“Dil, tarih, edebiyat, felsefe ve sosyoloji alanlarında kaleme aldığı eserlerle Türk düşünce hayatında önemli bir yer edinen Cemil Meriç, telif ettiği on iki kitap ve çevirileriyle tanındı. Görme yetisini tamamen yitirdikten sonra dikte ederek ürettiği "Bu Ülke", "Umrandan Uygarlığa" ve "Kırk Ambar" gibi eserleriyle Doğu-Batı medeniyetleri arasındaki gerilimi ve kültür meselelerini tartıştı. "Hint Edebiyatı" ve "Saint Simon" incelemeleriyle Doğu medeniyetlerine dair önyargıları sarsmayı amaçladı. Hisar dergisindeki "Fildişi Kuleden" başlıklı denemeleri ve aforizmalarıyla kuşağını derinden etkiledi.”
Cemil Meriç Kimdir?
Şiirleri, edebî duruşu, fikirleri ve hayatından kesitler
Hüseyin Cemil Meriç, 12 Aralık 1916'da Reyhaniye'de (bugünkü Reyhanlı) dünyaya geldi. Balkan Savaşları sırasında Dimetoka'dan göçmüş bir ailenin çocuğuydu; babası Dimetoka'da hakimlik yapan Mahmut Niyazi Bey, annesi Zeynep Ziynet Hanım'dı. Yedi yaşına kadar Antakya'da yaşadı, babasının memuriyetten ayrılması üzerine ailesiyle birlikte Reyhanlı'ya döndü. İlkokulu Reyhanlı Rüşdiyesi'nde bitirdikten sonra yeniden Antakya'ya giderek Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi'nde okudu. Bu okulda gözlerinin altı derece miyop olduğu anlaşıldı. İlk yazısı olan "Geç Kalmış Bir Muhasebe" başlıklı makalesi yerel Yenigün gazetesinde yayımlandı. On ikinci sınıftayken milliyetçi tutumu, yayımlanan bir yazısı ve bu yazıda bazı hocalarını eleştirmesi yüzünden lise diplomasını alamadan okulu terk etmek zorunda kaldı.
Lise öğrenimine devam etmek üzere İstanbul'daki Pertevniyal Lisesi'ne gitti; bu sırada Nâzım Hikmet ve Kerim Sadi başta olmak üzere dönemin solcu aydınlarıyla tanıştı. Geçim sıkıntısı nedeniyle 1937'de İskenderun'a döndü ve Haymaseki köyünde dokuz ay kadar ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra aynı yıl İskenderun'da Tercüme Bürosu'na reis muavini oldu. 1938'de Batı Ayrancı Köyü'nde ilkokul öğretmenliği, Türk Hava Kurumu'nda sekreterlik ve belediyede kâtiplik gibi geçici işlerde çalıştı. 1939 Nisan ayında Hatay hükümetini devirmek iddiasıyla tutuklanıp Antakya'ya götürüldü, idam talebiyle yargılandı ve iki ay sonra beraat etti. 1940'ta İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'na burslu olarak kabul edildi ve iki yıl bu kurumda öğrenim gördü. 1941'den başlayarak İnsan, Yücel, Gün ve Ayın Bibliyografyası dergilerinde yazıları yayımlanmaya başladı.
1942'de Elazığ Lisesi'nde Fransızca öğretmenliğine atandı; Elazığ'a gitmeden az önce öğretmen Fevziye Menteşeoğlu ile tanışıp evlendi. Her iki gözündeki yüksek miyoptan ötürü askerlikten muaf tutulan Meriç'in ilk çeviri kitabı Balzac'ın "Altın Gözlü Kız" romanı 1943'te yayımlandı. Öğretmen eşinin tayininin Elazığ'a çıkmaması ve çiftin bu şehirde iki çocuk kaybedip ancak İstanbul'da doğum yapabileceğinin anlaşılması üzerine 1945'te Elazığ'daki öğretmenlik görevinden ayrılıp İstanbul'a gitti. 1945'te oğlu Mahmut Ali, ertesi yıl kızı Ümit dünyaya geldi. 1946'da İstanbul Üniversitesi'nde Fransızca okutman olarak göreve başladı ve 1974'te emekli oluncaya kadar bu görevi sürdürdü; bu arada bir yıl kadar Yirminci Asır dergisinde yazılar yayımladı. Victor Hugo'nun Hernani adlı piyesini manzum olarak tercüme etti ve Işık Lisesi'nde Fransızca dersleri verdi.
