“Divan şiirini yaşadığı dönemin dil, duygu ve hayalleriyle sürdürmeye çalışan neo-klasik bir şairdi. Şiirlerinde aşk, ferdi ıztıraplar, İstanbul ve tarih temalarını işledi; müzikaliteye, şekle ve lirizme önem verdi. Gazel, mesnevi gibi divan nazım şekillerinin yanı sıra terner, triolet, sonnet, pantum gibi Batı kaynaklı nazım şekillerinin ilk örneklerini edebiyatımıza kazandırdı. Mozaik ve Şehrayin adlı şiir kitaplarıyla tanındı; Yahya Kemal'den farklı bir neo-klasizm anlayışı geliştirdi.”
Edip Ayel Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Mahmut Edip Ayel, 23 Ağustos 1894'te İstanbul'da doğdu. Temyiz Mahkemesi azalarından Hâfız Mehmet Emin Bey'in oğluydu. Lise öğrenimini Galatasaray Sultanisi'nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenim için babası tarafından Paris'e gönderildi. Fransa'da ziraat teknolojisi üzerine eğitimini tamamlayarak 1914'te İstanbul'a döndü.
11 Ekim 1922 tarihinde Fransızca öğretmeni olarak atandı. İstanbul'da çeşitli liselerde Fransızca dersleri okuttu; son görev yeri İstanbul Erkek Lisesi oldu. 1 Ekim 1955'te emekliye ayrılıncaya kadar kendisini mesleğine ve öğrencilerine adadı. Hiç evlenmedi.
Şiir yazmaya Fransa'da bulunduğu yıllarda başladı. İlk şiirleri Patrice Buet tarafından hazırlanan Poémes Français de Poétes étrangers (Yabancı Şairlerin Fransızca Şiirleri) adlı antolojide yer aldı. 1938 yılında Fransa'da düzenlenen bir şiir yarışmasında birincilik ödülü kazandı. Fransa'da bulunduğu yıllarda Türkçe şiirler de kaleme aldı; ancak bu şiirlerini uzunca bir süre yayımlamadı.
Edip Ayel'in edebiyat âleminde tanınması Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon'un ortaklaşa çıkardıkları Çınaraltı mecmuası sayesinde oldu. Şair, Çınaraltı'nın 4. sayısında yer alan bir yazıyla "47 yaşında kıyıda köşede kalmış fakat sesi, tarzı ve davası olan bir üstad" olarak tanıtıldı. Aynı sayıda kendisiyle yapılan söyleşide şiir anlayışını Divan şiiri üzerine inşa ettiğini, neo-klasik şiirler yazdığını ve amacının "gazeli dönemin zevkine göre yaşatmak" olduğunu belirtti. Bu takdimin ardından Ayel'in Çınaraltı'nda pek çok şiiri yayımlandı. Bu derginin dışında yazı ve şiirlerini Tanrıdağ, Ankara, Doğu, Bağ gibi dergilerde neşretti.
Les Gammes: Sonnets ve Sagesse: Sonnets adlı iki Fransızca şiir kitabı neşreden Ayel, çoğu daha önce dergilerde yayımlanan Türkçe şiirlerini iki kitapta topladı. Bu kitaplardan ilki olan Mozaik'te (1944), neo-klasik tarzda yazdığı şiirlerle dünya edebiyatından farklı nazım şekillerini denediği manzumelerini bir araya getirdi. Şehrayin'de (1953) ise fetih, yurt ve vatan kavramları etrafında şekillenen hamasi şiirlerini topladı. Şiir Sanatı (1955) adlı kitabında şiirle ilgili temel kavramlarla nazım şekilleri hakkında kısa bilgiler vererek kendi şiirlerinden örnekler sundu. Şiir kitaplarının yanı sıra Fransızca dil bilgisi ve tercüme kitapları da yayımladı.
Divan şiirini yaşadığı dönemin dil, duygu ve hayalleriyle devam ettirmeye çalışan Ayel, bu bakımdan Yahya Kemal'den farklı bir neo-klasizm anlayışı geliştirdi. Şiirde müzikaliteye, şekle ve lirizme önem veren şair, Verlaine, Ronsard, Valery gibi Fransız şairlerin etkisi altında kaldı. Duru bir dil kullanan Edip Ayel, bütün şiirlerini "metrik hece vezni" olarak nitelendirdiği aruz ölçüsüyle kaleme aldı. Şiirlerinde karşımıza çıkan en önemli temalar aşk, ferdi ıztıraplar, İstanbul ve tarihti. Gazel, mesnevi, muhammes, müseddes gibi divan edebiyatı nazım şekilleriyle de şiirler yazan Edip Ayel; terner, triolet, klasik sonnet, pantum, iambos, od, stance, balad, rondel, rondo, villanelle, odelette gibi daha önce edebiyatımızda denenmemiş yahut yalnızca bir iki örneğine rastladığımız nazım şekillerinin ilk ve başarılı örneklerini edebiyatımıza kazandırdı.
Edip Ayel, 17 Ocak 1957 tarihinde İstanbul'da öldü.
Öne Çıkan Şiirleri
İnsan bazen bir cümlenin içinde uzun süre kalır.