“Türk gazeteciliğinin ve belgeselciliğinin önde gelen isimlerinden biri olan Can Dündar, yakın tarih, siyaset ve popüler kültür alanındaki yapıtlarıyla tanındı. Atatürk'ün son günlerini anlatan Sarı Zeybek belgeseli ve Demirkırat, 12 Mart gibi dizilerle geniş kitlelere ulaştı. Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliği döneminde yayımladığı MİT TIR'ları haberi nedeniyle yargılandı ve 27 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 2016'dan itibaren Almanya'da sürgünde yaşayan Dündar, basın özgürlüğü alanındaki çalışmalarıyla uluslararası ödüllere değer görüldü.”
Can Dündar Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Can Dündar, 16 Haziran 1961 tarihinde Ankara'da Ali Rıza ve Öznur Dündar çiftinin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. İlköğrenimini Mimar Kemal İlkokulu'nda, ortaöğrenimini ise Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamladı. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Üniversite yıllarında gazeteciliğe başladı ve Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempo gibi yayın organlarında çalıştı. 1986'da Birleşik Krallık'taki London School of Journalism'de eğitimini tamamladı.
1988'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadî ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde siyaset bilimi dalında yüksek lisansını tamamladı. Tezinde, iki ülkede birer savaş gemisinin yanlışlıkla batırılması ve bu olayların devlet sırrı olarak saklanması konusunu inceledi. Köşe yazarlığı ve belgesel yapımcılığı yaparken ODTÜ'de doktora çalışmalarına devam eden Dündar, 1996'da "Terör ve medya: Liberal Teori ışığında, terör olaylarının televizyonda işlenişine eleştirel bir yaklaşım" başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi ile ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü Kültürlerarası Çalışmalar programında yüksek lisans dersi verdi.
Televizyonculuğa 1988'de TRT'de Seynan Levent ile başladı. 1989-1995 arasında 32. Gün program ekibinde çalıştı. 1993-1994 yıllarında Show TV'de Mehmet Ali Birand'la birlikte Çapraz Ateş'i hazırladı. Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte Demirkırat (1991) ve 12 Mart (1994) adlı belgesel dizilerini hazırladı. Türkiye'nin güzellik kraliçelerini anlatan Cumhuriyet'in Kraliçeleri belgesel dizisini ve Atatürk'ün son 300 gününü anlatan Sarı Zeybek belgeselini hazırladı. 1994-1995 yıllarında Türkiye tarihinin gölgede kalmış kahramanlarının öykülerini anlatan Gölgedekiler adlı belgesel serisini hazırladı.
Köşe yazarlığına 1994'te Aktüel'de başladı; aynı yıl Yeni Yüzyıl gazetesinde günlük köşe yazıları yazmaya başladı ve bu gazetede beş yıl çalıştı. 1996 ve 1997 yılında Show TV için hazırladığı 10 bölümlük Aynalar belgeseliyle politik ve tarihî konuların dışına çıkarak popüler kültür alanında çalışmalara yöneldi. 1996-1998 yıllarında 40 Dakika isimli belgesel-haber programını hazırlayıp sundu. Özellikle 7 Ocak 1997'de yayınlanan programda Susurluk kazasından yola çıkarak yapılan araştırmalarla ilgili iddialar uzun süre gündemde kaldı. Atatürk'ün öğrencilik hayatındaki ülke durumunu ve Atatürk'ün beraberliğinde gerçekleşen değişimleri anlatan Yükselen Bir Deniz belgeseli ile 1998'de belgeselciliğe döndü. Türkiye siyasi tarihi ve popüler kültüründeki önemli kişiler ve Köy Enstitüleri, Devlet Tiyatroları, İş Bankası, Mülkiye gibi kurumlara ilişkin çok sayıda belgesel yaptı.
1999 Ocak - 2001 Ocak arası Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 Ocak ayından itibaren Milliyet gazetesinde Ada başlıklı köşe yazısını yazdı. 2003-2004 yıllarında Milliyet gazetesi için Popüler Kültür ekini çıkardı. Milliyet gazetesiyle yolları 1 Ağustos 2013 tarihinden itibaren ayrıldı. Milliyet'ten ayrıldıktan sonra BirGün'de Doğan Tılıç'ın köşesinde bir ay boyunca haftada üç gün yazdı. 2014 yılında Gezi Parkı protestoları ile ilgili Gözdağı adlı belgeseli hazırladı. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını anlatan Mustafa adlı filmi yazıp yönetti; 2008 yılında vizyona giren film, Atatürk'ü yargıladığı ya da kötülediği yönünde eleştirilere maruz kaldı.
25 Ekim 2013 tarihinden itibaren yazmaya başladığı Cumhuriyet gazetesinin 8 Şubat 2015'te genel yayın yönetmeni oldu. Suriye'ye gönderilen MİT TIR'ları ile ilgili haber, genel yayın yönetmenliğini yaptığı Cumhuriyet gazetesinde 29 Mayıs 2015 tarihinde "İşte Erdoğan'ın yok dediği silahlar" başlığıyla ve Can Dündar imzasıyla yayımlandı. Haberin ardından Dündar'a devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, siyasî ve askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından soruşturma başlatıldı. Dündar, 26 Kasım 2015 tarihinde gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ile birlikte tutuklandı. Dündar ve Gül, 6 Aralık 2015'te AYM'ye bireysel başvuruda bulunarak tutuklu yargılanırken haklarının ihlâl edildiğini söylediler. Bu başvurunun ardından 25 Şubat 2016'da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "Siyasî casusluk yaptıklarına ilişkin somut bilgi yoktur" şeklindeki gerekçeli kararıyla tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler. Dündar, üç aylık tutukluluk sürecinde el yazısıyla kaleme aldığı 37 yazıyı Tutuklandık adıyla kitaplaştırdı.
6 Mayıs 2016'da gerçekleşen dördüncü duruşma sonucunda Dündar ve Gül, hükûmeti ortadan kaldırma suçlamasından beraat etti. İkili hakkındaki casusluk suçlaması da düştü. Devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan yedi yıl hapis cezası alan Dündar'ın cezası beş yıl 10 aya indirildi. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden Dündar, can güvenliği endişesi ile Almanya'ya gitti. Dündar, Ağustos 2016'da Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrıldığını; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıkladı. 31 Ekim 2016'da hakkında yakalama kararı çıkarılan Dündar, 23 Aralık 2020 tarihinde siyasi ve askeri casusluk ile terör örgütüne yardım suçlarından 27 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Dündar, 2016 yılından beri Almanya'da sürgünde yaşamaktadır. Basın ve ifade özgürlüğü alanında aralarında Gazetecileri Koruma Komitesi'nin 2016 Uluslararası Basın Özgürlüğü Ödülü, Leipzig Medya Vakfı tarafından verilen Basın Özgürlüğü ve Medyanın Geleceği Ödülü'nün de bulunduğu çeşitli ödüllere değer görülmüştür. Can Dündar ve Cumhuriyet gazetesi, Eylül 2017'de Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmiştir. Dündar, Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından kurulan Bilgi ve Demokrasi Komisyonu'nda 2016'dan itibaren görev yapar. 24 Ocak 2017'den beri Almanya merkezli Özgürüz adlı haber portalının genel yönetmenliğini sürdürmektedir.
Öne Çıkan Şiirleri
Hiç
Aç Gözlerini
40 Yaş Erkeği
Bavulları Hep Toplu Durmalı İnsanın...
Özleme Dair...
Bir Ayrılığın Anatomisi
Bazı kelimeler bir yere değil, bir zamana götürür.