“Ceyhun Atuf Kansu, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde memleket edebiyatı geleneğini bağımsız bir çizgide sürdüren şair ve doktordur. Şiirlerinde Anadolu insanını, çocuk sorunlarını, köy ve eğitim temalarını işledi. Halk ozanlarından beslenen yalın dili ve toplumcu duyarlılığıyla öne çıktı. Dünyanın Bütün Çiçekleri adlı şiiri en bilinen eseridir.”
Ceyhun Atuf Kansu Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Ceyhun Atuf Kansu, 7 Aralık 1919'da İstanbul'un Bostancı semtinde doğdu. Babası eğitimci Nafi Atuf Bey, annesi Müfdale Hanım'dı. Ailenin ikinci çocuğu olan Kansu, henüz bir buçuk yaşındayken annesini kaybetti ve ağabeyi Tuğrul Atuf ile birlikte Ankara'da babasının yanında büyüdü. Babasının Milli Mücadele'ye katılması ve Sakarya Meydan Muharebesi sırasında Ankara'nın boşaltılmasıyla Kayseri'ye gitmeleri, çocukluğunun ilk yıllarında ulusal kurtuluş savaşına tanıklık etmesini sağladı. 1922'de ailesiyle Ankara'ya döndü; ilköğrenimini 1926'da başladığı Ankara Samanpazarı İlkokulu'nda ve 1932'de tamamladığı Necatibey İlkokulu'nda aldı. İlkokul beşinci sınıftayken geçirdiği kemik veremi nedeniyle altı ay boyunca vücudu alçılarla kaplı olarak yatmak zorunda kaldı.
Ortaöğrenimine İstanbul'da İstiklal Lisesi'nde yatılı öğrenci olarak başladı; ilk öyküsü bu lisenin yıllığında yayımlandı. 1935'te Ankara'daki Gazi Lisesi'ne yatılı olarak geçti ve arkadaşlarıyla Filiz adlı bir dergi çıkardı. Şiirleri önce Filiz, ardından İnkılapçı Gençlik, Ülkü, Yücel, Millet ve İstanbul gibi dergilerde yayımlandı. 1938'de Gazi Lisesi'nden mezun oldu. Siyasal bilgiler okumak istemesine rağmen babasının isteğiyle tıp eğitimine yöneldi ve 1938-1944 arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okudu. Tıp öğrenimi sırasında doğa, çocuk ve yurt sevgisini işlediği ilk şiir kitapları Bir Çocuk Bahçesi'nde (1941) ve Bağbozumu Sofrası'nı (1944) yayımladı. Eminönü Halkevi'nin Dil-Tarih-Edebiyat koluna üye oldu.
Tıp eğitimini tamamladıktan sonra çocuk hastalıkları alanında uzmanlaşan Kansu, Ankara Numune Hastanesi'nde çalıştı ve Altındağ mahallesinde açtığı poliklinikte gecekondu mahallesi çocuklarına sağlık hizmeti götürdü. Bu dönemde şiirlerini Çocuklar Gemisi (1946) adlı kitapta topladı. 1948'de Tokat'ın Turhal ilçesindeki Şeker Fabrikası'nda doktor olarak çalışmaya başladı ve burada tanıştığı Muzaffer Hanım ile evlendi; Bahar ve Işık adında iki çocukları oldu. Turhal'da geçirdiği on bir yıl boyunca hem fabrikanın çocuk doktoru olarak görev yaptı hem de şiir kitapları yayımlamayı sürdürdü. 1940 Kuşağı'ndan etkilenerek toplumcu şiire yöneldi; Anadolu'yu yalnızca doğa yönüyle değil, insanıyla anlatan şiirler yazdı. Ülkü ve Millet gibi dergilerde yayımladığı şiirlerini Yanık Hava (1951), Haziran Defteri (1955) ve Yurdumdan (1960) kitaplarında bir araya getirdi. Yanık Hava'daki Dünyanın Bütün Çiçekleri adlı şiir, en bilinen eserlerinden biri oldu. Ayrıca çocuk sağlığına dair Turhal Dolaylarında Çocuk Bakımı (1954) adlı kitabı yayımladı.
1959'dan itibaren Ankara'da Ankara Şeker Fabrikası ile Şeker Şirketi Genel Müdürlüğünde doktorluk mesleğini sürdürdü. Bu dönemde Ankara Radyosu'nda Türk Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal ve Türk dili konularında yaptığı konuşmalarla tanındı. Çocuk sağlığıyla ilgili Anneler Soruyorlar (1959-1961) ve Kasabalar ve Köylerde Çocuk Bakımı (1961) adlı kitaplarını yayımladı. Yurdumdan (1960) kitabında dış dünyadaki siyasi gelişmelere paralel olarak Cumhuriyet ve Türk İnkılabı üzerine düşüncelerini dile getirdi. Sonraki yıllarda çeşitli dergilerde yayımladığı şiirlerini Bağımsızlık Gülü (1965), Sakarya Meydan Savaşı (1970) ve Buğday Kadın Gül ve Gökyüzü (1970) kitaplarında topladı. Bağımsızlık Gülü ile 1965-1966 Yeditepe Şiir Armağanı'nı, Kurtuluş Savaşı yıllarını destan havasıyla anlattığı Sakarya Meydan Savaşı ile 1970-1971 Behçet Kemal Çağlar Ödülü'nü aldı. 1965'te Köy Öğretmenine Mektuplar denemesiyle Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü'ne değer görüldü.
1960 askerî darbesinin ardından Halkevleri'nin Türk Kültür Derneği adıyla dernek statüsünde faaliyete geçirilmesinden sonra bir süre bu derneğin genel başkan yardımcılığını yaptı ve dernek adına çıkan Dernek dergisini yönetti. Türk Kültür Dernekleri'nin adının Halkevleri olarak değişmesinden sonra çıkan Halkevleri Dergisi'nin yazı kurulunda çalıştı. 1969'da Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi ve Türk Dili dergisinin yazı kurulunda yer aldı. Hayatının son dönemlerinde Atatürk'ün Nutuk'unu yorumlamaya çalıştı ve Söylevi Okurken başlıklı bir yazı dizisi hazırladı; ancak bu çalışmayı tamamlayamadı. 17 Mart 1978'de Ankara'da kalp yetmezliği sonucu elli dokuz yaşında öldü. Naaşı 19 Mart 1978'de Türk Dil Kurumu ve Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü önüne getirildikten sonra Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra bütün şiirleri Vecihi Timuroğlu tarafından iki ciltte toplandı ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlandı; kitaplarına girmeyen şiir ve düz yazıları Muzaffer Uyguner tarafından Güneş Salkımı (1991), Bir Kasabadan Resimler (1992) ve Halk Albümü (1993) adlarıyla bir araya getirildi. 1986'dan itibaren her yıl ölüm yıldönümü olan 17 Mart'ta kendi adına bir şiir ödülü verilmeye başlandı.
Öne Çıkan Şiirleri
Dünyanın Bütün Çiçekleri
Dağ Köyü
Güney Hastalığı
Sevgiyi Türetmek
Yanık Hava
Tutuklamayın Ozanları
Bazı kelimeler insanın içindeki kapıları açar.