Şiir, söylenemeyenin incelikle söylenmesidir.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Fâtih Câmii

Fâtih Câmii Şiiri - Mehmet Akif Ersoy

Yatarken yerde ilhadıyla haşr olmuş sefil efkar,
Yanp edvan yükselmiş bu müdhiş heykel-i ikrar,
Siyeh-reng-i dalalet bir bulut şeklinde maziler,
Civarından kaçar, bulmaksızın bir lahza istikrar;
Ziya-riz-i hakikat bir seher tavrında müstakbel,
Gelir fevkinden eyler sermedi binlerce nur! sar.
Deraguş etmek ister nazenin-i bezm-i lahfitu:
Kol açmış her menarı sanki bir ümmid-i cür'etkar!
O revzenler, nazariardan nihan didara müstağrak,
Birer gözdür ki sıyrılmış önünden perde-i esrar.
Bu kudsi ma'bedin üstünde taban fevc fevc ervah,
Bu ulvi ku b benin altında efişan m eve mevc en var.
Tecessüd eylemiş güya ki subhun ruh-i ıİıahmuru;
Semadan yahud inmiş hake, Sina-reng olup didar!
Tabiat perde-pfiş-i zulmet olmuş, habe dalmışken,
O; güya kalb-i nuranisidir leylin, durur bidar.
Evet bir kalbdir, bir kalb-i cuşacuş-i aşıktır,
Ki cevfinden demadem yükselir bin nale-i ezkar.
Nümayan cebhesinden Sadr-ı İslam'ın mealisi:
O sadnn feyz-i eniasıyle güya bir yığın ahcar,
Kıyametmiş de, yükselmiş de bir timsal-i nur olmuş.
Nasıl timsal-i nur olmaz? Şu pek sakin duran divar,
Asırlar geçti hala batılın piş-i hücfimunda,
Göğüs germektedir, bir kerre olsun olmadan bizar.
Bu bir ma'bed değil, Ma'bfid'a yükselmiş ibadettir;
Bu bir manzar değil, didara vasıl mevkib-i enzar.
Semadan inmemiştir, şüphesiz, lakin semavidir:
Zemini olmayan bir cilve-i feyyazı havidir.
* * *
Bir infilak-ı safadır ki yar-ı canımdır,
Sabahı pek severim, en güzel zamanımdır.
Rida-yı leyli henüz açmaınıştı dest-i sema;
Saba dahab-ı sükfindan ayılmamıştı daha,
Feza-yı rfihda aksetti, es-sala-perdaz
Müezzinin dem-i mahmfiru, bir hazin avaz.
İçimde cfiş ederek lücce lücce istiğrak,
Ezanı beklemez oldum; açılmadan afak,
Zalamı sineye çekmiş yatan sokaklardan
Kemal-ivecd ile geçtim. Önümde bir meydan
Göründü; Fatih' e gelmiştim anladım, azıcık
Gidince, ma'bede baktım ki bekliyor uyanık!
Sokuldum artık onun sine-i münevverine,
Oturdum öndeki maksfireciklerin birine.
Feza-yı ma'bedin encüm-nüma meşa'ilini,
O lem'a lem'a diziimiş ziya kavafilini
Görünce geldi çocukluk zamanlanın yada...
Neler düşündüm o sa'atte bilseniz orada!
Sekiz yaşında kadardım. Babam gelir: "Bu gece,
Sizinle cami' e gitsek çocuklar erkence.
Giderseniz gelin amma namazda uslu durun,
Meramınız yaramazlıksa işte ev, oturun! "
Deyip alırdı beraber benimle kardeşimi.
Namaza durdu mu, haliyle koyverir peşimi,
Dalar giderdi. Ben artık kalınca azade,
N e aşıkane koşardım has ır lar üstünde!
Hayal otuz sene evvelki hali pişimden
Geçirdi, başladım artık yanımda görmeye ben: ·
Beyaz sarıklı, temiz, yaşça elli beş ancak;
Vücudu zinde, fakat saç, sakal ziyadece ak;
Mehib yüzlü bir adem: Kılar edeble namaz;
Yanında bir küçücek kızcağızia pek yaramaz
Yeşil s arıklı bir oğlan ki başta püskül yok.
imamesinde fesin bağlı sade bir boncuk!
Sarık hemen bozulur, sonra şöyle bir dolanır;
Biraz geçer, yine rayet misali dalgalanır!
Koşar koşar duramaz, akıbet denir "amm"
Namaz biter. O zaman kalkarak o pir-i güzin,
Alır çocuklar, oğlan fener çeker önde,
Gelir düşer eve yorgun, dalar pek asilde
Derin bir uykuya...
Derken bu hatırat ı latif
Çekildi aslına, artık haklkatin o kesif
Likası başladı karşımda cilve eylemeye;
. Zaman da kalmadı zaten hayali dinlemeye:
Sağım, sol um, önüm, arkarn huşfi' a müstağrak
Zılal i ade m iken, bir s ada bülend olarak,
O kainat ı huzfi'u yerinden oynattı;
Feza yı mahşere döndürdü gitti eb'adı!
Suffif ayakta müselsel cibal-i velveledar
Gibiydi. Her birisinden duyuldu sine-fikar,
Birer enin-i tazarru; birer niyaz ı hazm,
Ki kalb-i rahmeti sızlattı şüphesiz o enin!
Eğildi sonra o dağlar huzur-i izzette;
Göründü sonra o dağlar zemin-i haşyette!
İnayetiyle Huda kaldırınca her birini,
Semaya doğru o dağlar da açtı ellerini.
O anda koptu yüreklerden öyle bir feryad,
Ki ruhum eyleyecek taebed o dehşeti yad.
Kesildi bir aralık inleyen hazin av az...
N e oldu Arş 'a kadar yükselen o s uz ü güdaz?
O cu ş içindeki iman?
Evet, huruş ederek işte rahmet İ Subbfih,
Bütün yüreklere serpildi kubbeden bir n1h:
Ruh-i itminan.

Mehmet Akif Ersoy

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, insanın içinde susturduğu şeylerin sesidir.

Şiir, bir caminin içinde ve çevresinde yaşanan manevi bir tecrübeyi anlatır. Anlatıcı, camiye gelir, çocukluk hatıralarını hatırlar ve namaz sırasında toplu ibadetin coşkusunu ve huzurunu yaşar. Şiir, camiyi ve ibadeti kutsal bir aşk ve teslimiyet çerçevesinde betimler.

Ana duyguhuzur
Ana temainanç
Duygusal yönolumlu
Yoğunluk75/100

ANLAM

Ana düşünce

Cami ve ibadet, insanı manevi bir huzura ve ilahi aşka ulaştıran kutsal bir mekândır.

Duygusal akış

Çocukluk hatıralarından ibadet anındaki manevi coşkuya geçiş yaşanır.

ATMOSFER

Kutsal bir mekânda manevi bir huzur ve coşku atmosferi hâkimdir.
kutsaldinginumutlusıcak
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.