Şiir, insanın kendine yetişme biçimlerinden biridir.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Ara Sokak

Ara Sokak Şiiri - Cahit Irgat

Kalabalıkla beslenen, gürültüyle yoğrulan, mutlu, mutsuz kimi gülen yüzleriyle, kimi hüzünlü bakışlarıyla oradan oraya yürüyen, koşuşturan çeşit, çeşit insanların geniş kaldırımların çiğnediği, koskoca caddelerin arasında sıkışmış ve bir bilseniz ne yaşanmışlıklara şahit olmuş yorgun bir ara sokağım ben…

İlk ben duyarım sabahın erkenin de derinden gelen ayak seslerini. Anlaşılmaz bir telaşla başka, başka yönlere koşuşturur insanlar üzerimde, Uğultuları karışır yeni başlayan güne.
Çeşit, çeşit yüzler görürüm kimi çileli, kimi kederli, kimi gülen, kimi de asık yüzler görürüm hayata asılmaya çalışan…

Bazen gelir geçer insanlar üzerimden beni çiğneyerek.
Kimine göre gelip geçilen, kimine göre de çıkmaz bir sokak. Ama asla yalnız kalmayan, mutlu ya da mutsuz birçok dosta sahip bir sokağım ben.
Yağan her yağmurda suların sel gibi aktığı, kar yağdığında ise insanların buz tutmuş parke taşlı zeminim de kayarak düşüp kalça kırdığı hafif yokuşlu bir sokak…

Çocuklarım var benim,
Kışın daracık, buz gibi kaldırımlarımı yatak yapıp, kartondan yorganlarıyla uyuyan Adım’ı almış çocuklarım var…
Dedim ya! Benim gibi sokaklardan başka kimsesi olmayan, bazen soğuk ta olsam altlarına yatak olduğum ve öz evlat gibi sevip bağrıma bastığım çocuklarım var benim…

Birde yırtık pırtık elbiseleriyle oradan oraya koşturan, tel arabalarıyla oynayan, çember çeviren afacanlarım var, ne de mutlular çünkü çocuklar.
Kimi şaraptan, kimi rakı’dan kimide aşk’tan kafayı bulmuş oradan oraya sallanan sarhoşlarım var benim…
Kavgalarım var bazen de hiç bir tarafında olmadığım.
Ama! Hep içerisinde olduğum kavgalarım var…

Yıllardır taşıdıkları yükten yorgun düşmüş, birbirine yaslanmış, bacalarından kara duman tüten evlerim var üzerimde. İçlerinde yaşayan yaşlısıyla, genciyle mutlu mutsuz bir sürü insan… ve onları asırlardır üzerimde taşımaktan yorgun düşmüş ben, Yorgun ve daracık bir sokak.

Evet! Kimileri için dar bir ara sokak kimileri için de çıkmaz olurum bazen. Son kez girdikleri içimden bir tahta kutu içinde çıkarlar ancak. Son çıkışları olur bu son gidişleridir bir daha dönmemek üzere. Hüzün’lü olur böyle günler. Susarım ve beklerim, o an yeni doğmuş bir bebeğin ağlama sesini duymak isterim. Ve yeniden yeşerir umutlar yeni bir hayata doğru…

Akşam olduğunda yosmalar tutar köşe başlarımı… Eskimiş tahta direkli, fersiz kalmış kendini bile zor aydınlatan lambamın altında bekleşen yosmalar. Gelen geçen çoğalır bir anda değişik yüzler gezmeğe başlar dar kaldırımlarımda, saat, saat değişir davranışlar, önce sohbet sonra gülücükler ve kahkahalar derken alkolle karışık başlar dağılmalar ve ufak tefek kavgalar gelir ardından. Bana da izlemek düşer sessizce her yanından. Sonra el ayak çekilir ve herkes çekip gider, soğuk bir sessizlik çöker
Her yanıma. Ve yine bana yalnızlık düşer…

Ah, ah Ne yalnız kalmışlara arkadaş oldum ben. Bir kenarıma çöküp ağlayanların gözyaşlarını içtim yıllarca. Ne Aşık’lar gördüm yüreği kan revan olmuş acıdan kıvrım, kıvrım kıvranan, efkara, kedere, acılara mahkum olmuş ne derbederlere arkadaş oldum… Acı çektim onlarla birlikte, Delisi vardı mekanı mın berduşu, serserisi, sarhoşu vardı, efendisi vardı. Berduşuyla berduş Sarhoşuyla sarhoş, efendisiyle efendi oldum. İşte dile geldim sonunda ve anlattım sizlere yıllardan beri şahit olduğum yaşanmışlıkların bazılarını…

Artık bekler oldum sonumu, Biliyorum bir gün iş makineleri gelecek önce dozer’ler yıkacaklar her yeri, sonra greyder’ler süpürecekler kırık parçalarımı… Aynı! Tahta kutuya girip hiç dönmemecesine giden dostlar gibi, bende çelik kasalı kamyonlara binip gideceğim hiç dönmemecesine.
Belki yerimde taş binalar yükselecek acımasızca gökyüzü nü delecek. Beklide yeni bir cadde olacak eski yerimde…

Ve hatırlayanlar anacaklar belki beni, Eskiden dar bir ara sokak vardı burada diyecekler
Dedim ya! Ben caddelerin arasına sıkışmış bir gün yok olmayı bekleyen asırları devirmiş daracık bir, ARA SOKAĞIM…

Namık SALİH…

Namık Salih

Cahit Irgat

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

İnsan bazı cümleleri yıllar sonra anlar.

Şiir, kendini bir ara sokak olarak kişileştiren bir anlatıcının gözünden şehir yaşamını ve insanlık hallerini anlatır. Sokak; çocukları, sarhoşları, âşıkları, yalnızları ve tüm yaşanmışlıklarıyla çevresindeki hayata tanıklık eder. Sonunda yıkılıp yok olmayı bekleyen sokak, geride kalan anılarla birlikte yok oluşunu kabullenir.

Ana duyguhüzün
Ana temaşehir
Duygusal yönkarma
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

Bir şehir sokağı, üzerindeki tüm insan hikâyelerine tanıklık eder; kendisi de bu hikâyelerle var olur ve yok oluşuyla birlikte bu tanıklık da silinir.

Temel çatışma

Sokağın canlı, tanıklıklarla dolu varlığı ile yıkım ve yok oluşu arasındaki gerilim.

Duygusal akış

Sokak, yaşamın canlılığını ve tanıklıklarını anlatırken yıkım ve yok oluş kabullenişine doğru ilerler.

ATMOSFER

Şehir hayatının karmaşası içinde hüzünlü, yalnız ve kaçınılmaz bir yok oluşu bekleyen bir atmosfer.
hüzünlüyalnıznostaljikkasvetli
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.