Kelimeler bazen gitmeyenlerin yerine kalır.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Islık Ve Uçurum

Islık Ve Uçurum Şiiri - Engin Turgut

"Dünyada bir tek hakikat vardı, cahiller onu çoğalttılar.”

Hayat ıslık çalarak geçiyordu önümüzden. Kokuşmuş, acı çığlık seslerinden geçilmeyen bu ikiyüzlü, bu vahşi, bu namussuz çağımızda cehennemi yasamadığımızı kim söyleyebilirdi? Bırakın ruhumuzun kirlenmesini, gövdemizi de yıpratıyorduk. Aşkın, üzümün sapına kadar yaşanması gerektiğine inanıyorduk. Aşkın varlığını ve yaşanabilirliğini hissetmek gerekti; aşka güvenmek ve onun hizmetine girmek lazımdı. Aşkı oraya buraya çekiştirip aşka yön vermeye kalkışırsak, aşkın altında kalırız diye düşünüyor ve aska inanmayanlara soruyordu: Aşk size inanıyor mu sanıyorsunuz? "Niye intihar edecekmişim; daha yaşayacağım onca hayal kırıklığı varken." Böyle mi demişti Emil Cioran. Doğrudur hem sanal, hem banal bir dünyada yaşadığımız. "Ancak kötü olabilecek kadar cesur olabilirsen, gerçekten iyi olabilirsin" diyordu birisi. Türkçenin saadeti geceleri uyumuyordu. Sürekli arzuda dolaşan, her şeye aşkla bakan, küçük şeylerden büyük hazlar çıkaran, derdi olan, derdi olduğu için şiirler yazıp, resimler yapan biriydi adam. Sanki uçurum çağına gelmiştik; vicdan çekilmiş, akıl çürüyordu sanki. Daha önce yazdıklarını düşünüyordu adam. Yazdıklarını tekrarlamaktan ve çoğaltmaktan da asla çekinmiyordu. İçinde yaşadığımız dünyanın ve ruhumuzdaki karanlığın, şiddetin, kuşkuların ve iletişimsizliğin ciddi bir şekilde sorgulanması gerekiyordu. Acıyı bir oyuna dönüştürerek mi yaşıyorduk yoksa? Kendi iyiliğinden başka aksesuarı olmayan kalbimiz karşısında, gerçeğin gözleri fal taşı gibi açılıyordu. ‘Yüzünde kaç maskesi var insanın’ dedi adam. ‘Sanki bir nükleer sonrası hepimiz tuhaf yaratıklara dönüşmüşüz! Sanki ne çekiyorsak, kendimizden çekiyoruz. Yüzlerde hep acı! Zaten acı dolu bir çağda yaşamıyor muyuz? Hepimiz kargaya benziyor ve bu dünya sirkinde utana sıkıla varlığımızı sürdürüyoruz’ dedi kadın.

“O sevgi gibi, hatta aşk gibi görünen şeylerin altında eşsiz hesapların yattığını” gördükçe canımız daha çok yanıyordu!

Engin Turgut

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı kelimeler insanı hiç gitmediği yerlere götürür.

Şiir, çağın ikiyüzlülüğünü, vahşetini ve insanın iç dünyasındaki karanlığı sorgulayan bir anlatı sunar. Anlatıcı, aşka duyulan inancı ve yaşama arzusunu dile getirirken, aynı zamanda hayal kırıklıklarını ve acıyı vurgular. Metin, bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal yozlaşmayı sorgulayarak, insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi gerektiğini ima eder.

Ana duyguhüzün
Ana temavaroluş
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

İçinde yaşadığımız çağın ikiyüzlülüğü ve acımasızlığı, insanın kendi iç karanlığıyla yüzleşmesini ve aşka olan inancını sorgulamasını gerektirir.

Temel çatışma

Aşka duyulan inanç ile hayal kırıklıkları ve toplumsal yozlaşma arasındaki gerilim.

ATMOSFER

Karamsar ve sorgulayıcı bir atmosferde, çağın acımasızlığı ve insanın içsel karanlığı vurgulanır.
kasvetligerginhüzünlü
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.