“Kerem ile Aslı hikâyesinin kahramanı olarak tanınan Âşık Kerem, 16. yüzyılda yaşadığı kabul edilen bir saz şairidir. Hayatı etrafında halk hikâyesi oluşmuş, şiirleriyle âşık edebiyatının lirik örneklerini vermiştir. Kerem ile Aslı hikâyesini tasnif ederek kendi şiirlerini de bu esere eklemiştir. Anadolu, Kafkasya ve İran coğrafyasında etkili olmuş, eseri Türk dünyasında yayılmıştır.”
Âşık Kerem Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Âşık Kerem'in hayatı hakkında kesin ve somut bilgiler bulunmamaktadır. Araştırmacılar, onun yaşamını iki temel kaynaktan hareketle ele almışlardır: Kerem ile Aslı hikâyesi ve âşıkların aktardığı halk ananesi. Kerem ile Aslı hikâyesine göre Kerem, İsfahan, Ahlat, Gence veya Tebriz şahının oğlu olarak olağanüstü bir biçimde dünyaya gelmiştir. Doğumu esnasında ailesinin koyduğu ad Ahmet Mirza, Mirza Bey veya Mahmut'tur. Aslı'yla ilk görüşmesi sırasında mahlas olarak Kerem'i alır. Beşik kertme adaklısı olan Aslı'yı, ancak yetişkin olduktan sonra bir av peşinde koşarken görür ve âşık olur. Müslüman gencine kızını vermek istemeyen Keşiş, kızını alıp kaçınca Kerem, saltanatı terk ederek arkadaşı Sofu'yla peşlerine düşer. Nihayetinde bütün engelleri aşar ve Aslı ile evlenir. Ancak evlendikleri gece, Keşiş'in kızı Aslı için yaptırdığı sihirli gömleğin düğmelerini çözemeyerek aşk ateşiyle tutuşup yanar, kül olur. Onunla birlikte Aslı da yanar. Türkmen varyantında bu trajik sona yeniden dirilme motifi eklenmiştir. Sözlü ve yazma bazı rivayetlerde ise Kerem ile Aslı, evlenip mutlu sona ulaşırlar.
İkinci kaynak ise Pertev Naili Boratav'ın, "bir hakikat esasının daima mevcut olabileceğini düşünerek" notuyla kaydettiği bilgilerdir. Boratav'ın Âşık Müdami'den derlediği rivayete göre Köroğlu'nun babası, Kerem'in babası Isfahan şahının yanında baytardır, Şah onun gözlerini çıkartınca Baytar, "İnşallah bir oğlun olur, gurbete düşer, onun hasretiyle senin de gözlerin kör olur" diye kargış etmiştir. Kerem, bugün kitabında olmayan "1017'de içtim aşkın bâdesin / Revan oldum Aslı diye diye ben" türküsünde kendi gurbete çıkış tarihini söylemektedir. Kerem'in 17 yaşında gurbete çıktığı düşünülürse Köroğlu'nun babasının kör edilmesi ile Kerem'in doğum tarihi H. 1000 (M. 1591) olarak kabul edilebilir (Boratav 1946: 39-40).
Araştırmacılar Âşık Kerem'i "hayatı etrafında halk hikâyesi teşekkül etmiş", "yaşadığı muhtemel veya muhakkak" olan saz şairlerinden kabul etmişlerdir. Kunos, Kerem ile Aslı'yı "Saz şâirlerinin romanı" olarak değerlendirirken Pertev Naili Boratav, Kerem'in Karacaoğlan, Kurbanî, Emrah gibi hayatı etrafında hikâye teşekkül eden bir saz şairi olduğunu "muhakkak" görmüştür (Boratav 1946: 39-41). Şükrü Elçin de hikâyede anlatılan maceranın Âşık Kerem'in başından geçmiş olmasını mümkün görür (Elçin 2000: 62). İlhan Başgöz, Edmond Saussey gibi pek çok araştırıcı da aynı görüştedirler (Duymaz 2001: 191).
