“19. yüzyılın ikinci yarısında Türk kadın şairler arasında en bol ve özlü eserler veren isimlerden biri olan Nigâr Hanım, Fransız edebiyatına hâkimiyeti ve konağında düzenlediği edebî toplantılarla dönemin kültür hayatına yön vermiştir. Şiirlerinde özel hayatındaki mutsuzluğun ıstırabını ince bir lirizmle işlemiş, Efsûs, Nîram ve Aks-i Seda gibi eserleriyle Osmanlı şiirinde kadın sesini güçlendirmiştir. Döneminin en fazla yabancı dil bilen kadın şairi olarak dikkat çekmiş, şiir ve yazılarıyla çok sayıda dergide yer almıştır.”
Nigâr Hanım Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Nigâr Hanım, 1856 yılında İstanbul'da doğdu. Babası, 1848 Macar İhtilali mültecilerinden Macar asıllı Osman Paşa'ydı. Öğrenimini Fransız mektebinde yaptı; ayrıca özel olarak Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri aldı. Fransızca dilini ve Fransız edebiyatını çok iyi bilmekteydi. Çocuk yaşında iken şiir yazmaya başladı.
Zamanının kibar aleminin en seçkin siması olarak bilinen Nigâr Hanım, Fransız salonlarını andırır şekilde her salı günü konağında dönemin tanınmış şahsiyetlerini toplar; bu toplantılarda şiirler okunur, müzik dinlenir ve sanat ile edebiyat konuları üzerine konuşulurdu. Dönemin en fazla yabancı dil bilen kadın şairi olarak dikkati çekti. Yazdığı günlüklerden ve hakkında yazılan kaynaklardan hareketle Fransızca, Rumca ve Almancayı ileri düzeyde; İtalyanca, Ermenice, Arapça, Farsça ve Macarca okuyup yazıp anlayacak kadar olmak üzere toplam sekiz dil bildiği belirtilmektedir.
Şiirlerini Efsûs I (1877), Efsûs II (1891), Nîram (1896), Aks-i Seda (1900) ve Elhan-i Vatan (1916) adlı eserlerinde topladı. Safahat-i Kalb (1901) adlı, bir gönül hikâyesini mektuplar hâlinde veren düzyazı eseri de vardır. Bir dönem eserlerinde "üryan kalp" mahlasını kullandığı, daha sonra bundan vazgeçip kendi ismini kullandığı bilinmektedir. Şiir ve yazıları Hanımlara Mahsus Gazete (1895-1908), Mehâsin (1909-1910), Demet (1908), Kadın ve Hanımlar Âlemi (1918) gibi mecmualarda yayımlandı. Ayrıca bir müddet, dönemin diğer öncü kadın yazarlarından Emine Semiye'nin başyazarlığını yaptığı ve Selanik'te yayımlanan Mütalaa mecmuasında da yazdı.
Özel hayatında pek mesut olmayışının ıstırabını anlatan şiirlerinde ince bir lirizm görülür. Türk kadın şairler arasında 19. yüzyılın ikinci yarısında en bol ve en özlü eserler vermiş bir şahsiyettir. Süleyman Nazif, Fuad Köprülü, Leyla Hanım gibi dönemin düşünürleri, onun iyi bir nâsir olduğunu fakat kuvvetli bir nâzım olmadığını dillendirerek düz yazılarının şiirlerine oranla daha çok beğenildiğini ifade etmişlerdir. Nigâr Hanım, bir yönüyle daima Batılı kalmış, diğer yandan doğunun bir parçası olmayı sürdürmüştür; yaşam tarzı ve fikir hayatı doğu gelenekleriyle birebir örtüşürken kültür yaşamı ve üstün olduğu değerleri takdir etme ve benimseme açısından batılı sayılabilirdi.
1 Nisan 1918'de İstanbul'da öldü. Mezarı Rumelihisar Kayalar mezarlığındadır. Ölümünden sonra Tesir-i Aşk (1978) adlı oyunu ve Hayatımın Hikâyesi (1959) adlı anı kitabı yayımlandı.
Öne Çıkan Şiirleri
Bir Daha Söyle
Feryad
Münacaat
Eylül Sabahı
Nigar Hanım'dan Mısralar
Fenafillah
Bazı kelimeler insanı hiç gitmediği yerlere götürür.