Sefa Kaplan portresi

Sefa Kaplan

Gazeteci, romancı, araştırmacı, şair, biyografi yazarı Çorum, Türkiye
1 Şubat 1956
Şiirleri
“Sefa Kaplan, 1980 Kuşağı şiirinin geleneği dışlayan eğilimlerine karşı çıkarak geleneğin birikimini modern şiirle harmanlayan özgün bir şairdir. Şiirlerinde hüznü, yalnızlığı, aşkı ve geçmişe özlemi bireyin iç dünyasından süzerek işler; sezgici anlatımı ve kapalı diliyle okurla derin bir bağ kurar. İnsan Bir Yalnızlıktır kitabıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü'nü kazanmış, aynı zamanda gazeteci ve biyografi yazarı kimliğiyle edebiyat ortamında saygın bir yer edinmiştir.”
HAYATI VE EDEBÎ YOLCULUĞU

Sefa Kaplan Kimdir?

Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler

Sefa Kaplan, 1 Şubat 1956'da Çorum'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Samsun, Urfa, Konya ve Ankara'da tamamladı. Lisans eğitimini Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalında bitirdi. Aynı yıl, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hocalık yaptığı kürsüde asistan olabilmek amacıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldu; ancak bu bölümü tamamlamadan son sınıfta ayrıldı.

Bu süreçte öğretmenlik yapan Kaplan, okulu bırakmasının ardından öğretmenliği de bıraktı ve 1984 yılında gazeteciliğe başladı. Aktüel dergisinde yazdığı bir yazı nedeniyle mahkûm olduğu için 1995'te Londra'ya gitti; beş yıl sonra 2000'de Türkiye'ye dönerek gazeteciliğe devam etti. Uzun süre Hürriyet'te çalıştı; kültür, sanat ve siyaset alanlarında yazılar yayımladı, kitap tanıtımları yaptı ve dosya editörlükleri üstlendi. 2016'dan itibaren T24'ün kültür sanat portalı K24'te sanat ve edebiyat konulu yazılar yazdı.

İlk şiiri 1978 yılında Türk Edebiyatı dergisinde yayımlandı. 1980 Kuşağı şiirinin geleneği önemsediğine dair genel kanının aksine, Kaplan 1980 Kuşağı'nın geleneğin birikimine eğildiği ve ondan yararlandığı yönündeki tespitlerin aksini savunarak aykırı bir duruş sergiledi. Şiirlerinde konu ve izlekler, bireye ve topluma doğru açılan bir eleştiri olarak belirdi; eleştirdiği şeyin karşısına geleneğe, öze ait olanı koydu. Böylece kuru slogancılıktan uzak, bir fikrin taklitçisi olmayan bir poetika geliştirdi.

İnsan Bir Yalnızlıktır adlı kitabıyla 1990 yılında Behçet Necatigil Şiir Ödülü'nü aldı. Geçmiş şiirin bilgisine ve zihniyetine hâkim olan Kaplan, bunu modernle harmanlayarak şiirine yansıttı; sürekli bir yenilik peşinde oldu ve bunu öz, dil ve biçim boyutlarında örneklendirdi. Geleneği duyumsayışını sezgici yanıyla açık etti; anlamı öteleyerek duygu ve duyumsamayı öne çıkardığı, okurla şiirde verilen anlamın ötesinde bir iletişim yolu seçtiği yerlerde bu nitelik belirginleşti. Bu yönüyle Osman Hakan A. ve V. B. Bayrıl gibi Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Ahmet Muhip Dıranas, Asaf Hâlet Çelebi, Behçet Necatigil ve Hilmi Yavuz çizgisinde durdu. Saf şiir anlayışının cumhuriyetin ilk dönemlerindeki bu takipçilerinden etkilenmesi, kullandığı dili de etkiledi ve çağdaş okuruyla belli noktalarda ayrılıklar yaşamasına sebep oldu. Bâki Asiltürk, Kaplan'ın bir yandan Attilâ İlhan, bir yandan da Necatigil ve Hilmi Yavuz üzerinden kendine mal ettiği geleneksel söylemi dönüştürme iddiasında olduğunu söyler; nitekim şair bu söylemi gerçekten dönüştürerek özgünlüğünü bu noktada elde etti.

Sefa Kaplan, hüznü yaşayan ve yazan bir şairdir. Şiirlerindeki konu ve izlekler, şair-bireyin süzgecinden geçerek şiire dâhil olur; hayat, bütün genişliğini onun kendi perspektifinden alır. Bu yüzden ağırlıklı olarak bireyin dünyası işlenir; sosyal konular da bireyin bakışıyla yorumlanır, şekillenir ve görünürlük kazanır. Ancak bu durum, onun basit bir değerlendirmeyle bireyci sayılmasını gerektirmez. Mistik ve materyalist deneyimlerden uzak şiiri daha çok can yankısı niteliğindedir; şiirlerinden tedirgin bir ruhun sonu gelmez çığlıkları yükselir. Kaplan, hüznü geniş bir perspektifte herkesin hüznü olarak duyar ama münzevi bir şairdir. Sürgün Sevdaları'nda daha çok aşk, hatıra, hatırlama, çocukluk, geçmişe özlem, ölüm düşüncesi, hüzün, tedirginlik, durağanlaşan-tekdüze hayat, sevda, modern hayat/çağ eleştirisi, yalnızlık, fakirlik-yoksulluk ve zenginlik-lüks hayat çatışması gibi konu, tema ve izlekler işlenir. Kitabın sonlarına doğru kimi şiirlerden anlaşıldığına göre şair, sosyal-siyasal durumlara da kayıtsız kalmaz. Üzerinde en çok durduğu konulardan biri aşktır; ancak aşk daima acı ve hüzünle beraber gelir. Çoğu zaman geçmiş düşüncesi bu acıyı katlar. Şiirlerinde sürekli yaşanmış ama memnun olunmamış, geçmişte kalan ana bir dönüş isteği göze çarpar; yarım kalan, tamamlanmamış bir yaşantının özlemini duyar. Bu yüzden şiirlerinin oturduğu yapı olumsuz bir dünya görüşü üzerine kuruludur.

Gazeteci kimliğiyle yazdığı diğer eserlerinde siyasi liderlerin biyografilerini ve ülke gündeminin önemli satır başlarını anlattı. Siyasi liderleri anlattığı eserlerinde daha bilimsel ve belgesel bir anlatı yoğunluktayken (Mehmet Ağar, Recep Tayyip Erdoğan); yazar ve şairlerin hayatını kaleme aldığı eserlerinde (Geç Kalan Adam Ahmet Hamdi Tanpınar, Geleceği Elinden Alınan Adam Oğuz Atay) şair kimliğinin etkisi altında kullandığı dilde farklılıklar görüldü. Şiirleri kadar yaptığı ve yayımladığı araştırmalarla tanınan, edebiyat ve bilim ortamlarında adından söz ettiren bir şahsiyet oldu.

ŞAİRİN KALEMİNDEN

Öne Çıkan Şiirleri

Tümünü oku (10)

İnsan bazı şiirleri okumaz; onlara denk gelir.

“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.