Araştırmacılar Âşık Kerem'in yaşadığı yüzyıl ve coğrafya üzerinde de farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Boratav'ın yukarıda özetlenen "halk ananesi" eksenli rivayetler çerçevesinde Kerem'i XVI. yüzyıl âşığı kabul ederken Şükrü Elçin de, şiirlerin Karacaoğlan ve Gevherî'ye nazaran işlenmemiş olması, hikâyedeki divan edebiyatı ve Bektaşilik unsurlarının silik tesirleri, XVI. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış şairlerdeki izleri ve hikâyedeki şiirlerin XVI. yüzyıldan eskiye götürülememesi gibi hususlar sebebiyle Kerem'in, XVI. yüzyılda yaşamış bir âşık olduğu görüşündedir (Elçin 2000: 62). Sadettin Nüzhet Ergun, Âşık Kerem'i divan edebiyatı tesiri altında kalmamış, lirik şiirler söyleyebilen XVII. yüzyıl âşığı olarak değerlendirir (Ergun 1938: 71-76). Cahit Öztelli (Öztelli 1955: 55-63), Vasfi Mahir Kocatürk (Kocatürk 1964: 424-430), Vehbi Cem Aşkun (Aşkun 1943: 5-6) da aynı görüştedirler. Türkmen araştırmacı B. A. Garrıyev (Garrıyev 1943: 9) ile A. Durdıyeva ise Âşık Kerem'in XIV. veya XV. yüzyılda yaşamış, Akkoyunlu veya Karakoyunlu Türkmenlerine mensup bir saz şairi olduğunu ileri sürmektedirler (Durdıyeva 1965: 3-4).
Diğer bir husus Âşık Kerem'in nereli veya hangi coğrafyanın şairi olduğu problemidir. Şükrü Elçin, Kerem'in Erzurumlu bir saz şairi olabileceği ihtimalini öne sürer (Elçin 2000: 62). Sadettin Nüzhet Ergun, Kerem'i Anadolu'da yaşamış kıymetli bir saz şairi olarak değerlendirir (Ergun 1938: 71). Nihat Sami Banarlı Resimli Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinde, Kerem'in İran-Azerbaycan bölgesi âşığı olduğunu ifade etmektedir (Banarlı 1983: 729). Salman Mümtaz, Hümmet Elizade gibi Azerbaycanlı araştırmacılar ile B. A. Garrıyev ve A. Durdıyeva gibi Türkmen araştırmacılar ise Kerem'i Genceli veya Karabağlı kabul etmektedirler (Duymaz 2001: 201-202).
Sonuç olarak XVI. yüzyılda kuvvetlenen âşık edebiyatının bir temsilcisi olarak hikâyesi âşık kimliğinin önüne geçen ve Anadolu-Kafkasya-İran bölgesinde etkili olan Âşık Kerem mahlâslı bir saz şairinin varlığı açıktır. Bu âşık, kendi hayatından parçaları ve kendi şiirlerini de ekleyerek Kerem ile Aslı hikâyesini tasnif etmiştir. Bu ilk tasnifte yer alan şiirlerin hemen hepsinin Kerem'e ait olduğunu söylemek de mümkündür. Gerek musannif, gerek hayatını konu alması, gerekse şiirlerinin sahibi olarak Âşık Kerem'e bağlanan Kerem ile Aslı hikâyesi, Oğuz grubu başta olmak üzere Kırım ve Özbekistan gibi Türk dünyasının birçok bölgesine de yayılmış, Ermeni, Gürcü ve Lezgi gibi başka milletlerce de benimsenmiştir. Kerem ile Aslı hikâyesinin konusu roman, hikâye, şiir, tiyatro, opera, operet, sinema, dizi film gibi çeşitli sanat dallarında işlenmiş; halk arasında inanışlara, efsanelere, yer adlarına, mâni, türkü, hikâye, atasözü ve deyimlere de malzeme teşkil etmiştir. Bunların arasında ilk olarak 1912 yılında sahnelenen Üzeyir Hacıbeyli'nin Aslı ve Kerem operası ile librettosunu Selahattin Batu'nun yazdığı ve müziklerini Ahmet Adnan Saygun'un yaptığı Kerem operası oldukça önemlidir. Âşık Kerem'den kaldığına inanılan Kerem havaları, Kerem türküleri ve bestelenmiş Kerem şiirleri de hikâyenin musikideki tesirleridir.
Öne Çıkan Şiirleri
Her şiir biraz eksik kalmış bir konuşmadır.