Ali Püsküllüoğlu portresi

Ali Püsküllüoğlu

Yazar, şair, sözbilimci Kadirli, Osmaniye, Türkiye
1 Ocak 1935 24 Haziran 2008 (73)
Şiirleri
“Ali Püsküllüoğlu, İkinci Yeni şiirinin ölçülü ve dengeli bir temsilcisi olarak edebiyat sahnesine çıkmış, 1970 sonrasında toplumsal olguları halk türküsü yalınlığıyla işleyen bir şiire yönelmiştir. Yalın Türkçesi, iç uyaklı ve tartımlı dizeleriyle kendine özgü bir şiir dili kuran şair, aynı zamanda dil ve sözlük çalışmalarıyla Türkçeye önemli katkılarda bulunmuştur. Öz Türkçe Sözlük gibi yapıtlarıyla dil devrimine hizmet etmiş, şiirleri birçok dile çevrilmiştir.”
HAYATI VE EDEBÎ YOLCULUĞU

Ali Püsküllüoğlu Kimdir?

Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler

Ali Püsküllüoğlu, 1 Ocak 1935'te o dönemde Adana iline bağlı olan Kadirli'de çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu Kadirli'de okudu; Mersin Lisesi'ndeki öğrenimini sağlık sorunları nedeniyle yarıda bıraktı. Kadirli, Adana ve İstanbul'da çiftçilik, gazete satıcılığı, sinema biletçiliği, avukat yazmanlığı, redaktörlük, gazetecilik ve yayımcılık gibi çeşitli işlerde çalıştı.

1959'da İstanbul'da Çevre Yayınevi'ni kurdu. 29 Temmuz 1960'ta Kadirli'de Karacaoğlan adlı haftalık gazeteyi çıkarmaya başladı; gazete 12 sayı yayımlandı. 1960-1983 yılları arasında Türk Dil Kurumu'nda Yayın ve Tanıtma Kolu uzmanı olarak görev yaptı; Kurum'a 1983'te el konulması üzerine istifa ederek ayrıldı. Bu tarihten sonra dil ve yazın çalışmalarını Ankara'da sürdürdü.

Ankara Radyosu'nda "Kitap Saati" programını (1962-1963) ve Türkiye Radyoları'nda Türk Dil Kurumu adına "Arı Dile Doğru", "Ana Dilimiz", "Öz Dilimiz" programlarını hazırladı (1963-1966). Türkiye Radyoları'nda bir yıl süreyle yayımlanan Atatürk'ün Söylev'ini ilk kez günümüz diline aktararak sunanlar arasında yer aldı. Ulus gazetesinin haftalık sanat-edebiyat sayfasını (Nisan 1970-Nisan 1971, 51 sayı), Halkçı gazetesinin sanat-edebiyat sayfasını (1973) yönetti; şiir dergisi Yusufçuk'u çıkardı (Ocak 1979-Aralık 1980, 24 sayı). Türk Dili dergisinin yazı kurullarında bulundu, Çağdaş Türk Dili dergisinin kurulmasına önayak oldu ve dergiyi bir süre genel yayın yönetmeni olarak yönetti. 1985'te Hürriyet topluluğunun yayımladığı Hürgün gazetesinde serbest yazar olarak çalıştı.

