Bazı kelimeler insanı hiç gitmediği yerlere götürür.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Secde

Secde Şiiri - Mehmet Âkif Ersoy

Şuhûdundan cüdâdır, çok zamanlar var ki, îmânım;
Bu vahdet-zâra -gûyâ!- geldim amma bin peşîmânım:
Huzûr imkânı yok, dünyâyı etmiş cezben istîlâ;
Ne hüsrandır, İlâhî, ma’bedim, çepçevre, vâveyla !
Derinlikler, kovuklar, kuytular, şellâleler, yarlar,
Bulutlar, yıldırımlar, çöller, enginler, sular, karlar,
Güneşler, gölgeler, aylar, şafaklar... Hepsi çığlıkta;
Gelir tarrâkalar çaktıkça ecrâmın karanlıkta!

Sabâ dağlarda sûr üfler, coşar vâdîde bin mahşer;
Denizler yükselir, seller döner, taşlar semâ’ eyler.
Ufuklar çalkanır, kaynar ziyâ girdâbı göklerde;
Asırlar devrilir: çamlar, çınarlar, çırpınır yerde.
Bütün zerrâtı sun’un bir müebbed neşveden serhoş;
Sağım serhoş, solum serhoş, İlâhî, ben ne yapsam boş!
Ömürlerdir, gözüm yollarda, hâlâ beklerim, hâlâ,
Şuhûd imkânı yok, coştukça hilkatten bu vâveylâ.

* * *

Hayır! Bir başka rûh esmiş ki, akşam, sermediyyette:
Uyandım, fecre baktım, titriyor par par meşiyyette:
O coşkun na’ralar bî-tâb; o taşkın zerreler mahmûr;
O tûfanlardan ancak terliyor, maşrıkta tek bir nûr.
O gömgök kubbe, Sînâ rengi tutmuş, bir avuç toprak:
Işıklar püskürürken, şimdi haşyetlerle müstağrak!
O ecrâm, âh o gözler öyle fânîler ki Mevlâ’da,
Dönüp bir kerre olsun bakmıyorlar artık eb’âda.
Denizler, dalgalar, dağlar, ağaçlar, gölgeler dalgın...
İlâhî, ürperen tek gölge yok bağrında âfâkın.
Sabâ durgun, sular durgun, gölün durgun hayâlinde,
Ne ma’nîdâr o gökler, kudretin bir vahyi hâlinde!

Bu vahdet-zâra dün baktım: Ne meyhâneydi cûşâcûş!
Bugün rindânı gördüm: Başka bir peymâneden bî-hûş.
Bütün dünyâ serilmiş sunduğun vahdet şarâbından;
Benim mest olmayan meczûbun, Allâh’ım, benim meydan!
Bırak, hâsir kalan seyrinde mi’râcım devâm etsin;
Rükû’um yerde titrerken, huşû’um Arş’ı titretsin!
İlâhî! Serserî bir damlanım, yetmez mi hüsrânım?
Bırak, taşsın da coştursun şu vahdet-zârı îmânım.
Bırak, hilkatte hiç ses yok, bırak, meczûbunun feryâd...
Bırak, tehlîlim artık dalgalansın herçi-bâd-âbâd !
Kıyılmaz lâkin, Allâh’ım, bu gaşyolmuş yatan vecde...
Bırak, “hilkat”le olsun varlığım yek-pâre bir secde!

Mehmet Âkif Ersoy portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, insanın içinde kalan yarım cümlelerin devamıdır.

Şiir, anlatıcının ilahi varlıkla bütünleşme özlemini ve bu özlemin yarattığı huzursuzluğu dile getirir. Evrendeki coşkun ve taşkın tezahürler karşısında kendi iman zafiyetini ve pişmanlığını ifade eder. Ardından, doğanın sakinleştiği bir akşam vakti, ilahi kudretin huzur veren bir tecellisiyle karşılaşır ve bu deneyim onu derin bir huşu ve teslimiyete yönlendirir. Şiir, bireysel iman bunalımından ilahi aşkın sükunetine uzanan bir iç yolculuğu anlatır.

Ana duyguHuzur
Ana temaİnanç
Duygusal yönKarma
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

İlahi kudretin tecellileri karşısında insan acizdir; ancak teslimiyet ve huşu ile huzura erişilebilir.

Temel çatışma

İman zafiyeti ile ilahi aşka duyulan özlem arasındaki çatışma.

Duygusal akış

Coşkulu ve huzursuz bir başlangıcın ardından, akşamın sakinliğiyle birlikte huşu ve teslimiyete dönüşür.

ATMOSFER

İlahi kudretin coşkun ve sakin tezahürleri arasında gidip gelen, huşu dolu bir atmosfer.
KutsalDinginCoşkulu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.