Kelimeler bazen insanı kendine getirir.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Seher-geh Hüsrev-i mesned-nişîn-i kal’a-ı mînâ

Seher-geh Hüsrev-i mesned-nişîn-i kal’a-ı mînâ Şiiri - Aşık Çelebi

Seher-geh Hüsrev-i mesned-nişîn-i kal’a-ı mînâ
Geyindi bir zemînî âsumânî hil’at-ı dîbâ

Süvâr-ı hınk-ı zerrîn zeyn olup itdi ‘alem ber-dûş
Şuâ’ından çeküp bir tîg-i âteş-tâb u berk-âsâ

Neberd itdi fezâ-yı çarh-ı târemde yüz agartdı
Girîzân oldı ceyş-i reng-bârû oldı nâ-peydâ

Buyurdı safha-i sîm-âb-ı sîmâya debîr-i çarh
İdüp nîlî tabakda hall-i zer-menşûr ide inşâ

Görinen sanmanuz kavs-i kuzahdur âsumân üzre
Düm-i tâvûsdur kim oldı bu menşûra ol tugrâ

Buna kerrubiyânı sebt-i şâhid eyleyüp cümle
Umûr-ı ‘âlemi tefvîz kıldı ana külliyâ

Cenâb-ı Muhyî-i dîn mâhî-i gam hâmî-i İslâm
Şeh-i erbâb-ı fetvâ hâce-i dîn dâver-i dünyâ

Eyâ dânâ vü âgâh-ı rümûz-ı alleme’l-esmâ
Eyâ müşkil-küşâ-yı nüktedân-ı sırr-ı mâ evhâ

Birûnun vâridât-ı zü’l-celâle manzar u mazhar
Derûnun pertev-i envâr-ı Hakka mehbit ü meclâ

Makâlun matmah-ı efkâr u enzâr üli’l-ebsâr
Kelâmun meş’arü’l-hak kadd ya’lû velâ-yu’lâ

Zihî mu’ciz ki ‘âlem mürde halk efsürde olmışken
İrişdün ‘adl ile mânend-i ‘Îsâ eyledün ihyâ

Şu’â’-ı mihr-i ‘âlem-tâb ile mektûb idüp irsâl
İder her subh-dem kâdî-ı gerdûn senden istiftâ

Ri’âyetle getürür nâme-i fetvânı başında
Degül gerdûnda görinen meh-i nev gurre-i garrâ

Belî hakk olmaz idi nakş-ı hestî levh-i ‘âlemden
Eger sakk-ı hayâtun sıhhatine eylesen imzâ

Hümâ-yı fikretün pervâz-ı sahn-ı lâ-halâ eyler
Olur mı mâ-’adâ-yı küngür-i ‘arş-âşiyân hâşâ

Tufeylîdür sa’âdet isme lâyıkdur müsemmâsı
Bi-hakkı ‘alleme’l-esmâ bi-hakkı sırr-ı mâ evhâ

Fevâzılle fazâyılle olupdur mecma’ü’l-bahreyn
Müsahhar olsa tan mı zâtına fetvâ ile takvâ

Eger ‘ilm-i tefâsîri hadîsün olmasa Keşşâf
Meşârikle Mesâbih olmaz idi gün gibi peydâ

Beyânundur bedî’ ile ma’ânî bâbına Miftâh
Kelâmun rûh-perver mantık-ı ‘Îsâ durur gûyâ

Hidâyet irişüp muhtâr olup kenz-i ‘ulûm oldun
Bu fazl-ı bî-nihâyetle vücûdun Ekmel ü evlâ

Mesîh-âsâ kelâmundan olurken mürdeler zinde
Ne cânı var ki hikmetden dem ura Bû ‘Alî Sînâ

Mutavvel eyleme Telhîs kıl evsâfını anun
Niçe kez irişe rûz-i hesâb olınmaya ihsâ

Sühan-senc ü füsûn-ger nükte-dân u mû-şikâf-ı dehr
Eger cem’ olsalar tafsîl olunmaz medhün icmâlâ

N’ola ben zerre-vârı pertev-i mihrünle toprakdan
Eger ref’ eylesen mânend-i hûrşîd-i cihân-ârâ

Şefâ’at kıl bana dâr-ı na’îm-i lutfun it me’vâ
Niçe bir veyl-i gamda diyeyüm feryâd-ı vâ-veylâ

Ne yerde kim ser-i âb anladum buldum serâb anı
Beni sîr-âb kılmadı mey-i câm-ı sürûr-efzâ

Karâr u ‘akl u sabr u dil gidüp nâ-çârum ihsân kıl
Kerîmâ fâzılâ gerdûn-medârâ âsumân-kadrâ

Beni eller ayaklar dest-gîr ol al elin elün
Cihâna lutf u cûdun şâmil u ‘âm oldı külliyyâ

Nitekim devlet-i dünyâyı zâtına tufeyl itdün
İlâhî sen müyesser kıl kemâl-i devlet-i ‘ukbâ

Aşık Çelebi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Okumadan önce değil, okuduktan sonra.

Şiir, Osmanlı padişahı ve halifesi olan bir devlet adamını (Muhyî-i dîn olarak anılan) öven bir kasidedir. Anlatıcı, onun adaletini, ilmini ve dindarlığını yücelterek İslam dünyası için önemini vurgular. Son bölümde ise şair kendi acizliğini dile getirip ondan şefaat diler ve Allah'tan ahiret saadeti ister.

Ana duyguminnet
Ana temainanç
Duygusal yönolumlu
Yoğunluk75/100

ANLAM

Ana düşünce

Övülen kişi, ilmi ve adaletiyle İslam'a büyük hizmet etmiş, Allah katında yüce bir makama sahiptir; onun şefaati istenmektedir.

Duygusal akış

Övgü ve hayranlıkla başlayıp şefaat talebi ve dua ile sonlanır.

ATMOSFER

Yüceltici ve manevi bir atmosferde, hayranlık ve dua duygusu hâkimdir.
kutsaldinginumutlu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.