İnsan en çok, geri dönemediği yerleri özler.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Rûh-bahş Oldı Mesîhâ-sıfat Enfâs-ı Bahâr

Rûh-bahş Oldı Mesîhâ-sıfat Enfâs-ı Bahâr Şiiri - Baki

Rûh-bahş oldı Mesîhâ-sıfat enfâs-ı bahâr
Açdılar dîdelerin hvâb-ı ‘ademden ezhâr

Taze cân buldı cihân irdi nebâtâta hayât
Ellerinde harekât eyleseler serv ü çenâr

Döşedi yine çemen nat’-ı zümürrüdfâmın
Sîm-i hâm olmış iken ferş-i harîm-i gülzâr

Yine ferrâş-ı sabâ sahn-ı ribât-ı çemene
Geldi bir kâfile kondurdı yüki cümle bahâr

Leşker-i ebr çemen mülkine akın saldı
Turma yagmada yine niteki yagı Tâtâr

Farkına bir nice per takınur altun tellü
Hayl-i ezhâra meger zanbak olupdur serdâr

Dikdi leşkergeh-i ezhâra sanavber tûgın
Haymeler kurdı yine sahn-ı çemende eşcâr

Döşedi mihr-i felek yolları dîbâlar ile
İtdi teşrîf çemen mülkini sultân-ı bahâr

Subh-dem velvele-i nevbet-i şâhî mi degül
Savt-ı mürgân-ı hoş-elhân u sadâ-yı kûhsâr

Çemen etfâlinüñ uyhuların uçurdı yine
Subh-dem gulgule-i fâhte gül-bâng-i hezâr

Dâye-i ebr yine goncalaruñ şeb-nemden
Başına akçe dizer niteki etfâl-i sıgâr

Mevsim-i rezm degüldür dem-i bezm irdi diyü
Sûsenüñ hançerini tutdı ser-â-pâ jengâr

Semenüñ sîne-i sîmînin açup bâd-ı seher
Çözdi gülşende gülüñ dügmelerin nâhun-ı hâr

Pîrehen berg-i semen gûy-ı girîbân şeb-nem
Gülsitân oldı bu gün bir sanem-i lâle-’izâr

Zîb ü fer virmek içün rûy-ı ‘arûs-ı çemene
Yâsemen şâne sabâ mâşıta âb âyinedâr

Dür ü yâkût ile bir nahl-i murassa’ sandum
Ergavân üzre dökilmiş katerât-ı emtâr

Şîşe-i çarhda gör bunca murassa’ nahli
Nice ârâste kılmış yine sun’-ı Cebbâr

Berg-i ezhârı hevâ şöyle çıkardı felege
Pür-kevâkib görinür günbed-i çarh-ı devvâr

Dem-i ‘Îsâ dirilür bûy-ı bahûr-ı Meryem
Açdı zanbak Yed-i Beyzâyı kef-i Mûsâvâr

Zanbakuñ goncasıdur bâga gümiş bâzû-bend
Za’ferân ile yazılmış aña hatt-ı tûmâr

Câm-ı zerrîni tolu bâde-i gül-reng itmiş
Gül-i ra’nâ seherî kılmag içün def’-i humâr

Dehen-i gonca-i ter dürlü letâ’if söyler
Gülüp açılsa ‘aceb mi gül-i rengîn-ruhsâr

Güher-i fursatı aldurma sakın devr-i felek
Sîm ü zerle gözüñi boyamasun nergisvâr

Câm-ı mey katreleri sübha-i mercân olsun
Gelüñüz zerk u riyâdan idelüm istigfâr

Lâle sahrâyı bu gün kân-ı Bedahşân itdi
Jâle gülzâra nisâr eyledi dürr-i şehvâr

Dâmenin dürr ü cevâhirle pür itdi gül-i ter
Ki ide hâk-i der-i Hazret-i Paşaya nisâr

Sâhib-i tîg u kalem mâlik-i câm u hâtem
Âsâf-ı Cem-’azamet dâver-i Cemşîd-vekâr

Âsmân-pâye hümâ-sâye ‘Alî Paşa kim
İremez tâk-i celâline kemend-i efkâr

Şâh-ı gül neşv ü nemâ bulsa nem-i lutfından
Ola her gonca-i ter bülbül-i şîrîn-güftâr

Âb u gil müşg ü gül-âb ola çemen sahnında
Bûy-ı hulkıyla güzâr itse nesîm-i eshâr

