“Türk edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı, şair ve öğretmen olan Orhan Şaik Gökyay, vatansever şiirleriyle tanınmıştır. "Bu Vatan Kimin?" adlı şiiriyle hafızalarda yer eden şair, edebiyat alanında daha çok eleştirmenliği ve araştırmacılığıyla öne çıkmıştır. Dede Korkut hikâyelerini sadeleştirerek bu alanda önemli bir çalışma yapmış ve "Dede Korkut'un torunu" unvanını almıştır. Yetmiş yıl süren öğretmenlik hayatı boyunca binlerce öğrenci yetiştirmiş, 1991'de Devlet Sanatçısı unvanıyla ödüllendirilmiştir.”
Orhan Şaik Gökyay Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Orhan Şaik Gökyay, 16 Temmuz 1902 tarihinde babasının edebiyat öğretmeni olarak görev yaptığı İnebolu'da dünyaya geldi. 93 Harbi'nden sonra Filibe'den Anadolu'ya göç eden bir ailenin yedi çocuğundan biriydi. Babası Mehmet Cevdet Efendi, annesi Şefika Hanım'dı. Asıl adı Hüseyin Vehbi olan şair, Rıza Nur'un millî eğitim bakanlığı döneminde yayımlanan "her öğrencinin bir Türk adı alması"yla ilgili genelge uyarınca adını "Orhan" olarak değiştirdi.
İlk öğretimine Kastamonu'da başladı. İdâdînin dokuzuncu sınıfında okurken ailesinin maddi sıkıntıya düşmesi sebebiyle öğrenimine ara verdi ve katip olarak özel idarede çalışmaya başladı. Bu dönemde edebiyatla ilgilendi. İlk şiiri "Annemin Mezarında", Kastamonu'da yayımlanan Açıksöz gazetesinde 1922 yılında çıktı ve bu şiirini kardeşi Kenan'a atfetti. İzmir'in işgaline duyduğu üzüntüyle yazdığı "İzmir Rüyası" adlı ikinci şiirini edebiyat öğretmeni Vasfi Bey'e ithaf etti. Kurtuluş Savaşı yıllarında Kastamonu'dan geçen Mehmet Akif ile görüşme fırsatı buldu, ilk şiirlerini gösterdi ve beğenisini kazandı. Aynı yıl öğrenimini tamamlamak üzere Ankara'ya giderek Ankara Darülmuallimîni'nin son sınıfına kaydoldu.
Ankara Darülmuallimîni'ni "çok iyi derece" ile bitirdikten sonra 1923 yılından itibaren Piraziz, Samsun ve Balıkesir'de öğretmenlik yaptı. Balıkesir'de görev yaptığı sırada şair Edremitli Ruhi Naci'nin desteğiyle Çağlayan adında bir edebiyat dergisi çıkardı ve takma isimle yazı ve şiirlerini yayımladı. 1924-1926 yılları arasında on beş günlük olarak çıkan bu dergide Mehmet Akif, Tokadizade Şekip ve Hasan Basri gibi devrin önemli şair ve yazarlarının eserlerine de yer verdi. 1927 tarihinde önce Kastamonu İdadisi'nin son sınıfına kaydoldu, ardından hem İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi'ne hem Yüksek Öğretmen Okulu'na kaydolarak öğrenimini her iki okulda birden sürdürdü. Edebiyat fakültesinde hocası Fuat Köprülü'den etkilendi ve Almancasını ilerletti.
Yüksek öğrenimini 1930'da tamamladıktan sonra tekrar öğretmenliğe başladı; Kastamonu, Malatya, Edirne, Ankara, Eskişehir ve Bursa'da edebiyat öğretmenliği yaptı. "Bu Vatan Kimin" şiirini 1937 yılında Bursa'da öğretmenlik yaptığı dönemde yazdı. Edirne'de görev yaptığı sırada kendisi gibi öğretmenlik yapan Ferhunde Sarıoğlu ile evlendi; çiftin çocukları olmadı. 1938 yılında Dede Korkut hikâyelerini yayımlayarak "Dede Korkut'un torunu" unvanını aldı. Öğretmenlik yaşamına 1939'dan itibaren Ankara'da, yeni kurulan Musiki Muallim Mektebi'nde öğretmen ve müdür olarak devam etti. Bestesini Necil Kazım Akses ile Ulvi Cemal Erkin'in müştereken yaptıkları Konservatuvar Marşı'nın güftesini yazdı. En önemli araştırmalarından biri olan "Kabusname" ilk defa 1944'te yayımlandı.
