Faruk Nafiz Çamlıbel portresi

Faruk Nafiz Çamlıbel

Şair, yazar, öğretmen, siyasetçi İstanbul, Türkiye
18 Mayıs 1898 8 Kasım 1973 (75)
Şiirleri
“Faruk Nafiz Çamlıbel, Beş Hececiler topluluğunun önde gelen şairlerinden biridir. Aruzla başladığı şiir serüveninde hece ölçüsüne yönelerek Türkçenin yalınlaşmasını savunmuştur. Memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi sayılan 'Sanat' şiiriyle tanınmış, 'Han Duvarları' ve 'Çoban Çeşmesi' gibi eserleriyle Türk edebiyatında kalıcı bir yer edinmiştir.”
HAYATI VE EDEBÎ YOLCULUĞU

Faruk Nafiz Çamlıbel Kimdir?

Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler

Faruk Nafiz Çamlıbel, 18 Mayıs 1898'de İstanbul'da doğdu. Babası Orman ve Maadin Nezareti memurlarından Trabzonlu Süleyman Nafiz Bey, annesi Fatma Ruhiye Hanım'dı. İlk ve ortaöğrenimini Bakırköy Rüştiyesi ile Hadika-i Meşveret İdadisi'nde tamamladı. Şiire çocuk yaşlarda başladı; ilk şiiri 'Saat', 1914'te Çocuk Dünyası dergisinde yayımlandı. Bir süre tıp öğrenimi gördüyse de mezun olmadan ayrılarak gazeteciliğe başladı. 1917-1918'de Ati Gazetesi'nin yazı işlerinde çalıştı ve 1922'de gazetenin temsilcisi olarak Ankara'ya gitti.

1922'de Kayseri Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Kayseri'ye yolculuğunu 'Han Duvarları' adlı uzun şiirinde anlattı. Kayseri'de geçirdiği iki yıl boyunca Millî Mücadele'nin havasını yakından yaşadı; geleceğin ünlü şairi Behçet Kemal onun öğrencisi oldu. 1924'te Ankara Erkek Muallim Mektebi'ne, ardından Ankara Kız Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak geçti. 1932'ye kadar Ankara'da yaşadı ve cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etti. Bu dönemde Çoban Çeşmesi (1924) ve Suda Halkalar (1928) adlı şiir kitaplarını yayımladı. 1928'de Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin başkanlığındaki Şark Vilâyetlerini Tedkik Heyeti'nde bulunarak Sivas, Erzincan, Gümüşhane, Trabzon, Erzurum ve Kastamonu'yu gördü; bu yolculuk onun edebî yaşamında dönüm noktası oldu ve memleket şiirlerine yönelmesini sağladı.

1931'de Ankara Kız Lisesi coğrafya öğretmeni Azize Hanım ile evlendi; bu evlilikten İsmet ve Yeliz adında iki çocuğu oldu. 1932-1946 arasında İstanbul'da Vefa, Kabataş Lisesi ve Amerikan Kız Koleji'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1933'te Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı'nın sözlerini yazdı. Öğretmenlik yıllarında çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler ve fıkralar yayımladı; mizah dergilerinde 'Deli Ozan' ve 'Çamdeviren' takma adlarıyla mizahi manzumeler kaleme aldı. 1946'da siyasete atılarak 1960'a kadar Demokrat Parti İstanbul milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı.

27 Mayıs 1960 ihtilalinin ardından diğer milletvekilleriyle birlikte önce Yassıada'da, sonra Kayseri Kapalı Cezaevi'nde tutuklu kaldı; 16 ay sonra aklandı. Serbest kaldıktan sonra siyasete dönmedi ve son yıllarını Arnavutköy'deki evinde geçirdi. Tutukluluk anılarını 'Zindan Duvarları' adlı şiir kitabında anlattı. Eşinin ani ölümünün ardından çıktığı Akdeniz gezisi sırasında, 8 Kasım 1973'te Kaş-Fethiye arasında Samsun vapurunda hayatını kaybetti. Cenazesi 11 Kasım 1973'te Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat yaşamına ilk olarak aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerle başladı; Cenap Şahabettin ve özellikle Yahya Kemal'in etkisinde kaldı. Edebiyat-ı Umumiye dergisinde yayımlanan 'Şarkın Sultanları' şiiriyle edebiyat çevresinde tanındı. Aruzla yazdığı şiirlerini 1918'de Şarkın Sultanları, 1919'da Dinle Neyden ve Gönülden Gönüle adlı kitaplarında topladı. Daha sonra aruz ölçüsünden uzaklaşarak hece ölçüsünü benimsedi ve Türkçenin yalınlaşması, yabancı kelime ve kalıplardan arındırılması düşüncesini savundu. Hecenin özellikle 7+7 kalıbına ses zenginliği kazandırdı. Millî edebiyatın oluşması ve gelişmesini misyon edindi; Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon ile birlikte 'Beş Hececiler' olarak anıldı.

Şiirlerinde halkın yaşantılarından çıkardığı konuları halkın söyleyiş ve nazım biçimleriyle dile getirdi. Memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi kabul edilen 'Sanat' şiiriyle yeni görüşler ortaya koydu. Batı etkilerine kapalı, Türk halk şiirine açık bir tutum sergiledi. Başlıca temaları aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve tutkuydu. 1918-1930 arasında edebiyatın tek güçlü aşk şairi olarak tanındı; duygu ve düşünceyi bir arada yürüten, romantik ve realist konuları işleyen şiirleriyle ün yaptı. 'Yolcu ile Arabacı' şiirinde yolcuyu ruha, arabacıyı bedene benzettiği başarılı teşbihleriyle bilindi. Şiirin yanı sıra yurt ve ulus sevgisini işlediği veya toplumsal gerçeklere yöneldiği oyunlar da yazdı. Tek romanı Yıldız Yağmuru 1936'da yayımlandı. Edebî kamuoyunda yalnızca memleketçi ve hececi çizgisiyle anılmasına karşın, altmış yıllık sanat hayatının büyük bölümünde Yahya Kemal'in izinde gelişen aruz veznine dayalı klasik ve neoklasik bir karakter taşıdığı belirtilmiştir.

ŞAİRİN KALEMİNDEN

Öne Çıkan Şiirleri

Tümünü oku (54)

Bazı kelimeler geç kalmaz; insan geç kalır.

“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.