Şiir, insanın içinde susturduğu şeylerin sesidir.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Tarihin Satırbaşı

Tarihin Satırbaşı Şiiri - Türkan İldeniz

Çarmıhını sırtlanıp nereye böyle uzak
dağın ardı kum denizi
her kum dibi - bin tuzak.

Acın yere göğe sığmaz
nasıl taşıdın nasıl, kaç binler yıl, kaç halk
daha kaç binlere kaç devama.
yorgunsun, gitme, dinlen biraz
bak kurtlar kan uluyor, kan soluyor
ve ağını geriyor her yana aksam
çoktan kanat kapari, sabra durdu güvercin
otur söyle, acelen ne dinlen biraz
sofrada değil pusuda beklenensin

Ben senden çok gitmeyi...
*
-Kılavuz kuşlar bos dondu gene-
Buraların yağmuru kumdur, kum yağar geceyle
bense güneş saati kurarım, direnç döverim örste
bu direnci sana hazırladım milat öncesi
üstünde durur hala çekiç sesleri
-Kılavuz kuşlar boş döndü gene-
*
Özlediğin sularda ben çok gezindim
inci, ipek ve zencefil taşırdı, bindiğim kalyonlar benim
fırtına yoktu, korsanlar yoktu, yoktu korku
o zamanlar o sulardan Poseidon sorumluydu.
hangi limana varsak orda ilkbahar
zaten o sularda her mevsim sanki ilkbahar
her liman bir bayramdı, bir büyük şölen
o bayramları aşkları su papirüse çizdim.
-baktığın yöne göre değişir
bir yani ikindi, obur yani şafaktır o resmin.-
simdi nemde o kalyonlar, nereye kayboldular
duru sulara ne oldu, öyle gün günden
neden sarardılar, neden karardılar.
*
Ben senden çok gitmeyim.
Hem sonra evlere dolan ezgiler vardı
sabah rengiyle, hani o esintiyle
la minör, fa diyez, si bemol un an hası
coşkuyla uçardı ya, kaplardı ya odaları
hani yolları, bulvarları, baştanbaşa havayı
onlar nemde simdi, o ezgiler nemde
nemde yağmur ormanları
onları da çektiler giyotine.

Ben senden çok gitmeyim.
*
Dirimin serüveni kişiye özel derlerse de inanmam
arada kol vurup tarihin satırbaşına
mağara, çivi, hiyeroglif, tas kabartma, matbaa
birer sayfa acarım da, her cağdan her boylamdan
hersinde ortak payda
ateş, barut, kan.

Ben senden çok gitmeyim.
*
Ey kaostan bu yana odağında yandığımız cehennem
akkor olduğumuz malum
malum
haddeden geçtiğimiz, gen
nice kurudu sular - varmadan okyanusa
insanin insana kıyımı, insanin doğaya
köle pazarları, sömürge halklar, açlık Afrika
altın, petrol, uranyum, dolar
cıvalı zar, hileli kumar
daha kaç acı nemde büyüyor
ağı sevmiyorum çocuklar uçurtma koşsunlar.
Çocuklar uçurtma koşsunlar - gökyüzüne vursun iş düzümleri
sen çarmıhından çık, giy şu direnci
yine gitmek ilk dersen, peki nereye?
En yetkin ülke yüreği değil mi.

Türkan İldeniz

Türkan İldeniz portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, geçip giden zamana bırakılmış küçük bir itirazdır.

Şiir, çarmıhını sırtlamış birine seslenerek onu durmaya, dinlenmeye ve direnmeye çağırır. Anlatıcı, geçmişteki güzel günleri ve denizleri özlemle anar; şimdiki zamanın kum, kan ve tuzaklarla dolu olduğunu söyler. Sonunda çarmıhtan çıkıp direnci kuşanmayı ve en yetkin ülkenin yürek olduğunu vurgular.

Ana duyguUmut
Ana temaBaşkaldırı
Duygusal yönKarma
Yoğunluk75/100

ANLAM

Ana düşünce

Acı ve kaos içinde bile direnmek ve yüreğin ülkesine yönelmek gerekir.

Temel çatışma

umut ile umutsuzluk, geçmiş ile şimdi, direnç ile teslimiyet

Duygusal akış

Geçmişteki güzel günlerin özlemiyle başlayıp, şimdiki kaos ve acıya, oradan da direnç ve umut çağrısına evrilir.

ATMOSFER

Geçmişin aydınlık denizleriyle şimdinin karanlık kaosu arasında salınan, direniş çağrısıyla yüklü bir atmosfer.
HüzünlüGerginUmutluNostaljik
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.