Bazı kelimeler insanı hiç gitmediği yerlere götürür.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Sokak

Sokak Şiiri - Onat Kutlar

Durmadan değişen bir kentte selvilerin
anılarıyla uğuldayan bir sokaktı
Yüksek ve külrengi yapıların tepesinde ikindi
sarı bir ışıkla vururdu pencerelerin donuk ve sessiz
krater gölcüklerine
Orada yaşlılar otururdu tozlu iğne yastıkları ve güz
sararmış martıların eğri yağmurlarıyla gelir tarardı
yüzlerinde unutulmuş sepya boşluğu
Karınlarına ölümün tohumlarını ekerdi aşağılarda
hafif bir lağım kokusuyla karışık kahve
ve anason çiçekleri satılan
küf rengi ırmakların sokağında ehliyetli kurbağalar
safa pezevenkleri ve geçmiş kaçakçıları
Arada inatçı arnavutların
durmadan yenilediği kaldırımlardan
gülleri örselenmiş kadınlar geçerdi farkedilmeyi
bekleyen erken kararmış lidya gümüşleri genç kızlar
Kanlı bayrakların yelkeniyle arada
tersane işçilerinin kadırgaları geçerdi ilkyardıma doğru
Siren sesleri sivaslı kapıcıların granit belleğine
bulanık izler bırakırdı

Günlük işlerin bittiği saatlerde yani geceleri
sokak bir kerhane gibi işlerdi bahriye gediklileri
denizi ve orospuları aynı anda gören evlerin
duvarına arabesk bir savaşın tarihini yazarlardı: Aşk
Binliklerin mor jileti çalışırdı kapılarda titreyerek ve derin
bir yarıkla açarak feodal zamanın surlarını
sabahın eteklerine ulaşırdı

Oradan başıboş çocuklar çıkardı yaşamın çöpçüleri
doğulu çocuklar plastik ayakkapları ve kendi gövdelerindeki
ölü ana sıcaklığına sarılan kollarıyla
süpürürlerdi gecenin artıklarını
Solgun iğneleriyle ilk ışıkların dikerdi ağırbaşlı halk
kentin zarını yeniden ve gün
başlardı

Orada sevdim seni
Sokağı denize bağlayan geçitte orada
geceyi gökkuşağına bağlayan günlerin saçını hızla örerdi zaman
Sevecen sorgulu uysal yüreğin
bir çimen türküsüyle açardı soyağacının gizli bahçelerini
çılgın bir büyücüye, orada kan ırmağından
geleceğin şarabını çıkardım ve yanan günlerden altın
bir şiir çıkardım güzelliğinin kapalı yapraklarından
bozkır ortasında ırmak kuyu dibinde gökyüzü bir özgürlük
esintisi zindanlarin avlularindan

Unutma ben yokolunca değişince kent ve bir yoksulun
o günlerden
sana bağışladığı söz ülkesi yitip gidince
sonsuz ve isimsiz bir deniz kalacak bir de çamagacı
benim sularımla öpüşen.

Onat Kutlar portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, kalbin hafızasına yazılmış bir mektuptur.

Şiir, değişen bir kentin sokaklarında yaşanan yoksulluk, yabancılaşma ve kaotik yaşamı betimler. Anlatıcı, bu kentte bir sevgiliye duyduğu aşkı ve onunla kurduğu bağı anlatırken, aynı zamanda toplumsal çürümeyi ve geçmişin izlerini işler. Şiir, kişisel bir aşk hikâyesiyle kentin kolektif hafızasını birleştirerek, kayıp ve özlem duygusu içinde son bulur.

Ana duyguHüzün
Ana temaŞehir
Duygusal yönKarma
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

Kent yaşamının kaotik ve yıpratıcı yapısı içinde aşk, geçmiş ve toplumsal gerçeklik iç içe geçer; her şey değişip yok olsa da geriye kalan bir deniz ve çam ağacı gibi kalıcı imgelerdir.

Temel çatışma

Bireysel aşk ve umut ile kentin yıkıcı, yabancılaştırıcı gerçekliği arasındaki gerilim.

Duygusal akış

Kent betimlemelerindeki karamsarlıktan kişisel aşk ve umut dolu bir kapanışa doğru bir geçiş var.

ATMOSFER

Kent yaşamının kasvetli, yoksul ve kaotik atmosferi, yer yer kişisel bir sıcaklık ve özlemle yumuşuyor.
HüzünlüKasvetliNostaljikGergin
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.