Bazı kelimeler geç kalmaz; insan geç kalır.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

İstanbul Yıkıntısı

İstanbul Yıkıntısı Şiiri - Yılmaz Gruda

1.bunca yıl sadece vardım bu evrende
hiçbirşey -ama hiçbirşey yetmiyordu bana
bir bela gibi biliyordum yetmediğini
tutup kendimi bu istanbullara attım-
oysa bu yoğun uğultuda bu istanbullarda yine sen
örneğin bir adam bir şarkıya dursa
bütün ankarayı toplayıp geliyorsun
bir mevlaymış gibi geliyorsun üstelik
ben sevmesemde yaşayacaksınişin güzeli
-seni dövüne dövüne sevdiğim mutlak-
her dönemeçte karşıma çıkacaksın sanki
sanki sen istanbulsun.

ama sen istanbul olmuşsun da ne olmuş
bu ben değilmiyim trenlerde, sokaklarda taşıdığım
değişen bir şey yok
hep aynı sığıntılık duyusu-hep aynı yoksulluk
makbulenin çocukları
ne var ki hiç bu kadar yakından bakmamışım insana
şöyle bir -yürekten güldüklerini görsem yok mu
mutlu olmam için yetecek herşey
ben yetecek diyorum-bir düşün
bu aydınlığa ulaştım demektir.

şimdi bir ev -denize bakan bir bahçe
şimdi ikide bir yaşımı sormuyor mu
eğilip hançer çiziklerine suratımın
sarmısak ve kudüs kokan ağzıyla bu orospu
kişi öyle kolay yıkılmıyor anlıyorum
bir büyük sabah dokuyorlar karanlıklarda
bu umudu çarşı pazar satabilirim artık.

2.İstanbulu soruyorlar mardiros kazasyana-
bir karo üçlüsü bulsa mardiros
blum diyecek
İstanbul mu diyor
Yoktu ki olsun-
ama insan var
mücevherat gibi
limanda, tersanede, kavgada görürsün
sana ışıklar koparıp getirir yeraltından
kendi ölüsünü bile kendi getirir
bir çocuk gibi güler istasyonlarda
bir keski gibi güler yalnızlığı
bu yıkımlar pek koymaz adama

istanbulu sormasan ya
çare yok soracaksın
bu kan tükürmek istediğim haliç demişsin
bu evrenlere yuf çekmiş bir zehir zıkkım sevda
bu geçmişi kandilli beyoğlu cumaları demişsin
yani sen istanbul demiş yıkılmışsın
İstanbul sana yıkılmış.

Yılmaz Gruda

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

İnsan en çok, anlatamadığı yerde derinleşir.

Şiir, İstanbul'a duyulan karmaşık bir bağlılığı ve şehirde yaşanan yalnızlık, yoksulluk ve sığıntılık duygularını anlatır. Anlatıcı, İstanbul'un kendisi için bir sevgili gibi olduğunu, ancak bu sevginin acı ve yıkım getirdiğini dile getirir. İkinci bölümde ise Mardiros Kazasyan üzerinden İstanbul'a dair bir sorgulama yapılır ve şehrin insanı hem var eden hem de yıkan yönü vurgulanır.

Ana duyguhüzün
Ana temaşehir
Duygusal yönkarma
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

İstanbul, kişinin hem aidiyet hem de yabancılık duygularını yoğun biçimde yaşadığı, sevgiyle birlikte yıkımı da barındıran bir şehirdir.

Temel çatışma

İstanbul'a duyulan sevgi ile şehrin getirdiği yalnızlık ve yıkım arasındaki gerilim.

Duygusal akış

İlk bölümde İstanbul'a duyulan özlem ve yalnızlık, ikinci bölümde yıkım ve kabullenmeye dönüşür.

ATMOSFER

İstanbul'un kalabalığı içinde yalnızlaşan bireyin hüzünlü ve karmaşık duyguları.
hüzünlüyalnıznostaljikgergin
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.