İyi bir şiir, bittiği yerde başlamaya devam eder.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Neden Yazıyorsun?

Neden Yazıyorsun? Şiiri - Yılmaz Erdoğan

Sevmek bir şey değil de
Sevinmek kötü be,
Kumruların,
Kumsalların,
Bulutların aşkına
Mecburduk da yazdık
Kirli sakallı sabahların namına
Öylesine değil,
Savrulsun diye değil,
Yalandan değil,
Yazmak lazımdı,
Yazmasak olmazdı çünkü.

Hani bazı
İçinde bir dal burkulur;
Yeşil için,
Sarı için,
Her morun tonunda büyüyen
Sağrılar için,
Belki kuşlardan habersiz
Kanatlar için,
Yol yokuş,
Son ilkbahar,
Uzun eskilerden gelme
Bir içim nefes için
Yazmak lazımdı,
Yazmasak olmazdı çünkü.

Erguvan görüldü bir zaman,
Sonra çıkmaz oldu sokakların alayı.
Mavi çakmak,
Fitil falan,
Kalabalık oldu yokuşlar,
O yokuşların baladı oldu,
Düğün oldu hatta.
Serim düğün ve çözüm için
Boşanmalar oldu.
Her sevdanın final tezi adliyeye verildi,
Gerisi ilam oldu.
Kıyılar, kumrular,
Göçler oldu...

Buhurdanlar, semaverler
Ve nargile geyikleri
Yavaş,
Yavaş,
Çok yavaş.
Hız'da yitirilenlerin aşkına,
Yavaş'ın içindeki ölü şövalyeler için,
Her işin bir raconu vardı
Yaşamın ortaçağında.
Atılan adımlar vardı yavaş ve eski,
Bir düellodan alınmış.
İşte bu yüzden yazmak lazımdı,
Yazmasak olmazdı çünkü...

Sonra unutmak vardı.
Hatırlamak içindi bütün muallak resimler.
Hiç olmamış gibi yapmak,
Öküz öldüren bir hasrete
Can dayanmıyordu ya,
Zaten bütün bunlar
Yeni ve dayanıklı canlar içindi.
Dursun koyuyordular en son çocuklarının adını,
Üstü kalsın ikizler mesela.
Birisinin içinde civciv havalansa
Diğeri kanat çırpıyordu istemsiz.
Oluyordu bunlar
Ve yazmak lazımdı,
Yazmasak olmazdı çünkü...

Eski harfleri dağıtıyorduk komşularımıza,
Yepisyeniydiler,
Hepi topu bir kere kullanılmışlardı
Sapa bir cümlenin içinde.
Hat sanatıydı gömdüğümüz uykuya,
Edebiyat avuntusuydu işimiz,
Uzak suretlerinden biriyle yapılan nef'inin.
Yazmak lazımdı,
Yazmasak olmazdı,
Aslında olurdu tabii.
Bir sürü yazmadığımız,
Bir süre yazmadığımız,
Ama o zamanda
Bakkalda hesapüstü kalmışlık oldu,
Siparişi unutmuşluk bakkal çırağında,
Hem de ekmeğin en yumurtaya banılacağı sırada.
Ve kapatıyoruz manasında söndürülen ışıklar oldu,
Hadi gidin artık makamından,
Kırklık bir ampul kaldı geriye...
Baktık olmuyor yazmadan,
Baktık mesele oluyor,
Dimağı eşeleyen cümleler,
Olmuşlar,
Olacaklar.

Yani bir fikrin hizasına konulacak ne varsa işte,
Yazdık,
Ki yazmasak olmazdı.
Bütün bunlar,
Bütün bunlar içindi.
Gizli hüzün artıkları
Kalmıştı ayrılık salonundaki
Güvercinlerde manasız bir tango ciddiyeti.
Dans mı ediyorlar, fırça mı yiyorlar,
Belli değil.
Öyle suçlu bir işti tango.
Arjantin'de solcu gençler işkencedeyken
Maradona'ydı 82'de.
Kibrit kutusunun kapağı
Vasati kırk çöptü ve
Kırkının da tek tek
Kendine göre sorunları vardı...

Çözüm bekleyen ağır meseleleri de vardı
Yaprakların.
Kuruyorlardı saatlerini kasım patlarına,
Hemen ve şimdi
Müdahale gerekiyordu
Akarsulara.

Ve ivedi
Bir gülümser kelimeydi
Yadırgayan
Türkçedeki yerini,
Ama yine de yazmak lazımdı,
Yazmasak olmazdı...

Sonra hiç aklına gelir miydi
Örümceklerin sinirli bir iklime
Ağ'yacakları kendilerini,
Ya da kuşak çatışması balıkların
Pul pul gerinir diye düşünürken biz,
Meğer esnemeye bile takati kalmamış
Yorgun bir Akdeniz...
Ucundan çeksen
New York'a kadar götürebilirsin
Elektrikli vakumlu halı bile yıkayan sömürgeni.
İşte böyle bir durumdu
Ve tedirginliğimiz
Siren miren istemiyordu.
Telaşımızın gürültüsü yerindeydi
Ve küt diye akşam oluyordu.

Biz ki öğle vaktiyiz daha,
Rakıdan filan habersiz
Ve söylemeye gerek yok,
Uzun,
Çok uzun içmeler oldu.
Mürakabe susamış peçetelere notlar düştük,
Kalktık,
Zeytinyağı lekesinden arta kalan
Şiircik kuşunu besledik.
Gel gör ki üç gün yaşayabildi us pas içinde,
Ama olsun yine de yazdık,
Yazmasak olmazdı...

Nehirde (hiç tanımadığımız)
Bir tekne için (hiç binmediğimiz)
Bir şarkı (hiç duyulmamış)
Bestelemeyi istersin de
Hani nefesin yetmez nefsini güftelemeye,
İşte bu yüzden yazdık.
Yoksa hoşumuza mı gidiyor zannediyorsun
Smokin bulutlu bir gökyüzünden söz etmek,
Bir kelebeğin kararsızlığını anlatmak
Tırtıl kılığında...
Ya da bir ateş böceğinin direnişini
Yalancı aydınlıklara...
Başka türlü olmuyor,
Başka türlerde nasıl oluyor bilmem,
Ama yazmak lazımdı işte,
Yazmasak olmazdı çünkü!

Yılmaz Erdoğan portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, insanın içinde kalan yarım cümlelerin devamıdır.

Şiir, yazma eyleminin zorunluluğunu ve yaşamın çeşitli hallerini, aşkı, ayrılığı, özlemi ve toplumsal değişimi imge ve ironiyle anlatır. Anlatıcı, yazmayı bir varoluş biçimi olarak görür ve yazmasa olmayacağını vurgular.

Ana duyguHüzün
Ana temaŞiir
Duygusal yönKarma
Yoğunluk60/100

ANLAM

Ana düşünce

Yazmak, yaşamın karmaşasını ve duygusal yükünü taşımanın zorunlu bir yoludur; yazmasak olmaz.

Temel çatışma

Yazma zorunluluğu ile yaşamın akışı arasındaki gerilim

Duygusal akış

Şiir, yazma zorunluluğu etrafında hüzünlü ve ironik bir tonla ilerler; zaman zaman umut kırıntıları belirir.

ATMOSFER

Şiir, nostaljik ve hüzünlü bir atmosferde, yazmanın zorunluluğunu ve yaşamın geçiciliğini hissettirir.
HüzünlüNostaljikDüşsel
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.