“Halvetiye tarikatının Mısriyye kolunun kurucusu olan Niyâzî-i Mısrî, 17. yüzyıl tasavvuf edebiyatının önemli mutasavvıf şairlerindendir. Aruzla yazdığı şiirlerde Nesimî ve Fuzulî'nin, heceyle yazdıklarında ise Yunus Emre'nin etkisinde kalmıştır. Vahdet-i Vücud anlayışını benimseyen şair, Divan'ının yanı sıra çok sayıda dinî-tasavvufi eser kaleme almıştır.”
Niyâzî-i Mısrî Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Niyâzî-i Mısrî, 9 Mart 1618'de Malatya'nın Aspozi kasabasında dünyaya geldi. Asıl adı Mehmed olup babası, Nakşibendiyye tarikatına mensup Soğancızâde Ali Çelebi idi. Niyâzî ve Mısrî mahlaslarını kullanan şair, Mısrî mahlasını tahsilini Mısır'da yapmasından dolayı almıştır. Çeşitli medreselerde eğitim görerek tasavvuf bilgisini geliştirdi.
1655 yılında Halveti şeyhi Ümmi Sinan'dan hilâfet alarak irşada mezun kılındı. Memleketin birçok yerinde vaazlar vererek halkı irşad etmeye çalıştı. Şöhreti her yana yayılan Niyâzî-i Mısrî, ordunun maneviyatını yükseltmek için Sultan IV. Mehmed tarafından Lehistan seferine götürüldü. Hakkında ileri sürülen iftiralardan sonra Limni adasına sürüldü ve burada on beş yıl çileli bir hayat yaşadı. Ölümünden bir yıl kadar önce affedilerek Bursa'ya döndü; ancak Bursa Kadısı'nın şikâyeti üzerine tekrar Limni'ye gönderildi ve 16 Mart 1694'te burada vefat etti. Sürgün yıllarında ona sonradan şeyhlik makamına yükselecek olan Azbi Mustafa Efendi eşlik etti.
Niyâzî-i Mısrî, Halvetiye tarikatının Mısriyye kolunun kurucusu olarak tasavvuf tarihinde önemli bir yer edindi. Vahdet-i Vücud görüşüne mensup olan şair, aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde genellikle Nesimî ve Fuzulî'nin, heceyle yazdığı şiirlerinde ise Yunus Emre'nin etkisinde kaldı. Türkçe ve Arapça manzum ve mensur on ciltten fazla eser bıraktı. Divanı'nın yanı sıra Risaletü't-Tevhid, Şerh-i Esma-i Hüsnâ, Sûre-i Yusuf Tefsiri, Şerh-i Nutk-ı Yunus Emre, Risale-i Eşrât-ı Saat, Tahirnâme ve Fatihâ Tefsiri gibi eserleri bulunmaktadır.
Öne Çıkan Şiirleri
Bahr İçinde Katreyim
Bizi Anlayan
Dost
Gönlüm Sana
Derman Aradım Derdime
Arzularsın
Şiir, yalnızlığın kendine bulduğu en güzel dildir.