“Bedrettin Aykın, 1936'da Tokat'ın Niksar ilçesinde doğdu. Şiirlerinde bireysel ve toplumsal acıları, yalın ama imgelerle örülmüş bir dille ele aldı. 1982'de yayımlanan Her Mevsim Acılarda ile tanındı ve 1984'te Gecede Söylenen Türküler ile Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü'nü kazandı. 1980 sonrası toplumsal düşüncelerini bireysel bir bakış açısıyla ve imgesel anlatımla dile getirdi.”
Bedrettin Aykın Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Bedrettin Aykın, 20 Ekim 1936'da Tokat'ın Niksar ilçesinde doğdu. Bedriye Hanım ile çiftçi Hüseyin Avni Bey'in oğlu ve yazar Cemalettin Aykın'ın kardeşiydi. Tokat Gaziosmanpaşa ve İstanbul Haydarpaşa liselerinde gördüğü eğitimini maddi imkânsızlıklar nedeniyle yarıda bıraktı. 1957'de parasız yatılı İstanbul Selimiye Veteriner Sağlık Meslek Lisesini bitirdi.
1957-1970 yılları arasında Zonguldak, Muğla, Elazığ, Konya illerinde veterinerliklerde teknisyen olarak çalıştı. Askerlik görevini yaparken siyasi görüşleri nedeniyle Ankara'dan Elazığ'a sürgün edildi. 1970'te görevinden ayrılarak bazı ilaç firmalarının Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Trakya, Marmara bölgelerinin temsilciliklerini üstlendi ve 1992'ye kadar bu görevi sürdürdü. 1994-1995 yıllarında Radyo Umut'ta “Aydınlığa Omuz Verenler” programının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendi.
1940 ile 50'li yıllarda Anadolu'nun bir kasabasında şiirle tanışan Aykın, gezici halk şairlerinin saz eşliğinde söyledikleri şiirin etkisinde kaldı. Ortaokul yıllarında “bir türlü sevemediğimiz, anlamadığımız aruz şiiri” diye tanımladığı Divan şiiriyle içli dışlı oldu. Uzun bir süre koşma türünde şiirler yazdı. Serbest koşuk tarzında yazdığı ilk şiiri 1962 yılında “Bir Başka Şarkı” adlı şiiri İmece dergisinde yayımlandı. Şiirde anlamı önemseyen şair, okurunun şiirin gizemini algılayabilecek düzeyde bir poetik kültür birikimine sahip olmasını istedi.
Şairin ilk kitabı Ezilen olsa da 46 yaşındayken yayımladığı Her Mevsim Acılarda (1982) kitabıyla tanındı. Gecede Söylenen Türküler adlı şiir kitabıyla 1984 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü'nü aldı. 1980 sonrasında, toplumsal düşüncelerini bireysel bir bakış açısıyla ve imgesel bir anlatımla dile getirmeye başladı. Şiirleri Türkiye Yazıları, Dönemeç, Türk Dili, Yapıt, Su, Ekin, Varlık, Karşı, Kıyı, Atika, Berfin, Türk Dili Şairin Atölyesi, Şiir Ülkesi, Güzel Yazılar, Hâkimiyet Sanat ve Edebiyat Cephesi gibi dergilerde yayımlandı. Hâkimiyet Sanat ve Şiir Ülkesi adlı dergilerin kurucusu oldu.
Aykın şiirlerinde bireysel ve toplumsal acıları, yalın ama imgelerle örülmüş bir dille ele aldı. “İyi ki Sen Varsın Ey Şiir” adlı eserinde evi sandığı gurbetten, yenilmişliklerden ve tüm yalnızlıklardan sonra tek sığınağının şiir olduğunu belirtti. Şiirlerinin çoğunluğunda yersiz, yurtsuz bireyin arayışları dikkat çekti. Gurbet ve herhangi bir yere ait olamama hislerinin ağır bastığı şiirlerde şair sık sık “Gidecek hiçbir yerim yok… Hiçbir yere ait değilim anladım.” sözlerini tekrarladı. Aykın, şehrin insandan alıp götürdüklerini, yoksul insanların yaşam mücadelesi içindeki koşuşturmalarını ve duyguların yitimini ele alırken özellikle İstanbul'un semtlerine göre değerlendirme yapmaktan kaçınmadı. Sosyal tabakalaşmaya dikkat çeken “nesi olabilir ki İstanbul'un, üçüncü dereceden o düşkün araba bağlayabilir mi bu çamurlu yollar onu ataköy'lere etiler'e” mısralarıyla eleştirel bir söylem geliştirdi. Şair, “yoksulluğu ezbere bilen evlerde ertelenen sevinçlere” semtler arasındaki kıyaslamalarla örnek verdi. Aykın'ın eskiye özlemi ve sürekli bir arayış içerisinde oluşu; yalnızca toplumsal yaşama yönelik bir tavır değildi. Şair, doğadaki değişimden de rahatsızlığını dile getirirken eskiye hüzünle andı. Şiirlerinde geri dönen kırlangıçlara, çiçek açan bademlere hasret kalışını anlattı. Aykın'ın mısralarında son döneminde olduğunu bilen bireyin yalnızlık korkusu ve aşka sığınma isteği açıkça hissedildi. “Sığınacak bir yerim yok ağır yaralı bir aştan başka” dizeleriyle yalnızlık; “zaman daralıyor giderek, biliyorum başka bahar yok” ile de ölüm korkusunu hisseden bireyin iç sesini dışa vurdu.
1962'den günümüze kadar devam eden şiir çizgisinde kemikleşen ve değişmeyen bir imge sistemi Aykın'ın şiirinin ana yapısını oluşturdu. Dilin ve imgelerin yalınlığı, acı, aşk, hüzün, gurbet, ilkyaz, kara kış ve toplum hayatındaki uçurum gibi temalar onun sanatının ana çizgilerini oluşturdu. Şiirin Arka Odası adlı çalışma, deneme türündeki yazılardan oluştu. Şiirin dünü ve bugünü ile ilgili değerlendirmelerin yanı sıra şairin kendi poetikası ve şiirlerinin temel dayanaklarının neler olduğuna ilişkin bilgilerin yer aldığı Şiirin Arka Odası, şairin dünyaya bakışını açıklaması yönüyle önem arz etti. 2010 yılında yayımlanan Sonra - Sızlar şiir kitabı bireysel ve toplumsal duyarlıklar neticesinde ortaya konmuş ürünlerden oluştu. "Günümüzün yeni şiir anlayışının yalınlığı değil yoğunluğu, gizemi yeğlediğini" belirten Aykın, "yalınlığı genelde şiirin değil, düzyazının söylem alanı" olarak gördüğünü ifade etti. Sonra- Sızlar'da da gizemin ve imgelerin yoğun olduğu bir şiir dilini tercih etti.
Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği Genel Başkanlığı görevini yürüttü. Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği, Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı üyesi olan şair, 1999'da Türkiye Yazarlar Sendikası'nın denetmenliğini yaptı. Ayrıca Türkiye Yazarlar Sendikasının disiplin ve yayın kurullarında yer aldı. 1980'den beri İstanbul'da yaşayan Bedrettin Aykın, evli ve üç çocuk babasıydı.
Öne Çıkan Şiirleri
Anacığım Ört Üstümü
Yalnızlığın Evi
Kar Altında Kasımpatılar
Bir Gülü Sulama Zamanı
Bileği Taşı
Aşk Ayetleri
Şiir, unutmak istemediğimiz şeylerin evidir.