“Fazıl Hüsnü Dağlarca, 60'tan fazla şiir kitabıyla Türk edebiyatının en üretken şairlerinden biri olmuştur. Toplumcu bir duyarlılıkla insana ve yaşama saygıyı merkeze alan şiirlerinde bağımsız bir çizgi izlemiş, hiçbir akımdan etkilenmemiştir. Destan, çocuk şiirleri ve Türkçe sevgisi gibi temaları işlemiş; 1971 Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilmiştir. Türk şiirinin büyük ustası olarak anılmıştır.”
Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Fazıl Hüsnü Dağlarca, 26 Ağustos 1914'te İstanbul'da doğdu. Süvari yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğluydu. İlköğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da tamamladıktan sonra ortaöğrenimine Tarsus ve Adana ortaokulunda başladı; Kuleli Askeri Lisesi'nden 1933'te mezun oldu. İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayımlandı; İstanbul dergisinde çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle 1933'te adını duyurmaya başladı.
1935'te piyade subayı olarak Doğu ve Orta Anadolu ile Trakya'nın birçok yerini dolaştı. Ordudaki hizmetini on beş yıl doldurduktan sonra 1950'de ön yüzbaşı rütbesiyle askerlikten ayrıldı. 1952-1960 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak İstanbul'da çalıştı. Bu görevden ayrıldıktan sonra Aksaray'da "Kitap" adlı kitabevini açarak yayıncılığa başladı. Ocak 1960-Temmuz 1964 arasında Türkçe adlı aylık dergiyi çıkardı.
Şiirlerini Aile, Ataç, Çağrı, Devrim, İnkılapçı Gençlik, Kültür Haftası, Türkçe, Türk Dili, Türk Yurdu, Varlık, Vatan, Yeditepe, Yücel, Yenilik ve Yön gibi dergi ve gazetelerde yayımladı. 1935'te ilk kitabı Havaya Çizilen Dünya'yı, 1940'ta Çocuk ve Allah'ı, 1945'te Çakırın Destanı ve Taşdevri'ni, 1949'da Üç Şehitler Destanı'nı, 1950'de Toprak Ana'yı, 1955'te Âsû'yu yayımladı. Âsû ile 1955-56 Yeditepe Şiir Armağanı'nı kazandı. 1958'de Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü'ne değer görüldü. 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından "En iyi Türk Şairi" seçildi. 1974'te Yugoslavya'da Struga 13. Şiir Festivali Altın Çelenk Ödülü'nü aldı. 1977'de Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü kazandı. 2005'te Vehbi Koç Ödülü'ne, 2008'de Kültür Sanat Hizmet Ödülü'ne layık görüldü. 2022'de açılan İsveç Akademisi arşivlerine göre, Pablo Neruda'nın kazandığı 1971 Nobel Edebiyat Ödülü için hazırlanan 90 kişilik aday listesinde adı yer aldı.
Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, hiçbir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi kozasını ördü. Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle bağımsız kaldı. Sanat anlayışını "Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir" sözüyle özetledi. Türkçeye bakışını ise "Türkçem, benim ses bayrağım" diyerek Türkçe Katında Yaşamak adlı şiirinde sergiledi. Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyesiydi.
94 yaşında zatürre tedavisi gördüğü hastanede 15 Ekim 2008'de İstanbul'da öldü. 20 Ekim 2008'de Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra evinde bulunan şiirleri "Kaçaklar" başlığı altında üç kitapta toplandı.
Öne Çıkan Şiirleri
Kahraman
Mustafa Kemal'in Kağnısı
Yalnızlığım
Dört Yapraklı Çiçek
Bilmediğim Ölüler İçinde
Dünyaca
Şiir, hatırlamanın en zarif biçimlerinden biridir.