İnsan bazı cümleleri yıllar sonra anlar.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Yaşantım

Yaşantım Şiiri - A. Kadir (Abdülkadir Meriçboyu)

1.

En önce babam işitmiş sesimi
1917 yılı Temmuzu’nun güneşli bir sabahında.
Sonra odaya birer ikişer dolmuş
mahallemizdeki komşular.
Sonra bir yatsı zamanı
adımı Kadir komuşlar.

2.

Doğrusu pek huysuzmuşum,
hiç unutmam,
sonraları annem derdi:
“Bir türlü susturamazdık,
günlerin ağlamakla geçerdi.
Bilmem ki neden güldün,
dayının Yemen çöllerinden
künyesi geldiği gün.”

3.

Sait Efendi'ydi adı
mahalle mektebindeki hocamızın.
Onu iyi hatırlarım.
Ben galiba dört buçuk yaşındaydım.
Orada tanıdım ilk arkadaşlarımı.
Ağabeyimi orada sevdim:
Ağlarken o,
yüreğime dokunan bir şey vardı sesinde,
hocadan dayak yediği gün
bir akşam dersinde.

4.

Ilık bir öğle vakti,
annem içeriki odada
namaza duracaktı.
Ben gizlice seyre daldım pencereden karşı komşuyu.
Bekledim belki soyunur diye
bekledim uzun uzun.
Ve düştüm sıcak bir denize çırılçıplak,
ağır ağır uyanır gibi
en tatlı yerinde uykumuzun.
Sonra şaştım kendi kendime:
Büyümüşüm!

5.

Önümde kitaplar vardı.
Dizi dizi, boy boy kitaplar.
Eğildim sevgiyle, muhabbetle yüreğine onların.
Durdum merhametsizce, kımıldamadan.
Ve birdenbire, bir akşamüstü,
bir dünyaya giriverdim,
rahat, sıcacık ve kocaman.

6.

Benim uçsuz bucaksız dünyamda
daima tok ve neşeliydi insanlar.
Rüzgârda daima gülerdi
geniş buğday tarlaları.
İşçiler sadece kendileri için
kumaş dokurdu renk renk.
Ve hürriyet,
korkusuz dolaşırdı sokakları
köy türküsü söyleyerek.

7.

Dumanlı bir odada,
iri adamlar ortasındaydım.
Kapıda çifte nöbetçi vardı.
İri adamlarla nöbetçiler
bana bakıyorlardı.
Biri dedi: “Namussuz! ”
Biri dedi: “Kurşuna dizmeli bunu! "
Cevap vermedim.
Sonradan, hücremde öğrendim nöbetçiden,
o gece bütün şehre ilan edilmiş
zavallı ihanetim.

8.

Demirli, küçük pencereden seyrettim
geceleri gökyüzünü.
Sabahları kavak altında şiir yazdım.
Hapislerle dertleştim, havuz başında.
Mükemmel yaşıyordum,
bol ışıklı bir oda gibi apaydınlıktı içim.
Böyleyken içeride hal,
dışarıdaki söylentiye göre,
bir gece yarısı sessiz sedasız
kurşuna dizilmişim.

İbrahim Abdülkadir Meriçboyu portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, kalbin hafızasına yazılmış bir mektuptur.

Şiir, 1917 yılında doğan bir kişinin çocukluk anılarından başlayarak hapishane günlerine uzanan yaşamını anlatır. Anlatıcı, mahalle mektebi, aile ve komşuluk ilişkileriyle şekillenen masumiyetini, ardından hapishanede yaşadığı suçlama ve ihanet suçlamasıyla yüzleşmesini dile getirir. Şiir, bireyin iç dünyasındaki aydınlığı dışarıdaki karanlık söylentilere karşı koruma çabasıyla sona erer.

Ana duyguHüzün
Ana temaYaşam
Duygusal yönKarma
Yoğunluk60/100

ANLAM

Ana düşünce

İnsanın iç dünyasındaki aydınlık ve yaşama sevinci, dışarıdan gelen suçlama ve baskılara rağmen varlığını koruyabilir.

Temel çatışma

Bireyin masumiyeti ile toplumun suçlayıcı yargısı arasındaki gerilim.

Duygusal akış

Çocukluk masumiyetinden hapishane ve suçlama deneyimine doğru bir değişim gösterir.

ATMOSFER

Şiir, çocukluk anılarının sıcaklığından hapishanenin soğuk ve tehditkâr ortamına geçen bir atmosfer sunar.
NostaljikHüzünlüGerginYalnız
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.