1944 yılında konservatuvar müdürü iken okul arkadaşı Nihal Atsız'ı evinde misafir etmesi üzerine "Irkçılık-Turancılık davası" nedeniyle görevine son verildi, tutuklanarak İstanbul'a gönderildi ve işkence gördü. On bir ay süren tutukluluk ve yargılanma sürecinin ardından beraat etti ve öğretmenlik mesleğine iade edildi. Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik (1947-1951), Londra kültür ataşeliği ve öğrenci müfettişliği (1951-1954), İstanbul (Çapa) Eğitim Enstitüsü'nde öğretmenlik (1954-1959) görevlerinde bulundu. 1957'de "Katip Çelebi Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri" adlı kitabını yayımladı ve büyük önem verdiği Katip Çelebi'nin eserleri üzerinde çalışmalarını sürdürdü. 1959-1962 yılları arasında Londra'da bir okulda Türk dili ve edebiyatı okutmanı olarak çalıştı. 1962'de Türkiye'ye döndükten sonra Çapa Eğitim Enstitüsü'ndeki görevine tekrar başladı ve 1967 yılında yaş haddinden emekli oldu.
Emekli olduktan sonra da eğitimcilikten kopmadı; 81 yaşında tekrar mesleğine dönerek eski görev yeri olan Çapa Eğitim Enstitüsü'nde, Marmara ve Mimar Sinan Üniversitelerinde ders verdi. Hayatı boyunca Türk Dili, Nesil, Türk Folklor Araştırmaları, Çağrı, Oluş, Ülkü, Türk Folkloru, Musiki Mecmuası, Tarih ve Toplum gibi dergilerde eleştiriler yayımladı ve eleştirilerini 1982'de "Destursuz Bağa Girenler" adlı bir kitapta topladı. ABD'deki Princeton Üniversitesi 1984'te iki ciltlik bir eser hazırlayarak ona ilk bilim armağanını sundu. 1988'de Türklük Bilgisi Araştırmaları Dergisi'nin 6. ve 7. sayıları "Gökyay'a Armağan" olarak çıktı. 1989'da İstanbul Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktorluk diploması verildi. 1991'de Devlet Sanatçısı unvanı ile ödüllendirildi. Değerli kitaplardan oluşan kütüphanesini 1984'te kurulan Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Kütüphanesi'ne bağışladı. Prof. Dr. Günay Kut, onun eserlerini "şiirleri, makaleleri, telif kitapları ve çevirileri" olarak dört bölümde inceledi; bu çalışma 1989'da yayımlandı.
Yetmiş yıllık öğretmenlik hayatında binlerce öğrenci yetiştiren Orhan Şaik Gökyay, 2 Aralık 1994 tarihinde öldü ve cenazesi ertesi gün Üsküdar'daki Nakkaştepe Mezarlığı'nda toprağa verildi. Yaşamı boyunca yalnızca beş şiirini Türkçe ve İngilizce olarak 1976'da yayımlamış olan şairin şiirleri ölümünden sonra "Bu Vatan Kimin" adı altında kitaplaştırıldı (1994). 2001 yılından bu yana eşi Ferhunde Gökyay ve öğrencisi Kudret Ünal tarafından "Orhan Şaik Gökyay Şiir Ödülü" verilmektedir. 2002 yılında Rıdvan Çongur ile Nail Tan'ın hazırladığı "'Bu Vatan Kimin?' şairi, yazar Orhan Şaik Gökyay" adlı kitap yayımlandı. Doğum yeri olan İnebolu'da ismi bir sokağa verilmiş ve büstü yerleştirilmiştir.
Öne Çıkan Şiirleri
Bazı cümleler kapıyı çalmaz; doğrudan içeri girer.