Tab’-ı vekkâdın eger âteş-i rahşân görse
Kızara ahker-i sûzân nitekim dâne-i nâr

Güneşi keff-i zer-efşânına beñzer dir idüm
Almasa mâha ‘atâ eyledügin âhir-ı kâr

Şöyledür keff-i güher-pâşı yemîn itmek olur
Ki ‘atâsından irer bahre gınâ kâne yesâr

Manzar-ı kasr-ı sa’âdetden anuñ re’yi gibi
Rûy göstermedi bir şâhid-i hurrem-dîdâr

Bâg-ı cûdında nihâl-i kereminden derilür
Lutf-ı bî-minnetinün mîvelerinden her-bâr

Manzar-ı himmetinüñ küngüre-i rif’atine
İremez sarsar-ı tûfan-ı fenâ birle gubâr

İşigi taşı imiş yüz sürecek hayf diyü
Taşdan taşa döger başını şimdi enhâr

Serverâ cânı mı var devletüñ eyyâmında
Sünbülüñ turrasına el uzada şâh-ı çenâr

Eylemez kimse bu gün kimse elinden nâle
Bezm-i ‘işretde meger mutrib elinden evtâr

Şer’a uymaz n’idelüm nâle vü zâr eyler ise
Gerçi kânûna uyar zemzeme-i mûsîkâr

Geşt iderken çemen-i medh ü senâñı hâtır
Lâyih oldı dile nâ-gâh bu şi’r-i hemvâr

Gül gibi gülşene kılsañ n’ola ‘arz-ı dîdâr
Hayli dökildi saçıldı yoluña fasl-ı bahâr

Reşk-i dendânuñ ile hançere düşdi jâle
Berg-i sûsende gören itdi sanur anı karâr

Geçemez çenber-i gîsûy-ı girih-gîrüñden
Gerçi kim za’f ile bir kılca kalupdur dil-i zâr

Turralar milket-i Çîn nâfe-i müşgîn ol hâl
Gözüñ âhû-yı Huten gamzelerüñdür Tâtâr

Dil-i mecrûha şifâ-bahş ruh u la’lüñdür
Gül-be-şekkerle bulur kuvveti tab’-ı bîmâr

Degme bir gevheri kirpügine salındurmaz
Göreli la’1-i revân-bahşuñı çeşm-i hûn-bâr

Koma Bâkî kuluñı cür’a-sıfat ayakda
Dest-gîr ol aña ey dâver-i ‘âlî-mikdâr

Bâg-ı medhüñde olur cümleye gâlib tenhâ
Bahs içün gelse eger bülbül-i hoş-nagme hezâr

Puhtedür gayrılar eş’ârı velî puhte piyaz
Hâm ‘anberdür eger hâm ise de bu eş’âr

Hâm var ise eger micmere-i nazmumda
Dâmen-i lutfuñ anı setr ider ey fahr-i kibâr

Bahr-i eş’âr yiter urdı sütûr emvâcın
Demidür k’ide du’â dürlerini zîb-i kenâr

Lâlelerle bezene niteki dest ü sahrâ
Nitekim güller ile zeyn ola dest ü destâr

Nitekim lâlelere şeb-nem olup üftâde
Gülle-re bülbül-i şeydâ geçine ‘âşık-ı zâr

Gül gibi hurrem ü handân ola rûy-ı bahtuñ

Baki

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı cümlelerin sessizliği, söylediklerinden daha büyüktür.

Baharın gelişiyle doğanın canlanması, çiçeklerin açması, kuşların ötüşü ve baharın bir sultan gibi çemene gelişi anlatılır. Şair, baharın güzelliklerini tasvir ettikten sonra övdüğü Ali Paşa'nın cömertliğini, yüceliğini ve lütfunu dile getirir. Şiir, baharın geçiciliğine dair bir uyarı ve ardından Paşa'ya dua ile sona erer.

Ana duyguhayranlık
Ana temadoğa
Duygusal yönolumlu
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

Baharın canlandırıcı güzelliği, övülen kişinin cömertliği ve yüceliğiyle kıyaslanır; onun lütfu doğanın yeniden doğuşuna benzer.

Temel çatışma

Baharın geçiciliği ile övülen kişinin kalıcı cömertliği arasındaki karşıtlık.

Duygusal akış

Bahar tasvirinden övgüye ve duaya geçiş

ATMOSFER

Baharın canlılığı ve övülen kişinin yüceliği etrafında şekillenen coşkulu ve hayranlık dolu bir atmosfer.
coşkuluneşeliumutlusıcak
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.