Şiir, geçip giden zamana bırakılmış küçük bir itirazdır.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Hızırla Kırk Saat'ten

Hızırla Kırk Saat'ten Şiiri - Sezai Karakoç

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz
İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler
Bunu bana öğretmediniz
Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
nasıl sileceğimi öğretmediniz

Bir kentten daha geçtim
Buğdayları yakıyorlardı
Yedikleri pirinçti
Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı
Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı
Pirinçler gibi çoğalıyorlardı
Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum
Öpüp çıkıp gittim yelelerini

Sezai Karakoç

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı kelimeler insanı hiç gitmediği yerlere götürür.

Şair, geleneksel otoritelere (yeşil sarıklı hocalar) seslenerek onların kendisine hayatın acı gerçeklerini öğretmediğinden yakınır. İnsanlığın çelişkilerini, zulmü ve yıkımı sorgular. İkinci bölümde ise bir kentten geçerken tanık olduğu yıkımı ve yabancılaşmayı anlatır.

Ana duygukırgınlık
Ana temabaşkaldırı
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk65/100

ANLAM

Ana düşünce

Geleneksel otoriteler, hayatın acı gerçeklerini ve insanın yıkıcılığını öğretmekte yetersiz kalmıştır.

Temel çatışma

birey ile otorite arasındaki çatışma; öğretilen ile yaşanan arasındaki uyumsuzluk

ATMOSFER

Hayal kırıklığı ve yıkımın hâkim olduğu, sorgulayıcı bir atmosfer.
gerginkasvetlihüzünlü
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.