“Necip Fazıl Kısakürek, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önde gelen isimlerinden biridir. İlk şiirlerinde bireysel bunalım, metafizik sorgulama ve şehir yalnızlığını işlemiş; 1934'te Abdülhakîm Arvâsî ile tanışmasının ardından tasavvufi ve İslami temalara yönelmiştir. Kaldırımlar, Çile ve Bir Adam Yaratmak gibi eserleriyle geniş yankı uyandırmış, Büyük Doğu dergisi etrafında geliştirdiği düşünce hareketiyle edebiyat ve fikir hayatını birleştirmiştir. Şiirde mistik duyuşun ve iç hesaplaşmanın güçlü temsilcisi olarak anılmıştır.”
Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Necip Fazıl Kısakürek, 26 Mayıs 1904'te İstanbul'da Maraşlı bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey, annesi Girit ensarlarından Mediha Hanım'dı. Çocukluğu, dönemin ünlü hâkimlerinden büyükbabası Mehmet Hilmi Bey'in Çemberlitaş'taki konağında geçti. Dedesinden okumayı öğrenen ve büyükannesinin etkisiyle okumaya büyük ilgi duyan Necip Fazıl, on beş yaşına kadar önemli hastalıklar geçirdi. İlköğrenimini Gedikpaşa Fransız Frerler Mektebi, Amerikan Koleji, Rehber-i İttihat Mektebi ve Heybeliada Numûne Mektebi gibi farklı okullarda tamamladı. Rehber-i İttihat Mektebi'nde sonraki yıllarda yakın dostu olacak Peyami Safa ile tanıştı.
1916'da Mekteb-i Fünûn-u Bahriye-i Şâhâne'ye (Deniz Harp Okulu) imtihanla girdi. Bu okulda Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Akseki ve Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi isimler görev yapıyordu; iki sınıf üstte Nâzım Hikmet Ran da öğrenciydi. Bahriye Mektebi'nde şiirle ilgilenmeye başladı ve elle yazılmış Nihal adlı haftalık bir dergi çıkararak ilk yayıncılık deneyimini yaşadı. İyi derecede İngilizce öğrenerek Lord Byron, Oscar Wilde ve William Shakespeare'i orijinal dilinden okudu. Ahmet Necip olan adı bu okulda "Necip Fazıl" olarak değişti. Üç yıllık öğrenimini tamamladıktan sonra ilave edilen dördüncü sınıfı bitirmeden okuldan ayrıldı. İstanbul'un işgali sırasında annesiyle Erzurum'daki dayısının yanına gitti ve bu dönemde babasını kaybetti.
İstanbul Darülfünûnu Hukuk Fakültesi'nde yükseköğrenime başladı, ardından Edebiyat Medresesi Felsefe Şubesi'ne geçti. Burada Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Kutsi Tecer gibi edebiyatçılarla tanıştı; ilk şiirleri Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Yeni Mecmua'da yayımlandı. 1924'te Maarif Vekâleti'nin Avrupa'ya öğrenci gönderme sınavını kazanarak Paris'e gitti ve Sorbonne Koleji Felsefe Bölümü'ne girdi. Burada sezgici ve mistik filozof Henri Bergson ile tanıştı. Paris'te bohem bir hayat sürdü ve kumar alışkanlığı edindi; bir yılın sonunda akademik başarısızlığı nedeniyle bursu kesilince yurda döndü.
Paris dönüşü bohem hayatına bir süre İstanbul'da devam etti. 1925'te ilk şiir kitabı Örümcek Ağı'nı yayımladı. Aynı dönemde bankacılık sektörüne girerek Bahr-i Sefit Bankası ve Osmanlı Bankası'nda çalıştı; Ceyhan, İstanbul ve Giresun şubelerinde görev aldı. 1928'de ikinci şiir kitabı Kaldırımlar yayımlandı ve olumlu eleştiriler aldı. 1929'da Ankara'ya giderek Türkiye İş Bankası'nda Umum Muhasebe Şefi olarak göreve başladı ve dokuz yıl çalışarak müfettişlik seviyesine yükseldi. Ankara'da Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile sıkça bir araya geldi. 1931-1933 arasında askerlik yaptı; Taşkışla'daki 5. Alay'da nefer olarak başladı, Harbiye'deki İhtiyat Zâbit Mektebi'ni tamamladı ve altı ay subaylık yaptı. Askerlik dönüşü üçüncü şiir kitabı Ben ve Ötesi yayımlandı ve ün kazandı; hikâyelerini Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil adlı kitapta topladı.
