Bazı dizeler okunmaz, insanın içinde yaşar.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Kumrular Sokağı Şiirler

Kumrular Sokağı Şiirler Şiiri - Yılmaz Odabaşı

I

Yağmur dalgın bir efkâr giyinir Ekim’de.
Kumrular sokağı‘*nda çekilmiş bir diş gibi kalırım;
çekilmiş bir diş gibi
Diyarbakır’dan...

Ağrırım,
bağırırım
aldırmaz!

İlle de gökkuşağı giyinir gökyüzü her Ekim’de...

II

Kumrular sokağı bir kente uzayıp gider.
Gökkuşağım,
ayrılığım,
ömür ki eskir ve aşka uzayıp gider…

Tırmalarken göğsümü sabrın sancısı,
yalnızlığın kül tadıyım;
bakarım, yağmur utanmaz bulutundan,
hasretin üvey adıyım…

III

Kumrular sokağında
efkârın adıyla bir akşamüstü;
gövdesine tutunmuş dal,
dala tutunmuş serçe,
telaşlı, o da kendince…
Sonra aşklarda kül, camlarda perde;
usulca harlanır sevişmeler de...

IV

Kumrular sokağında
andlara hep bol geldim,
küfürlere dar.
Dönüp baktım, ne göreyim,
yağmalamış gençliğimi yargıçlar!

Desene Sivas’ın kırık sazıyım,
kendimin ayazıyım,
kalbimde ölü çocuklar…
Tufanlar ardımda ve buruşuk anılar.
Nedense hiç uslanmamış bozgunlar...

V

Oysa haklı ve haksız bütün kitaplar yazılmıştır.
Susuşlar eskimiş, küfürler edilmiştir.
Biliyorum, yalnızlıktan öte dostun yok insan;
insan ki bozuk paralarda bozgundur, yenilmiştir.

/Şimdi bilekleri kesik bir intihardır yaşam…/

VI

Düştüğü yerde tanımazken kendi suyunu yağmur;
biliyorum, aynı dalda gül bile anlamaz dikenini.
Anlasana, anlatamaz kimse yıkımını başka yıkıma.
Cudi’de napalm, Datça’da ıssız koylara,
New york Şırnak’a anlatılmaz.
Her gün yanar söner yanar söner kasvetimle bin ateş;
ölüm, dirilere anlatılamaz...

VII

Bilirsiniz her sokağın bozuk bir sicili vardır
ve utancı sokakların,
günleri şehvete fedâ eden şizofren babalardır.
Gözlerinde yalnızlığı bir hançer gibi saklayan kadınlardır.

Sonrası sokakların, bozkırlardır,
hani bir ak tay düşüyle uzayıp gider
ve rüzgârların ıslığıyla göklere teğet geçer.

Oysa kumrular sokağı bir kente uzayıp gider;
gökkuşağım,
ayrılığım,
ömür ki eskir ve aşka uzayıp gider…

VIII

Daha sevginin herkesten şikayeti var.
Daha herkes kendi sanıklığıyla kör,
tanıklığıyla yargıç.
Bu yüzden söz,
bitmiştir...

Gökyüzü
mü?
O,
kırgındır,
kirletilmiştir…

*Kumrular sokağı: Ankara’da bir sokak.

Yılmaz Odabaşı

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, hayatın acele etmeden söylediği şeydir.

Şiir, anlatıcının Kumrular Sokağı'nda yaşadığı yalnızlık, ayrılık ve geçmişe dair acıları etrafında döner. Yağmur, gökkuşağı ve sokak imgeleriyle örülü bu içsel hesaplaşmada, bireysel acılar toplumsal yıkımlarla iç içe geçer. Anlatıcı, yaşamı bir yenilgi ve yalnızlık olarak deneyimlerken, sevgiye ve aşka duyduğu özlemi de dile getirir.

Ana duyguhüzün
Ana temayalnızlık
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk85/100

ANLAM

Ana düşünce

İnsan, yalnızlığa ve acıya mahkûmdur; sevgi ve aşk bile bu yıkımı onaramaz.

Temel çatışma

Bireyin içsel yalnızlığı ile dış dünyanın acımasızlığı arasındaki çatışma.

Duygusal akış

Şiir, kişisel acılardan toplumsal yıkımlara uzanır ve umutsuz bir kabullenişle sonlanır.

ATMOSFER

Şiir, yağmurlu ve kasvetli bir sokakta geçen, yalnızlık ve kırgınlıkla örülü melankolik bir atmosfere sahiptir.
hüzünlüyalnızkasvetliboğucu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.