“Halk şiiri geleneğinden beslenen Abdurrahim Karakoç, hiciv ve mücadeleci üslubuyla Türk şiirinde kendine özgü bir yer edinmiştir. Yunus Emre, Karacaoğlan, Dadaloğlu ve Seyrani gibi halk ozanlarının etkisiyle şiir anlayışını biçimlendirmiş, 27 Mayıs Darbesi ve haksızlıklara karşı yazdığı taşlamalarla tanınmıştır. 'Hasan'a Mektuplar' ve 'Mihriban' gibi eserleri geniş okur kitlelerine ulaşmış, ülkücü görüşleriyle bilinen şair yaklaşık otuz davada kendini bizzat savunmuştur.”
Abdurrahim Karakoç Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Abdurrahim Karakoç, 7 Nisan 1932'de Kahramanmaraş'ın Ekinözü ilçesinde dünyaya geldi. Babası Ümmet Karakoç, halk arasında "Ümmet Hoca" olarak tanınan, halk şiiriyle ilgilenen ve bir süre muhtarlık yapan bir kişiydi. Abdurrahim ile şair olan kardeşleri Bahaettin, Ertuğrul, Nafiz ve Osman Karakoç'un şiire yönelmelerinde babalarının önemli etkisi olduğu belirtilmektedir. Çocukluk yıllarında babasından Köroğlu Destanı'nı ve Yunus Emre, Karacaoğlan ile Dadaloğlu'nun şiirlerini dinleyerek yetişti; sonraki yıllarda da Yunus Emre, Karacaoğlan, Seyrani, Ruhsatî, Köroğlu ve Dadaloğlu'nun eserlerini ilgiyle okudu. Bu şairlerin eserleri, onun şiir anlayışının ve edebî kişiliğinin şekillenmesinde etkili oldu.
Hatırlayabildiği ilk şiirini ilkokul yıllarında yazdığını belirten Karakoç, kendi anlatımına göre bir arkadaşıyla yaşadığı tartışmanın ardından o arkadaşını hicvetmek amacıyla bir şiir kaleme aldı ve bu şiirin diğer arkadaşları tarafından okunması hicvedilen arkadaşını oldukça öfkelendirdi. Askerlik sırasında paratifo hastalığına yakalanarak psikolojik olarak olumsuz etkilendi. İlk yazdığı şiirleri iki kitap olacak hacimdeyken beğenmeyip yaktı; 1958 yılından itibaren yazdıkları ise 'Hasan'a Mektuplar' adı altında 1964 yılında yayımlandı.
Askerden döndükten sonra bir süre köyünde marangozluk yaptı. 1958 yılında kasabasında henüz kurulan belediyeye imtihanla muhasebeci olarak girdi ve buradan 1982 yılında emekli oldu. Emekli olduktan sonra 1984'te sanat faaliyetlerini sürdürmek amacıyla Ankara'ya taşındı ve burada ulusal bir gazetede köşe yazarlığı yaptı. 1985 yılında gazetecilik yapmaya başladı.
Mücadeleci şiirlerinin çokluğu şartlardan kaynaklanmaktaydı; 27 Mayıs Darbesi, zinde güçler, demokrasi maskaralığı ve haksızlıklar hiciv şiirlerini besledi. Ülkücü görüşleriyle bilinen Karakoç, yaklaşık otuz defa mahkemeye verildi ve bütün suçlamalardan beraat etti; avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu ve hiçbir iktidarla barışık olmadı. Büyük Birlik Partisi'nin kuruluşunda yer aldı ve siyasete girdi, kısa bir süre sonra siyasetten ayrıldı; niçin girip niçin ayrıldığını bir röportajda "Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım" sözleriyle açıkladı.
Şiir kitapları arasında 1960'ta Mihriban, 1965'te Hasan'a Mektuplar, 1969'da Eli Kulakta, 1973'te Vur Emri, 1978'de Kan Yazısı, 1983'te Suları Islatamadım, 1985'te Beşinci Mevsim, 1994'te Dosta Doğru ve Akıl Karaya Vurdu, 2000'de Yasaklı Rüyalar, Gökçekimi ve Gerdanlık - I, 2002'de Gerdanlık - II, Parmak İzi ve Yağmur Yerden Yağar, 2007'de Anadolu'da Bahar yer aldı. 1990'da ise Düşünce Yazıları adlı deneme kitabını yayımladı.
2012 yılında ciğerlerindeki enfeksiyon nedeniyle bir süre Konya'da tedavi gördü; öldüğüne dair 24 Nisan 2012 tarihinde Radikal gazetesinde asılsız haberler yayımlandı ve dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sanatçıyı tedavi gördüğü hastanede 25 Nisan 2012 günü ziyaret etti. Karakoç, 7 Haziran 2012 tarihinde Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde yoğun bakımdayken öldü ve Ankara Keçiören'deki Bağlum semt kabristanına defnedildi.
Öne Çıkan Şiirleri
Hakim Beğ
Aydo'nun Uşağına
Aman Dikkat!
Anadolu Sevgisi
Vatan ve Biz
Mihriban
Bazı kelimeler insanı kendine geri çağırır.