“Ruhi Su, Türk halk müziği ve opera sanatçısı, bağlama virtüözü olarak tanınmıştır. Klasik Batı müziği eğitimini türkülerin yorumlanmasında kuramsal bir temele dönüştürmüş, halk türkülerini derleyip yeniden yorumlayarak geniş kitlelere ulaştırmıştır. Alevi deyişlerini ve Pir Sultan Abdal, Hatayi gibi ozanların eserlerini seslendirmiş, Nâzım Hikmet'in şiirlerini besteleyen ilk sanatçılardan biri olmuştur. Siyasi görüşleri nedeniyle baskı görmüş, 1975'te Dostlar Korosu'nu kurarak halk müziğinin yaygınlaşmasına öncülük etmiştir.”
Ruhi Su Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Mehmet Ruhi Su, 1 Ocak 1912'de Van'da dünyaya geldi. Anne ve babasının kim olduğunu kendisi de bilmiyordu; çocukluğunun büyük bir bölümünü evlatlık verildiği yoksul bir ailede ve ardından Adana Öksüzler Yurdu'nda geçirdi. Bir süre İstanbul'da askerî okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu farklı arayışlara yöneltti. Adana Öğretmen Okulu'nda öğrenim görürken Ankara'daki Musiki Muallim Mektebi'ne girmeyi başardı. Bu dönemde ebe-hemşire olarak çalışan Münire Sevim ile evlendi ve 1934'te oğulları Güngör dünyaya geldi.
1942'de Ankara Devlet Konservatuvarı'nın şan bölümünü bitiren Ruhi Su, sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu'nda ve Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde müzik öğretmenliği yaptı. Cumhurbaşkanlığı Orkestrası'na seçildi, konservatuvarın opera bölümünde okudu ve Devlet Operası'nda çalıştı. Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca, Yarasa, Aşk İksiri, Rigoletto, Figaro'nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı. Türk opera sanatının temelinde onun da büyük katkısı bulunmaktadır.
Ankara Radyosu'nda on beş günde bir yayımlanan türkü programları düzenledi ve Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde büyük bir koro oluşturdu. Aldığı klasik Batı müziği eğitimi, ömrü boyunca kendini adadığı türkülerin yorum ve icrasına yaklaşımının kuramsal temelini oluşturdu. Sosyalist dünya görüşü nedeniyle 1952-1957 yılları arasında 1951 TKP tevkifatı dolayısıyla hapis yattı. 1957'de Sanasaryan Han'da hapisteyken, sonradan hayatını birleştireceği Sıdıka Umut için söylediği Mahsus Mahal adlı türküyle ünlendi.
1960'ta İstanbul'da Taksim Belediye Gazinosu'nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip arşivleme görevini üstlendi. Radyoda 'Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor' anonsuyla sunulan programlardan birinde söylediği "Serdari Halimiz Böyle N'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak" türküsü nedeniyle "halkı sınıflara ayırmak yoluyla komünizm propagandası yapmak" suçlamasıyla işine son verildi. Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan sanatçı, türküleri derleyip yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti.
1975'te Dostlar Korosu'nu kuran Ruhi Su, 1978'den sonra çıkardığı kasetlerle halk müziğinin yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilindi. Ahmet İsvan ve Necdet Uğur'un yoğun uğraşıları sonucu ilk kez 1977'de pasaport alabildi ve Almanya, Hollanda, Belçika, İngiltere, Fransa ve Avustralya'da konserler verdi. Pasaportunun süresi dolduktan sonra yakalandığı prostat kanserinin tedavisi için yaptığı yeni pasaport başvurusu gerekçe gösterilmeden reddedildi. Heinrich Böll, Günter Grass, Siegfried Lenz gibi altı Alman sanatçının Kültür Bakanlığı'na başvurması üzerine "tedavi amaçlı ve yalnız bir defaya mahsus olmak üzere" yurt dışına çıkışına izin verildi, ancak artık çok geçti.
Ruhi Su, 20 Eylül 1985 sabaha karşı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi'nde hayatını kaybetti. 22 Eylül 1985'te Şişli Camii'nde kılınan öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Cenaze töreni binlerce kişinin katılımıyla 12 Eylül darbesi sonrası dönemin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü. Ölümüne kadar 16 adet 45'lik plak ve 11 adet uzunçalar çıkardı. Vefatından sonra kurulan Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla eşi Sıdıka Su ve oğlu Ilgın Su, özel arşivlerdeki ses kayıtlarından yararlanarak plak, kaset ve CD üretimini sürdürdüler. Alevi deyişlerini okuyan, Pir Sultan Abdal ve Hatayi gibi ozanların eserlerini yorumlayan sanatçı, Nâzım Hikmet'in şiirlerini ilk besteleyenler arasında yer aldı.
Öne Çıkan Şiirleri
Şiir, kalabalığın içinde duyulan kişisel bir sestir.