“Asıl adı Mehmed Bahaeddin olan Yozgatlı Hüznî, 1879'da Yozgat'ta doğmuş ve 1936'da vefat etmiştir. Şiirlerinde Hüznî ve Hizbî mahlaslarını kullanan âşık, medrese eğitimi almış, imamlık yapmış ve dinî-tasavvufî konuları işlemiştir. Aruz ve heceyi birlikte kullanarak Emrah Kolu ile Fuzulî'nin etkisinde eserler vermiş, iki divan ve bir şiir defterinde yedi yüz civarında şiir bırakmıştır. Yozgatlı şairler arasında en çok tanınanı olarak Cumhuriyet döneminden itibaren iki yüz civarında kaynakta hakkında bilgi verilmiştir.”
Yozgatlı Hüznî Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Asıl adı Mehmed Bahaeddin olan Yozgatlı Hüznî, 1879'da Yozgat'ın Aşağı Nohutlu Mahallesi'nde dünyaya geldi. Keşşâfzâde ailesine mensup Mehmed Derviş Efendi'nin oğluydu. Dört yaşında babasını kaybedince akrabaları tarafından himaye edilerek ibtidaî ve idadi mekteplerinde okutuldu. Daha sonra sağır Mustafa Ağa Medresesi'ne kaydedildi ve burada dört yıl tahsil gördü. Medresede ve sonraki yıllarda kendisini yetiştirerek Arapça ve Farsça öğrendi.
Ağırlaşan geçim şartları yüzünden medreseden ayrılarak Yozgat Mahkeme-i Şeriye'de zabıt kâtibi olarak hayata atıldı. Bu görevi sırasında askere çağrıldı ve uzun süren askerliği boyunca memleketin birçok yerini görme imkânı buldu. Gerek askerliği sırasında gerekse askerlik dönüşü imamlık mesleğini sürdürdü; Yozgat'ın birçok köyünde imam olarak görev yaptı. 1936'da vefat etti ve mezarı Yozgat Çamlığı'nın alt kısmındaki mezarlıkta bulunmaktadır.
Hüznî'nin şiirlerinde Hüznî mahlasının yanı sıra Hizbî'yi de kullandığı görülür. Bazı şiirlerinde Bektaşîlik ve Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere Hz. Ali, Hz. Hüseyin ve On İki İmam'ı, bazılarında ise Nakşibendîliği coşkun bir dille anlattı. Medrese tahsili görmesi, imamlık yapması, Nakşibendi tarikatının Yozgat'ta meşhur simalarından olan Mustafa Nakşî'nin torunlarından olması ve bu tarikata duyduğu ilgi sebebiyle dinî-tasavvufî konulara ağırlıklı olarak yer verdi. Bunun yanı sıra koşma şeklindeki şiirlerinde keskin hicivler yazan bir şair olarak öne çıktı.
Diğer Yozgatlı medreseli şairler gibi şiirlerinde aruz ve heceyi birlikte kullanan Hüznî, halk şiiri nazım şekil ve türlerini kullandığı şiirlerinde "Emrah Kolu"nun, aruzla ve divan şiiri tarzında yazdıklarında ise yoğunluklu olarak Fuzulî'nin etkisinde kaldı. Şiirleri metinlerarası ilişkiler bağlamında incelendiğinde 14. ve 16. yüzyıldan bu yana devam eden nazire geleneğini sürdürdüğü görülür. Nazire yazdığı şairler arasında Fuzulî ve Nesimî öne çıkmaktadır. Hüznî Baba geleneğin izinden gitse de kendine özgü yenilemeler de yaptı.
İki divanı ile bir şiir defterinde yedi yüz civarında şiiri bulunmaktadır. Şiirlerini topladığı iki divanından birincisi M. Öcal Oğuz, ikincisi Mustafa Güneş tarafından yüksek lisans tezi olarak incelendi ve yeni harflere aktarıldı. Mustafa Güneş, Yozgatlı Hüznî Dîvânı'nda yer alan ayetlerin önemli bir kısmının, tercümeleri mümkün olmayan hurûf-ı mukatta'a (Tâ-hâ ve Yâ-sîn) ve içlerinde pek çok nükteler barındıran Ve'ş-şems, Ve'd-duhâ, Ve'l-mürselât, Ve'l-leyl, Ve'l-fecr, Lâ-teknatû, Lâ-yey'esu, 'Urveti'l-vüskâ, Feterdâ ve Terânî gibi ayetlerden seçildiğini, ayrıca söz konusu eserde Yozgatlı Hüznî'nin ayetlerden iktibas ettiği bazı kelime ve terkiplerle mısralarının anlamını güçlendirmek ve daha etkileyici hâle getirmek için gayret sarf ettiğini ifade etti. Bayram Durbilmez ise Kerbelâ olayının Yozgatlı Hüznî'nin divanlarında yer alan beş şiirde tarihî gerçeklere uygun olarak işlendiğini, camilerde imamlık da yapan Hüznî'nin incelenen şiirlerinde Kerbelâ olayının bütün Türkleri derinden etkilediğini vurguladı.
Hüznî'nin genç yaşında Orta Anadolu'da yaygın bir şöhrete ulaşan Tokatlı Nuri'nin çıraklarından Zileli Ceyhunî'nin çırağı olduğu rivayetleri bulunmasına karşılık, şairin saz çalmadığı ve herhangi bir âşığa geleneğin tanımladığı usta-çırak ilişkisi anlamında çıraklık etmediği bilinmektedir. Hüznî için Kültür Bakanlığı 1991'de bir anıt mezar yapılmasını programa almış ve Yozgat Belediyesi ile işbirliği hâlinde bu anıt mezar tamamlanmıştır. Hüznî Baba'nın ömrünün son yıllarını geçirdiği evi, Yozgat Belediyesi tarafından restore edilmiş ve "Yozgatlı Şair Hüznî Baba, Tarih, Edebiyat ve Musiki Konağı" adıyla 15 Ekim 2015'te hizmete açılmıştır.
Öne Çıkan Şiirleri
Sevini Sevini
Bak
İnsan hatırladıkça değil, hissettikçe geçmişe döner.