“Beş Hececiler topluluğunun şairlerinden biri olan Orhan Seyfi Orhon, yalın bir dille aruz ve hece vezniyle yazdığı şiirlerle tanındı. "Fırtına ve Kar" adlı şiiriyle edebiyat çevrelerinde dikkat çekti. Şiirlerinde sosyal olayları hicivsel bir üslupla işledi ve birçok şiiri bestelendi. Akbaba ve Çınaraltı dergilerini çıkararak yayımcılık alanında da önemli bir yer edindi.”
Orhan Seyfi Orhon Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Orhan Seyfi Orhon, 23 Ekim 1890'da İstanbul'un Çengelköy semtinde dünyaya geldi. Babası Miralay Emin Bey, annesi Nimet Hanım'dı. Orta ve lise öğrenimini Beylerbeyi Rüşdiyesi'nde (1905) ve Mercan İdadisi'nde (1909) tamamladı. Öğrencilik yıllarında şiirle ilgilenmeye başladı ve edebiyat hocası Celal Sahir Bey'den teşvik gördü. Abdülhak Hamid ve Tevfik Fikret etkisinde şiirler yazdı. 1909'da şiirleri Kehkeşan dergisinde yayımlanmaya başladı. Yalın bir dille aruz vezninde yazdığı "Fırtına ve Kar" adlı şiiriyle tanındı (1913). Yüksek öğrenimine Tıbbiye'de başladı ancak bir anestezide fenalaşınca tıp eğitiminden vazgeçerek hukuka yöneldi. Darülfünun Hukuk Mektebi'nde öğrenciyken Hıyaban dergisini çıkararak yayıncılığa başladı.
Hukuk Mektebi'ni 1914'te tamamladı ve Meclis-i Mebûsan'ın Kavanin Kaleminde memurluğa başladı. Bu dönemde Türkçü aydınlarla tanıştı ve çalışmalarını Türkçülük ideali çerçevesinde sürdürdü. Ziya Gökalp'in uyarılarıyla halkın diline, vezinde ise aruzdan heceye geçti. 1918'de İstanbul'un işgal edilip Meclis-i Mebusan'ın kapanması üzerine gazeteciliğe başladı; bir yandan da öğretmenlik yaptı. Şiir ve yazıları Türk Kadını, Şair, Büyük Mecmua, Servet-i Fünûn, Ümit ve Yarın dergilerinde yayımlandı. Türk Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul hükûmetini destekleyen Aydede dergisinde mizah yazarlığı yaptı. Sosyal olayları hicivsel bir üslupla ifade ettiği şiirlerini Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi adlı kitapta topladı (1919). Şiirlerinde divan şiirine özgü aruz vezni kalıplarını, modern ve sade hece ölçüsüne uyarlamayı başardı. 1922'de o güne kadar yayımlanmış gazete ve dergi yazılarını Fiskeler adlı mizah kitabında bir araya getirdi. Bu kitapta dönemin şair ve yazarlarının hicvedildiği yazılara, yazarın kurguladığı mizahi anket ve mülakatlara yer verdi. Aynı yıl Peri Kızı ve Çoban Hikâyesi kitabındakilere yeni şiirler de ekleyerek Gönülden Sesler adlı kitabını yayımladı.
Gönülden Sesler beklentilerini karşılamayınca şiiri ikinci plana aldı; bacanağı Yusuf Ziya ile beraber çıkardıkları Akbaba'da mizah yazarlığını sürdürdü. Papağan (1924-1927) ve Yeni Kalem adlı mizah, Resimli Dünya (1924-1926) adlı çocuk ve magazin dergileriyle, edebiyat ve sanat içerikli Güneşi (1927) yayımladı; bir süre Karagöz'ün yayım sorumluluğunu üstlendi (1928-1932). 1932-1938 yılları arasında Yusuf Ziya ile birlikte ve kendi başına Edebiyat Gazetesi, Hızlanış, Ayda Bir, Her Ay, Her Şey gibi dergiler çıkardı. 1941-1944 arasında Yusuf Ziya ile birlikte haftalık Türkçü Fikir ve Sanat mecmuası Çınaraltı'yı yayımladı. Yusuf Ziya'nın adının Akbaba ile özdeşleşmesi gibi Orhan Seyfi'nin adı da Çınaraltı ile özdeşleşti.
1944'te Ankara'da yapılan bir mitingde öğrenci olaylarıyla ilgili görülerek bakanlık emrine alınan Orhan Seyfi, 1945'te Tasvir'deki yazılarıyla gazeteciliğe döndü. Cumhuriyet ve Ulus gazetelerinde de yazılarına rastlandı. 1946'da Cumhuriyet Halk Partisi'nden Zonguldak milletvekili seçildi. 1950'li yıllarda Demokrat Parti'yi destekleyen Zafer ve Havadis gazetelerinde yazılar yazdı. 1960'tan sonra Adalet Partisi'ne girdi. 1 Mart 1962'de Son Havadis gazetesinde günlük yazılar yazmaya başladı ve hayatının sonuna kadar sürdürdü. 1965'te Adalet Partisi'nden İstanbul milletvekili seçildi. 22 Ağustos 1972'de İstanbul'da hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Öne Çıkan Şiirleri
Çengelköy
Vedâ
Peri Kızı ile Çoban Hikayesi
Kış Gecelerinde
Annemle Hasbihal
Anadolu Toprağı
Bir şiir bazen koca bir ömrü hatırlatır.