1954 yılının bahar aylarında bir kaza sonucu gözlerini tamamen yitirince birkaç başarısız göz ameliyatının ardından 1955'te vapurla tek başına Marsilya'ya, oradan Paris'e gitti. Altı aylık tedavi başarılı sonuç vermeyince yurda döndü. Görme yetisini tamamen yitirdiğinden dolayı bir süre bunalıma girdi ancak çevresindekilerin yardımıyla yeniden okuyup yazmaya başladı. Görme yetisini yitirdikten sonra yazarlık hayatının en üretken çağı başladı; çevresindekilere okuttuğu Fransızca ve İngilizce metinleri sözlü olarak çevirdi ve yardımcılarına yazdırdı. Basılmamış bir Fransızca grameri hazırladı ve dikte etmek suretiyle yeni makaleler yazmaya devam etti. 1963'ten itibaren Edebiyat Fakültesi'nin Sosyoloji bölümünde sosyoloji ve kültür tarihi dersleri verdi; bu dersleri emekliliğine kadar sürdürdü. Aralıklarla yirmi yıl sürdürdüğü günlüklere 1963 yılında başladı.
İlk telif kitabı "Hint Edebiyatı" 1964'te yayımlandı. Bir dünya edebiyatı yazma düşüncesiyle yola çıkan Meriç, İran edebiyatı ile işe başlamış ama sonra Hint edebiyatına yönelmişti. Doğu medeniyetlerine karşı olan önyargıları yıkmayı amaçlayan ve dört yıllık bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan eser, "Bir Dünya'nın Eşiğinde" başlığıyla iki kez daha basıldı. Hint Edebiyatı'ndan sonra Batı düşüncesinin önemli bir yönünü aydınlatmayı amaçladı; bu düşünceyle sosyalizmin temelini atan ve sosyolojinin kurucusu olan Saint Simon hakkında bir eser kaleme aldı ancak basacak yayınevi bulmakta zorlandı. Eser, 1967'de Can Yayınları tarafından basıldı. 1965-1973 yılları arasında çeşitli dergilerde yazıları ve çevirileri yayımlandı; Hisar dergisinde "Fildişi Kuleden" başlığı ile sürekli denemeler yazdı. İstanbul Üniversitesi Fransızca okutmanlığından emekli oldu ve yılların birikimini kitaplaştırmaya girişti; o yıl Türkiye Millî Kültür Vakfı'ndan fikir dalında ödül aldı. "Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülâkata bu kitabı yazmak için geldim." dediği "Bu Ülke" adlı kitabını 1976'da yayımladı; kitap, onun çeşitli fikir, kültür ve edebiyat meselelerine dair aforizmalarından oluşuyordu. Aynı yıl medeniyet kavramını tartıştığı "Umran'dan Uygarlığa" adlı eseri yayımlandı.
1978-1984 yıllarında çoğu Kubbealtı'nda olmak üzere konferanslar veren Meriç'in 1980'de bir edebiyat tarihi ve düşünce tarihi niteliği taşıyan "Kırk Ambar" adlı eseri Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü'ne layık görüldü. 1981'de Ankara Yazarlar Birliği tarafından "Yılın Yazarı" seçildi ve aynı yıl yarı derleme, yarı telif "Bir Facianın Hikâyesi"nde yakın tarihin yeni bir muhasebesini yaptı. 1983'te eşi Fevziye Hanım'ı kaybeden Meriç, aynı yıl Ağustos ayında beyin kanaması geçirdi ve sol tarafına felç indi. Sağlığında basılan son eserleri "Işık Doğudan Gelir" (1984) ile "Kültürden İrfana" (1985) oldu. 13 Haziran 1987'de hayatını kaybetti ve cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.
Öne Çıkan Şiirleri
Şiir, hatırlamanın en zarif biçimlerinden biridir.