Bir dize bazen uzun bir geceden daha derindir.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Kıtalar 3

Kıtalar 3 Şiiri - Neyzen Tevfik

Rûy-ı ikbal-i felek şimdi Celal'e döndü
Yine bin kan akacak daire-i çevrinde.
Geşti-i devlete mademki kaputan oldu,
Çok kürekler çeker evlad-ı vatan, devrinde.

Gitti amma Çırağan, geldi tedâbir-i harik,
Çıktı eski kovalar, kadroya girdi yeniler.
Öyle bollaştı ki her dairede şimdi kova,
Gelen erbab-ı mesâlih bile kullansa yeter.
1910
Sorulsun Sadrazam’dan, bizim çün varsa lütfetsin
Hududa tahta perde çekmenin imkân-ı icadı.
Alır ibret bugün enkaz-ı devletten nazar ehli,
Çıkınca Padişah tahta, Serasker oldu Bağdadî!
Ayasofya, 1912

Kalmadı beyninde ashâb-ı tarîkin ihtilaf,
Ehl-i hakkı birbirine toplayıp perkittiler.
Şeyh Bâkî rehber oldu bu sefer de hepsine;
İbn-i Süfyân'ı ziyaret çün ta Şam'a gittiler.
1915

Fırka parti diye halkın boğazından sıkarak
Milletin on senedir olmuş idi mengenesi.
Kazdığı çâh-ı belaya yine kendi düştü,
Örsünü, kıskacını...min Çingene'si.
1918

Lûtfi Fikri Beyefendi aklınca
Sözde boş torba ile at tutacak.
Bu tavassut babası uçmak için,
Zokayı kendi eliyle yutacak.
1920

Takma saç diş gibi dil de yapılır hem takılır,
Ederim Encümen âzası ile istidlal.
Câhicf in ağzı bu perçinle bozulmaz artık,
Yeni dil taktı ona Mahkeme-i İstiklal!

Sebeb-i rif’at olur maziye sebb ü teşni
Hu teşebbüs maraz-ı hırsım için şâfî mi?
İsterim ben de usulen çalışıp yükseleyim.
Babanın kabrine sıçsam acaba kâfi mi?
Beyoğlu, 1936

İngiliz devleti gösterdi bütün kudretini,
Şu Habeş meselesi bitti alındı ardı.
Dönmemiştir Britanya dediğinden çünkü
İngiliz dostu dokuz ton parayı kurtardı.
1936

Sokağa düşmüş olan bir iki parça eserim,
Kaybolunca bana gönlüm suratı asmıştır.
Bit-tesadüf iki eşek geçiyormuş oradan,
Birisi üstüne sıçmış öteki basmıştır!

îşte kanbur feleğin emriyle
Mihver'in çarkını kırdı devran.
Duçe'dir Akdeniz'in yüz karası,
Topyekûn ağzına sıçtı Yunan
Pendik, 1942

Neyzen Tevfik portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, ruhun dünyaya bıraktığı küçük bir izdir.

Şiir, 1910-1942 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye'nin siyasi olaylarını, dönemin yöneticilerini ve toplumsal durumları eleştirel bir dille anlatır. Anlatıcı, dönemin çalkantılı olaylarını hicvederken, iktidar değişimlerini, savaşları ve toplumsal çelişkileri ironik bir üslupla işler.

Ana duyguÖfke
Ana temaBaşkaldırı
Duygusal yönOlumsuz
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

Dönemin siyasi ve toplumsal olayları, iktidarın çıkar çatışmaları ve halkın bu durumdan çekişi eleştirilir.

Temel çatışma

İktidar ile halk arasındaki çıkar çatışması

Duygusal akış

Şiir boyunca eleştirel ve öfkeli ton, dönemin olaylarına göre değişmekle birlikte genel olarak sitemkâr bir çizgide ilerler.

ATMOSFER

Şiir, dönemin siyasi çalkantılarını ve toplumsal adaletsizlikleri yansıtan gergin ve eleştirel bir atmosfere sahiptir.
GerginKasvetli
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.