Şiirle ilk ilişkisi Kadirli'de Oba gazetesinde yayımlanan bir şiirle (1950) başladı; dergilerdeki ilk şiiri Haziran 1951'de Kaynak dergisinde çıktı. İlk şiirlerinde halk şiirinin düşünce ve duyarlığından yararlandı; 1960'tan itibaren İkinci Yeni ve toplumcu şiir anlayışının olanaklarını kullanarak açık ve yalın bir anlatımla kendi şiirini kurdu. Ülkü Tamer, Turgut Uyar ve Edip Cansever şiirlerine benzer özellikler taşıyan ilk şiirleriyle İkinci Yeni'nin ölçülü, dengeli bir şairi olarak göründü. 1970 sonrasında tümüyle yeni bir şiire yöneldi; toplumsal olgu ve olayları ele alan bu şiir, bir halk türküsü yalınlığı kazandı. Şiirlerinde yer yer Behçet Necatigil'in "kırık dize" yapısını da uyguladı. Doğayı, sevgiyi ve toplumsal sorunları işlediği şiirlerini ve yazılarını Varlık, Hisar, Türk Düşüncesi, Türk Sanatı, İstanbul, Değişim, Türk Dili, Papirüs, Dost, Oluşum, Hürriyet Gösteri, Milliyet Sanat Dergisi, Yusufçuk, Yazko Edebiyat, Çağdaş Türk Dili, Adam Sanat gibi dergilerle Akşam, Vatan, Cumhuriyet, Ulus, Yeni Halkçı, Hürgün ve Milliyet gazetelerinde yayımladı. "Mağara/Dağ Başı" adlı radyo oyunu Türkiye Radyoları'nda, İngilizceden çevirdiği tek perdelik oyunlar Türk Dili dergisinde yayımlandı. Bir söyleşisinde "Benim şiirim, benim kuşağımın şiiri, herkesi ilgilendirmeyen şiirdir. Benim şiirim sessizliğin, usun ve karanlığın tadının şiiridir" dedi. Cemal Süreya onun şiiri için "İlk şiirleriyle halk şiirine yakındır. Daha sonra İkinci Yeni'nin imge anlayışına katılmış, sonra da, toplumcu bir şiire uzanmak istemiştir. Ama her şiirinde Anadolu duyarlığının merkezde olduğu görülür" değerlendirmesini yaptı. Şiirleri İngilizce, Arapça, Fransızca, Rusça, İsveççe ve Sırpça gibi dillere çevrildi; şiirleri ve anlatıları ders kitaplarında yer aldı.

Şiir kitapları arasında Pembe Beyaz (1955), Aydınlık İçinde (1956), Karanfilli Saksı (1958), Uzun Atlar Denizi (1962), Sırtımızda Kızgın Güneş (1965), Unutma Onları (1976), Yaz ve Yağmur (1978), Gül Sevgili Yurdum (1983) ve Babadat (Toplu Şiirler, 1950-1997) bulunur. Ozanlığının yanı sıra dil ve sözlük alanındaki çalışmalarıyla da kendini kabul ettirdi. Sözlük çalışmalarına 1963'te başladı ve ilk sözlüğü olan Öz Türkçe Sözlük 1966'da yayımlandı. Kırk yılı aşan bir süre içinde yirmiyi aşan sayıda ve çeşitli boyutta sözlüğü yayımlandı; bunların ve şiir kitaplarının birçok baskısı yapıldı. Öz Türkçe Sözlük, 12 Mart döneminde toplatıldı ve bir buçuk yıl süren yargılama sonunda aklandı. Çocuklar için bir Türk şiiri seçkisi olan ve Kültür Bakanlığı'nca yayımlanan Kırlangıcın Kanat Vuruşu da 12 Eylül döneminde savcılıkça soruşturuldu ve kitap hakkında takipsizlik kararı verildi. Dil Derneği'nin ve Edebiyatçılar Derneği'nin kurucuları arasında yer aldı.

1981'de Nasrettin Hoca ile TDK Çocuk Yazını Ödülü'nü, 1983'te Gül Sevgili Yurdum ile Toprak Şiir Ödülü'nü, 2005'te Zamansız dosyasıyla Yunus Nadi Şiir Ödülü'nü ve İzmir Türkçeye Emek Ödülü'nü (Dil dalında) kazandı. 24 Haziran 2008'de, uzun süredir tedavi gördüğü evinde yaşamını kaybetti. Cenazesi 25 Haziran 2008 Çarşamba günü Ankara Küçükesat Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Gölbaşı Mezarlığı'nda toprağa verildi.

ŞAİRİN KALEMİNDEN

Öne Çıkan Şiirleri

Tümünü oku (58)

Her şiir biraz eksik kalmış bir konuşmadır.

“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.