“Metin Eloğlu, 1927-1985 yılları arasında yaşamış, şiirlerinde konuşma dilini, argo ve ironiyi ustalıkla kullanan bir şair ve ressamdı. İlk kitabı Düdüklü Tencere'de Orhan Veli etkisiyle lumpen kesimin dilini yansıtırken, Sultan Palamut ve Horozdan Korkan Oğlan ile dil soyutlamacılığına yöneldi. Türkiye'nin Adresi ve Yumuşak G'de İkinci Yeni'ye yakın deneyler yaptı. Humor, toplumsal eleştiri ve özgün diliyle Can Yücel, Cemal Süreya gibi şairleri etkiledi.”
Metin Eloğlu Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Metin Eloğlu, 11 Mart 1927'de İstanbul'da Nahide Hanım ve bahçıvan Hasan Efendi'nin oğlu olarak dünyaya geldi. Bulgurlu ve Kısıklı ilkokullarında, ardından Üsküdar Sultantepe Ortaokulu'nda öğrenim gördü. Ortaokuldan mezun olduktan sonra 1943'te Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne girdi ve Ş. Toray, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Z. Kocamemi'nin atölyelerinde çalıştı. 1946'da siyasi nedenlerle iki ay tutuklu kaldı ve Akademi'deki kaydı silindi. 1947'de konuk öğrenci olarak derslere döndüyse de askere alındı; disiplinsizliği nedeniyle aldığı uzatma cezaları yüzünden askerliğini ancak beş yılda tamamlayabildi. Askerlik sonrası İstanbul Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'ne bağlı Yıldız'daki bir bölümde kısa süre çalıştı, ardından ayrıldı. Yaşamının geri kalanında resimlerinin geliriyle ve süsleme işleri yaparak geçimini sağladı.
Edebiyata öyküyle adım atan Eloğlu'nun ilk öyküsü 1942'de Servetifünun-Uyanış dergisinde yayımlandı. 1943'te İzmir'de basılan Kovan dergisinde Mehmet Metin imzasıyla "Sabah Şarkısı" şiiri yer aldı. Şiirlerinde ve yazılarında Mehmet Metin, Mehmet Emin, Ali Haziranlı, Etem Olgunil, Nil Meteoğlu ve Nil Etemoğlu gibi takma adlar kullandı. 1955-1962 arasında Yeditepe dergisine resim eleştirileri, 1959-1971 arasında Güney dergisine kitap tanıtımları yazdı. Ressam kimliğiyle lekeci bir anlayışla soyut ve figüratif çalışmalar üretti; "Genelev", "Çıkmaz Sokak", "Gecekondu Sofrası" gibi büyük kompozisyonlar, İstanbul görünümleri ile yazar ve şair portreleri yaptı. Çok sayıda sergi açtı; 1967'de 1. DYO Resim Sergisi'nde ve 1976'da İstanbul Yarımca Sanat Şenliği'nde birincilik ödülleri kazandı.
Şiirdeki ilk kitabı Düdüklü Tencere (1951), Orhan Veli'nin "Şoförün Karısı", "Dedikodu" gibi Garip şiirlerinden esinlenen ürünler içerirken Nâzım Hikmet'in "İnsan Manzaraları"nı bilen bir şairi de sezdiriyordu. Eloğlu bu kitapla lumpen çevrelerin, kenar mahalle insanının dilini, sözcüklerini ve duyarlılığını başarılı bir konuşma dili, eda ve özgün bir ironiyle yansıttı; Orhan Veli'de dilsel alanda kalan tutumu genişleterek şiire yeni bir ufuk kazandırdı. Sultan Palamut (1957) ile konuşma dilinin tatlarını, edalarını ve tonlamalarını ustalıkla kullanarak şiirini geliştirdi; argo, humor ve ironiyi özümseterek yeni şiire sunduğu olanakları genişletti. Horozdan Korkan Oğlan'da (1961) dil soyutlamacılığının ve kurmaca bir dil yaratma eğiliminin ilk belirtileri görülürken, bu kitap bir denge ve sentez ürünü olarak değerlendirildi.
Türkiye'nin Adresi (1965) ile İkinci Yeni'ye (Ece Ayhan vb.) yakın bir dil deneyciliğine yöneldi. Yumuşak G'de (1975) Behçet Necatigil'in son şiirlerini andıran bir dilci tutum sergiledi; bir kavramı irdeleyip sözcük birimlerine indirgiyor, ardından en güç anlaşılır biçimde olabildiğince uzak çağrışımlarla yeniden kuruyordu. Dizin (1971) ile Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü'nü kazandı. Diğer şiir kitapları arasında Odun (1959), Ayşemayşe (1968), Rüzgâr Ekmek (1978), Hep (1982), Ay Parçası (1983) ve Önce Kadınlar (1984) bulunur; ayrıca O. Tansel ile birlikte Bektaşi dedikleri (1970) adlı şiirleştirilmiş Bektaşi fıkraları kitabını hazırladı. İlk altı kitabı Yine (1982), son üç kitabı Şiirce (1982) adıyla bir arada basıldı; toplu şiirleri Bu Yalnızlık Benim (1951-1984) adıyla 2003'te yayımlandı.
Metin Eloğlu, ilk kitaplarıyla kendi dönemini ve sonraki kuşakları büyük ölçüde etkiledi. Humor, ironi ve toplumsal eleştiriciliğiyle Can Yücel ve Cemal Süreya gibi şairleri; lumpen çevrelerin ve orta tabakanın dilini şiirleştirmesi, dolaysız konuşma tonu, ironi ve toplumsal eleştiriciliğiyle Ataol Behramoğlu'nu etkilediği belirtilir. 11 Ekim 1985'te İstanbul'da öldü.
Öne Çıkan Şiirleri
Sakıncasız
Kaldırım Mühendisi
Olağan
Ya O Belsoğukluğu?
Varken
Fantiri Fitton
Her şiir biraz eksik kalmış bir konuşmadır.