Karahanın Gediğinde
Karahanın gediğinde Bulut gider perde perde Bizim elin ağaları Sahi benim yavrum nerde Bizim elin kara kışı Donduruyor dağı taşı Duydumki bayram gününde Kardaşı vurmuş kardaşı Der …
ŞİİR KEŞFİ
Şiddet temasının öne çıktığı şiirleri Şiirhane’de keşfedin.
Karahanın gediğinde Bulut gider perde perde Bizim elin ağaları Sahi benim yavrum nerde Bizim elin kara kışı Donduruyor dağı taşı Duydumki bayram gününde Kardaşı vurmuş kardaşı Der …
Girdi Sırtında eski bir ceket vardı Bir yerlerden sızmıştı sanki, gün ışığı gibiydi Sarışındı Önce bir süre kapının önünde durdu durdu Gölgelendi, inceldi, beni gördü Pek önemsemed…
Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında Ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü Birden bir çığlıkla kapatır yüzünü Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bi…
Gök gürledi Canı sarsılmadı şimşek çakışından Ve yağışlar dilinden döküleni epritemedi Sert esen poyrazın dayattığı siliklik Ağustos sıcağı gerekçesiyle pelteleşme Dilsizlik sağırl…
Sonra onlar çılgınlık bitip Sürü dağılınca, yapayalnız gecelerde Durgun ve dilsiz, yastıklara çivili Bir mızıka sesiyle uyanmazlar mı Asaf'ın ateşlere karşı çaldığı?.. Bir otel oda…
Umudu öldürüyorlar yavrum baharda kuşları balaban düşleri öldürüyorlar yalansız gülüşleri bal özü öpüşleri öldürüyorlar. En güzel şeyleri öldürüyorlar yavrum kitapları ve çocukları…
Sırıtarak başka yol yok diyorlar Çözmek için nice nice düğümü Yapışacak birazcık izin versem Avucuma İskender'in kılıcı Biraz uyusam bir parça aklım yatsa En azından sinirlerim düz…
Hâlâ taş elinde düşünde hâlâ sapan çağımın insanı. Uçaktaydın, kanatları ölüm ve kötülük taşıyan, -gördüm seni- ateş arabasında, darağaçlarında, işkence çarklarında, gördüm: sendin…
Çocukluk odamın duvarında bir resim gibi duran Güneş vardı. Ve mezar taşım vardı, Düşlerimi paylaşan, gülerek yeyip içen benimle. Günboyu ustalığını ilerletirdi doğan Ve gece bile …
içindekini sızdıracaksın bir akşam tomurcuklanan beynin saçılınca ortaya yasal olarak uyuşturulacaksın acıya. ilk kanın demli rengi hiç pıhtılaşmayacak gibidir Ania. bileklerini bo…
Baykuşu ezberledim, yarasalar edindim Bana örenler gerek, karanlık mağaralar Gebe kaldı sessizliğim çığlığı doğuracak Babalar ve oğullar! Babalar ve oğullar! Şiddeti seçiyorum, uyg…
Telefonlar çalacak Bu bir korkunun damıtılmasıdır Ağır adlı bir lunaparkta Ey kesikbaş çıkar hançerini Bu bir kuzunun damıtılmasıdır Telefonlar çalacak Sokak başlarında ölüme koşut…
Bir suç oluyorum ben de külümü karıştırınca Kimleri, kimleri, kimleri vursam Önce kendimden mi başlasam şakalaşmaya Önce kendimden mi başlasam Ben istesem Horoz gibi öterim Alıngan…
Derler ki yılı gün yelpazelermiş Dedemin yel gibi estiği yerde Hançeri denize saplı dururmuş Suların ateşe kestiği yerde Kan rengi laleler/ güller açarmış Mürşidinin “kadem” bastığ…
Küçük kaçamakların dantellendiği utangaç gülüşlerin kirpiğinde göz süzüp süzme soysuzluklardan onuru süzmek için eteği bembeyaz namus uğruna kaç ırzda siyahı öpücükledik Oturup işl…
Ey sulara serinlik veren… Karanlık tapınaklarının ateşini insanların ruhuyla besleyen bir çağa geldik. Bir çağa geldik ki belleksiziz. Hafızamızı değil, yalnızca bedenimizi terleti…
“Şiir, insanın kendine söylediğiŞiirhane · Sözün evi.
en dürüst sözdür.”
Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.