1934 yılı, Necip Fazıl'ın hayatında dönüm noktası oldu. Nakşî şeyhi Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştı; Eyüpsultan Camii'nden Pierre Loti tesislerine uzanan yol üzerindeki Kaşgari Murtaza Efendi Cami'nde yaptığı sohbetler sonucunda düşünce dünyasında belirgin bir dönüşüm yaşadı. Bu tanışmayı milat kabul eden şairin şiirlerinde tasavvufi temalar görülmeye başladı. 1935'te yazdığı Tohum adlı tiyatro oyunu yeni fikir ve anlayışını yansıttı; Muhsin Ertuğrul tarafından İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahnelendi. 1936'da kültür ve sanat dergisi Ağaç Mecmuası'nı çıkarmaya başladı; dergiye Ahmet Hamdi Tanpınar ve Cahit Sıtkı Tarancı gibi edebiyatçılar katkıda bulundu. 1937'de tamamladığı Bir Adam Yaratmak adlı piyesi, 1937-1938 sezonunda Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye kondu ve büyük ilgi gördü. 1938'de Ulus gazetesinin açtığı millî marş yarışmasına katılarak Büyük Doğu Marşı'nı yazdı; bu ad daha sonra çıkaracağı derginin ismi oldu. 1938 sonbaharında bankacılıktan ayrılarak Haber gazetesinde gazeteciliğe başladı; Ankara Devlet Yüksek Konservatuvarı'ndaki öğretim üyeliğini bıraktı, Güzel Sanatlar Akademisi'nin Yüksek Mimari kısmına atandı ve Robert Kolej'de edebiyat öğretmenliği yaptı. 1939'da Çile adlı şiirini yayımladı; 1940'ta Türk Dil Kurumu adına Namık Kemal isimli eserini kaleme aldı. 1941'de Fatma Neslihan Balaban ile evlendi; bu evlilikten beş çocuğu oldu. 1942 kışında kısa süreli askerlik için Erzurum'a gönderildi; siyasi bir yazısı nedeniyle mahkûm oldu ve Sultanahmet Cezaevi'nde hapis yattı.
1943'ten itibaren siyasal görüşlerini ve Türk modernleşmesine yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaşmaya başladı. 17 Eylül 1943'te Büyük Doğu dergisinin ilk sayısını yayımladı; dergi o dönemde yayımlanan tek İslamcı dergi olarak kabul edildi. Dergi Aralık 1943'te "dinî neşriyat yapmak ve rejimi beğenmemek" gerekçesiyle kapatıldı; Necip Fazıl'ın Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki görevine son verildi. Şubat 1944'te yeniden yayımlanan dergi, Mayıs 1944'te Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. 2 Kasım 1945'te dergiyi yeniden çıkardı; bu dönemde yazılarının büyük bölümünü "Adıdeğmez" mahlasıyla kaleme aldı. 13 Aralık 1946 tarihli sayıda yer alan "Başımızda kulak istiyoruz!" ifadesi nedeniyle dergi yeniden kapatıldı. 1947'de Rıza Tevfik'e ait bir şiirin yayımlanması sebebiyle dergi mahkeme kararıyla kapatılırken Necip Fazıl tutuklandı; "Padişahlık propagandası yapmak, Türklüğe ve Türk milletine hakaret" suçlamasıyla yargılandı ve bir ay üç gün tutuklu kaldıktan sonra beraat etti. Aynı yıl Sabır Taşı piyesi CHP Sanat Mükafatı'na layık görüldüyse de jüri kararı parti genel idare kurulu tarafından iptal edildi. Büyük Doğu'nun yayımlanmadığı bir dönemde Borazan adlı mizah dergisini üç sayı çıkardı.
28 Haziran 1949'da Büyük Doğu Cemiyeti'ni kurdu; başkan yardımcısı Cevat Rıfat Atilhan, genel sekreteri Abdurrahim Rahmi Zapsu idi. 1950'de derneğin ilk şubesi Kayseri'de açıldı. "Türklüğe hakaret davası"nda verilen beraat kararının Temyiz Mahkemesi tarafından bozulması üzerine eşiyle birlikte hapse girdi; 1950 Genel Seçimleri sonrası Demokrat Parti'nin çıkardığı af yasasıyla 15 Temmuz'da tahliye edildi. 18 Ağustos 1950'de Büyük Doğu'yu yeniden yayımlamaya başladı ve Adnan Menderes'e açık mektuplar yazarak partiyi İslam ekseninde geliştirmesini önerdi. 22 Mart 1951'de "Kumarhane Baskını" olarak anılan olayda yakalandı ve 18 saat karakolda tutuldu. 30 Mart 1951'de derginin 54. sayısı toplatıldı; imzasız bir yazısı nedeniyle tutuklandı ve 19 gün cezaevinde kaldı, ardından 9 ay 12 gün hapis cezasına çarptırıldı. Büyük Doğu Cemiyeti'ni 26 Mayıs 1951'de feshetti. 15 Haziran 1951'de kurmayı düşündüğü Büyük Doğu Partisi'nin ana nizamnamesini dergide yayımladı; programda faiz, dans, heykel, zina, fuhuş, kumar, içki ve keyif verici maddelerin yasaklanması, suçluların kısasla cezalandırılması öngörülüyordu. Günlük Büyük Doğu gazetesi 16 Kasım 1951'de yayımlanmaya başladı. 22 Mayıs 1952'de Malatya'da Ahmet Emin Yalman'a yapılan suikast teşebbüsünde Hüseyin Üzmez'i azmettirmekle suçlandı; tutuklanarak Malatya'ya sevk edildi. 11 Aralık 1952'de "Maskenizi Yırtıyorum" başlıklı broşürü yayımladı. Malatya Davası'ndan suçsuz bulunarak 16 Aralık 1953'te serbest bırakıldı. 1957'de çeşitli davalardan gecikmiş cezaları nedeniyle 8 ay 4 gün daha hapis yattı. 1958'de Türkiye Jokey Kulübü'nün ısmarlaması ve atlara olan ilgisi sebebiyle At'a Senfoni adlı eserini kaleme aldı.
