“14. yüzyılda Anadolu'da yetişen en büyük divan şairlerinden biri kabul edilen Ahmedî, Türkçe eserleriyle Osmanlı Dönemi Türkçesinin yazı, edebiyat ve bilim dili olarak ilk örneklerini vermiş ve Türk dilinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. En ünlü eseri olan İskendernâme'yi 1390'da tamamlamış, esere eklediği bölümle ilk Türkçe-Osmanlı vekāyi'nâmelerinden birini oluşturmuş ve Türk edebiyatının bilinen ilk mevlidini kaleme almıştır. Şiirlerinde Ahmedî mahlasını kullanan şair, divan şiirinin kuruluş dönemindeki öncü kimliğiyle Türk edebiyat tarihinde kalıcı bir yer edinmiştir.”
Ahmedî Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Asıl adı Tâceddîn İbrâhîm bin Hızîr olan Ahmedî, şiirlerinde Ahmedî mahlasını kullanmıştır. Doğum yeri ve tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1334 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Doğum yeri konusunda kaynaklar farklı bilgiler vermekte; kimi kaynaklar Sivas'ı, kimileri Germiyan'ın başkenti Kütahya'yı, kimileri Uşak'ın Sivaslı köyünü işaret etmekte, bazı kaynaklar ise Amasyalı olması gerektiğini belirtmektedir. Germiyanlı olduğu iddiası, Timur ile arasında geçtiği söylenen ve yanlış olarak Nasreddin Hoca'ya isnat edilen "Futa" hikâyesinin Kütahya'daki Kemer Hamamı'nda cereyan ettiği yönündeki yaygın anlatı nedeniyle daha kuvvetli görülmüştür.
Ahmedî, memleketindeki tahsilinden sonra Mısır'a giderek Şeyh Ekmeleddîn'in öğrencisi olmuş; Aydınlı Hacı Paşa ve Molla Fenârî ile arkadaşlık etmiştir. Mısır'da tıp öğrenimi gören şair, Anadolu'ya döndükten sonra tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte Aydınoğulları, Germiyanoğulları ve Osmanoğulları'na bağlanmıştır. Saraylarda yalnız musahip sıfatıyla mı yoksa aynı zamanda saray hekimi olarak da mı bulunduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Aydınoğlu Îsâ Bey'in oğlu Hamza için ders kitapları yazmış, Germiyanoğlu Süleyman Şah'a şiirler sunmuş ve Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid'in oğullarından Emir Süleyman'ın hizmetine girmiştir.
Edebiyat tarihinde 14. yüzyılda Anadolu'da yetişmiş en büyük divan şairi kabul edilen Ahmedî, kaleme aldığı Türkçe eserlerle Osmanlı Dönemi Türkçesinin yazı, edebiyat ve bilim dili olarak ilk örneklerini vermiş ve Türk dilinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Batı Türklerinin ilk önemli şiir kitabı sayılan İskendernâme adlı mesneviyi Germiyanoğlu Süleyman Şah adına ele alarak 1390'da tamamlamıştır. Devrin tüm ilimleri hakkında ansiklopedik bilgiler içermesi nedeniyle Türk dili ve edebiyatı açısından olduğu kadar bilim tarihi bakımından da önem taşıyan bu öğretici eserin sonuna "Dasitan-ı Tevarih-i Müluk-ı Al-i Osman" adlı bölümü ekleyerek Emir Süleyman'a sunmuştur. İskendernâme'ye ilave edilen bu bölüm, ilk Türkçe-Osmanlı vekāyi'nâmelerinden biridir. Şair, ömrünün sonuna kadar İskendernâme üzerinde çalışıp onu zenginleştirmeyi sürdürmüş; 1407-1408'de esere eklenen Mevlid, Türk edebiyatının bilinen ilk mevlidi olmuştur.
Ahmedî'nin Ankara Savaşı'ndan sonra Timur ile tanışıp ona bir kaside sunduğu düşünülmektedir. Emir Süleyman'ın isteği üzerine Selmân-ı Sâvecî'nin "Cemşîd ü Hurşîd" adlı mesnevisini Türkçeye çeviren ve eklediği yeni kısımlarla adeta yepyeni bir eser yaratan şair, bu çalışmayı 1403'te tamamlamıştır. Arapça-Farsça manzum bir lugat olan Mirķātü'l-edeb adlı eserini Aydınoğulları'ndan Îsâ Bey'in oğlu Hamza Bey için yazmış; ayrıca bu esere bağlı olarak birer ders kitabı niteliğindeki Mîzânü'l-edeb ve Mi'yârü'l-edeb adlı risaleleri kaleme almıştır. Tıp konusunda bir mesnevi olan ve 1403-1410 arasında yazdığı "Tervîhu'l-ervâh" adlı eserini bazı eklerle Çelebi Mehmet'e sunmuştur.
Emir Süleyman'ın 1411 yılında ölümünden sonra kendisine yeni bir hami arayan Ahmedî, Mehmed Çelebi'nin çevresine girmeye çalışmıştır. "Tabi'an şen, hoş sohbet, lâtifeci" bir şair olarak tanınan Ahmedî, Germiyan'ın ileri ailelerinden birine mensup olduğu düşünülen meşhur Şeyhî Sinan'ı yetiştirmiştir. 1413 yılında 80'li yaşlarında ölmüş; ölüm yeri kimi kaynaklara göre Kütahya, kimi kaynaklara göre Amasya olarak belirtilmiştir. Başlıca eserleri arasında Ahmedî Divanı, Cemşîd ü Hurşid, İskendernâme, Tervîhu'l-ervâh, Bedâyi'u's-siĥr fî śanâyi'i'ş-şi'r, Mi'yârü'l-edeb, Mîzânü'l-edeb ve Mirķātü'l-edeb yer alır.
Öne Çıkan Şiirleri
Bazı dizeler insanın omzuna sessizce dokunur.