alaya katıldığını şiirlerinde ifade etti. 63 yıllık ömrünün 51 yılını Hacıbektaş Veli Dergâhı'na hizmet ederek geçirdi. Merzifon'un Harız köyüne geldikten bir müddet sonra, 1911 yılında eşi Hatice vefat edince bu köyden Naciye isimli bir kızla ikinci evliliğini yaptı. İlk eşinden Kenzi, Fadime, Güleser ve Sakine adında dört kızı ve Ali Baki adını verdiği bir oğlu oldu; ikinci eşinden ise Hamdullah adını verdiği bir oğlu ile Kadıncı ve Naile adlı iki kızı dünyaya geldi. 1928 yılında Harız köyünde vefat eden Sıdkı Baba'nın kabri de bu köyde bulunmaktadır.

Şiirlerinde sevgi, hoşgörü, birlik, beraberlik ve kardeşlik kavramlarını ön planda tutan Sıdkı Baba, Kurtuluş Savaşı dâhil olmak üzere çeşitli tarihî olayları da konu edindi. Çeşitli cönklerde ve yazma eserlerde sekiz yüzden fazla şiiri bulunan şair, II. Meşrutiyet'in ilânında "Hürriyet ve Müsavat Destanı", Kurtuluş Savaşı sonunda ise "Sulh Destanı" adını verdiği şiirleri kaleme aldı. Şiir yazma tekniği oldukça güçlü olan Sıdkı Baba'nın şiirlerindeki sözcükleri ustaca seçtiği görülür. Şiirlerini hem hece hem de aruz vezniyle yazdı. Şiirlerinde sadelik içerisinde bir güzellik vardır; yabancı sözcüklere ihtiyaç duymadı. Dili halk dili olduğu gibi, işlediği konular da halkın derdi, halkın neşesi ve halkın hayatıydı. Onun şiirleri "geleneksel halk şiirimizin su katılmamış şiirleri" olarak nitelendirildi. Ayrıca Sıdkı Baba'da Alevi-Bektaşi şiir geleneğinin bütün izlerini görmek mümkündür. Meydan, talip, muhip, derviş, ayin-i cem, dört kapı, mürşid gibi sözcükler bu gelenek çerçevesinde oluşan şiirlerinin yapısını oluşturur. Deyişleri, semahları ve nefesleri günümüze dek Alevi topluluklar arasında yaygın olarak icra edildi. Âşık Veysel'in etkilendiği şairlerden birisi de Sıdkı Baba'dır. İbrahim Aslanoğlu'nun Âşık Veysel ile yaptığı bir mülakatta Veysel, gözlerini kaybettiğinde oyalanması için babasının eline bir saz verdiğini ve sonrasında Pir Sultan Abdal, Âşık Veli, Hüseyin, Kul Sabri, Kemter Baba ve Sıdkî'dan derlediği şiirleri kendisine ezberlettiğini nakleder. Saz sanatçısı Ali Ekber Çiçek tarafından seslendirilen ve "Haydar Haydar" adıyla şöhret bulan eserin sözleri de Sıdkî Baba'ya aittir. Aslı "on dört yıl dolandım pervanelikte" olan ve Sıdkî Baba'nın önceki mahlası olan "Pervane" mahlasını on dört yıl kullandığına gönderme yapan dizeler, Ali Ekber Çiçek tarafından "on dört bin yıl gezdim" şeklinde okunmuş ve kayıtlara da bu şekilde geçmiştir.

İyi bir medrese eğitimi almış olan Sıdkı Baba'nın başta medrese rik'asıyla kaleme aldığı 1393 beyitlik "Nasihatnâme" adını verdiği eser olmak üzere, nesih ile yazdığı bir cönkü, "Destan-ı Hürriyet-i Osmanî" adıyla yazdığı 104 beyitlik rika ile yazılmış eseri ve Şeyh Cemalettin Efendi'nin vefatı üzerine yazmış olduğu mersiye ve koşmalardan oluşan bir defteri mevcuttur. Hem hece ölçüsü hem de aruz ölçüsüyle şiirler yazan ve güçlü bir âşık olan Sıdkı Baba, divan şiirini de iyi bilmektedir. Şairin türkü olarak da söylenen deyişleri ve semahları dinleyiciler tarafından çok sevildi. Bektaşi tarikatına bağlı bir ozan olan Sıdkı Baba, şiirlerinde her Alevi-Bektaşi ozanında olduğu gibi "Ehl-i beyte sevgi, Hz. Ali hakkında övgü, Hacı Bektaş'a bağlılık" gibi konulara yer verdi. Anadolu'nun tüm yörelerinde bilhassa Alevi-Bektaşi inancına mensup topluluklar arasında çok iyi tanınan Sıdkı Baba'nın şiirleri, cem ritüellerinde semah, düvaz imam ve tevhid gibi hizmetlerin icrasında "hizmet hakkı" nefesi olarak icra edilmekte ve ritüelin değişmeyen bir parçası olarak gelenekte yerini korumaktadır. Yine birçok deyişi Ali Ekber Çiçek, Âşık Gülabi, Dertli Divani, Âşık Sefai, Arif Sağ, Erdal Erzincan, Cengiz Özkan, Erkân Oğur gibi saz sanatçıları ve âşıklar tarafından çeşitli müzik albümlerinde ve konserlerde icra edildi; onlarca eseri TRT repertuvarına girerek çeşitli saz ve ses sanatçıları tarafından seslendirildi. Sıdkı Baba ile ilgili Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından ilki 2016, ikincisi 2018 yıllarında olmak üzere iki ayrı sempozyum düzenlendi; bunlardan birincisi "Yeniceli Âşık Sıdki Baba ve Popülerlik Çerçevesinde Kültür Sanat Sempozyumu Bildirileri" adı altında 2016 yılında yayımlandı. Alevi-Bektaşi tarzı güçlü bir gelenek bilgisi ve muhabbeti şiirlerinde dikkat çeker. Şiirlerinin yanında "Nasîhatnâme-i Sıdkî" adıyla bilinen mesnevi şeklinde bir eseri daha vardır. Bu eser dinî-tasavvuf konulu olup dört bab, kırk makam halinde şeriat, hakikat, marifet, tarikat konuları işlenmiştir. Sıdkı Baba, bu konuları işlerken külfetten uzak, sade, açık ve anlaşılır bir dil kullandı. Onun eserlerinde az sayıda Arapça ve Farsça terkibe rastlanır. Şair, anlatımda ahengi sağlayan tam ve zengin kafiyelere sıkça yer verdi. Bu kafiyeler bazen Arapça ve Farsça kelimelerle yapılırken bazen de Türkçe kelimelerle yapılmıştır.

ŞAİRİN KALEMİNDEN

Öne Çıkan Şiirleri

Tümünü oku (82)

Bazı kelimelerin yaşı yoktur; hep aynı yerden acıtır.

“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.