1960 darbesinin ardından 6 Haziran'da evinden alınarak 4,5 ay Balmumcu Garnizonu'nda tutuldu. Basın Affı nedeniyle tahliye edilse de Atatürk'e hakaret suçu içerdiği iddia edilen bir yazısı nedeniyle mahkûmiyet kararı kesinleşti; tahliye edildiği gün tekrar tutuklanarak Toptaşı Cezaevi'ne gönderildi ve 1 yıl 65 günlük cezayı doldurduktan sonra 18 Aralık 1961'de serbest kaldı. Serbest kaldıktan sonra önce Yeni İstiklal, sonra Son Posta gazetesinde yazarlığa başladı; 1963-1964'te Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konferanslar verdi. 1965'te "B.D. Fikir Kulübü"nü kurdu; konferanslarını ve günlük yazılarını sürdürdü, bazı eserlerini gazetelerde tefrika etti. 1970'te Necmettin Erbakan'ın kurduğu Millî Nizam Partisi'nin kuruluş beyannamesini kaleme aldı. 1977'den 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar Alparslan Türkeş'in lideri olduğu Milliyetçi Hareket Partisi lehine Büyük Doğu'da yazılar yazdı, parti miting ve kongrelerinde konuşmalar yaptı. 1973'te hacca gitti; oğlu Mehmet'e Büyük Doğu Yayınevi'ni kurdurdu ve Esselâm'dan başlayarak eserlerinin düzenli yayınına başladı. 23 Kasım 1975'te Millî Türk Talebe Birliği tarafından mücadelesinin 40. yılı münasebetiyle bir jübile tertiplendi. 1976'da Rapor adlı dergiyi çıkardı; 1978'de Son Devre: Büyük Doğu dergisini yayımladı. 26 Mayıs 1980'de Türk Edebiyat Vakfı tarafından "Sultan-üş Şuara" unvanı verildi. 1982'de Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu eseri sebebiyle "Yılın Fikir ve Sanat Adamı" seçildi. İman ve İslâm Atlası'nı yazmak için 1981'de Erenköy'deki evinde odasına kapandı. 8 Temmuz 1981'de Atatürk'ün manevi şahsına hakaret suçundan hüküm giydi; karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onaylandı. 25 Mayıs 1983'te evinde öldü ve Eyüpsultan Mezarlığı'na defnedildi.
Necip Fazıl, kendi deyimiyle 12 yaşında şiir yazmaya başladı; ilk şiir kitabı 17 yaşındayken yayımlandı ve bazı şiirleri Millî Eğitim Bakanlığı ders kitaplarında okutuldu. Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar onu çok genç yaşta ünlü yaptı; otuz yaşına basmadan çıkardığı Ben ve Ötesi ile takdir toplamayı sürdürdü. "Üstat Necip Fazıl Kısakürek" olarak anılmaya başlandı. 1934'te Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra İslami kimliğiyle öne çıktı; Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak ve Nam-ı Diğer Parmaksız Salih gibi piyesleri büyük ilgi gördü. Cinnet Mustatili'nde hapishane anılarına yer verdi. Sık sık kapatılan veya toplatılan Büyük Doğu'nun yayımlanmadığı dönemlerde günlük fıkra ve yazılarını Ortadoğu, Son Havadis, Milliyet, Millî Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımladı. Siyasi görüşleri yaşamı boyunca değişim gösterdi; gençlik döneminde Cumhuriyet Halk Partisi yanlısı yazılar yazdı, 1934'te Nakşibendilik tarikatına katıldıktan sonra siyasi değerlendirmelerde bulunmaya başladı. 1940'lı yıllardan itibaren İslamcı bir toplum ve devlet düzeni tasarımı etrafında şekillenen fikirleriyle İslamcı düşünceyi sistemleştirmeye yönelik çabalarıyla öne çıktı; bazı araştırmacılar tarafından "İslamcı ideolog" olarak tanımlandı. Soğuk Savaş döneminde Türkiye'de antikomünizm akımının öncülerinden biri oldu. Tarihsel olaylara ilişkin revizyonist ve alternatif görüşler ileri sürdü; Vahdettin: Vatan Haini Değil Büyük Vatan Dostu gibi kitaplarla tarih revizyonizmine girişti. Ölümünden sonra da Türkiye'de muhafazakâr entelektüel kesimler üzerinde kalıcı bir etki bıraktı; 2014'ten itibaren Necip Fazıl Ödülleri verilmeye başlandı ve 2015'te ailesi tarafından Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı kuruldu.
Öne Çıkan Şiirleri
Bazı cümleler yıllarca insanın içinde yürür.