İnsan bazı şiirleri okumaz; onlara denk gelir.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Günlerin Bulanık Sularında

Günlerin Bulanık Sularında Şiiri - Yılmaz Odabaşı

Kalabalık,
kabarık şehir;
çok şehir,
çok beton,
yok: İnsan…

Çok: Şehir;
hiç: İnsan!

Sevgileri güneşte çekmiş, ruhları eprimiş
ve ihanetlerini cüzdanlarıyla besleyen hiç insanlar,
geldiler; milli piyango ve otobüs biletleriyle
kürdanlarıyla, balgamlarıyla, ayakkabı bağlarıyla
nüfus cüzdanlarıyla, “kazı kazan”larıyla,
visa kartlarıyla, maskeleriyle, markalarıyla…
Güneşin heybetine bakmadan
ve aldırmadan rüzgârın zarafetine...

Birer küfe gibiydi omuzlarında hayat;
her biri kendince yokuşlarda,
her biri amansız yokoluşlarda,
şarkıları yankısız,
aşkları unutuşlarda...
Kapanıp gündüzlerin ıssız odalarına;
hepsi çürük akşamlardan
ve bayat sayımlardan kalma (!)

Geldiler,
göğe bakmadan,
dokunamadan o uzak ovalara
telaşla,
günlerin bulanık sularında...

Hiç insan,
sabahın köşesinde
kusmuş şehrin şanına;
sabahlar akşamına,
adamlar aşklarına,
kusmuş günlerin bulanık sularında.
Sevgisiz kaldık, sevgisiz kaldık
kısacık Nisan akşamlarında...

Şimdi hızla yırtılan aşiretlerden
aşüfteler, kalpazanlar ve ateistler çıkaran ülkem,
savur beni şu pusun, ayazın ortasına,
çıkarıp sığ sulardan yakıştır okyanuslara
ve kavuştur o eski masal kahramanlarına...
Çünkü böyle bir raunt isyan, beş rekat hüzün
Yetmiyor haziran akşamlarında...

Şimdi parklar fesleğen kokarken
yoksullar soluk soluğa;
fıskıyeler upuzun,
taşıtlar süratle otobanlarda;
telaşla,
herkes günlerin bulanık sularında...

Oysa hepimizin gidebileceği bir vadi olmalıydı…

Artık ömürlerimiz bu tükürülmüş bulvarlara kanar
Ve rüyalarımızda bir görünür bir kaybolur serin pınarlar;
bu yüzden yaktığımız bütün kibrit çöpleri
en çok da içimizde yanar ha yanar...

Kalabalık,
kabarık şehir;
çok şehir,
çok beton,
yok: İnsan...

Çok: Şehir;
hiç: İnsan!

Hiç
insan;
doyumsuz,
tedirgin,
korkak...
Sabırsız,
tutkusuz,
kaypak...

Şimdi herkes yüreğinin avlusuna bir servi kadar.
Rüyalarında bir görünür bir kaybolur ormanlar.
Uyanınca, irileşen boşlukları ihanetle tamamlar...

H
i
ç

i
n
s
a
n: Yitmiş günlerin bulanık sularında…
Sadece elbiseler sürüklüyor ardında..

coşkusuz, aşksız kaldık
Kaldık...
Bu kısacık temmuz akşamlarında…

Yılmaz Odabaşı

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bir dize bazen uzun bir geceden daha derindir.

Şiir, modern kent yaşamında insanın yitip gitmesini, betonlaşan şehirlerde sevgisiz ve ruhsuz kalan kalabalıkları anlatır. Anlatıcı, insanların tüketim ve gündelik telaş içinde doğadan, sevgiden ve gerçek insanlıktan koptuğunu, bu yüzden içsel bir boşluk ve yalnızlık yaşadığını dile getirir. Şiir, bu yozlaşmış düzene karşı bir isyan ve özlem tonu taşır.

Ana duyguyalnızlık
Ana temayabancılaşma
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk85/100

ANLAM

Ana düşünce

Modern şehir hayatı, insanı sevgisiz ve ruhsuz bırakarak yalnızlaştırmıştır; gerçek insanlık ve doğallık kaybolmuştur.

Temel çatışma

birey ile toplum

Duygusal akış

Şiir, kalabalık şehirde insanın yitip gitmesiyle başlayan karamsar tablodan, bu duruma karşı isyan ve özleme doğru ilerler.

ATMOSFER

Şiir, betonlaşmış şehirlerde insanın ruhsuzlaştığı, sevgisiz ve yalnız kaldığı kasvetli bir atmosfer sunar.
kasvetliyalnızboğucu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.