Şiir, zamanın silemediği şeylere tutunur.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Od

Od Şiiri - Rıza Nur

O Altaylar bize eşsiz bir yurddu;
Ordan çıkardık cihanın fethine.
Ordulara rehber bir er boz kurddu.
O zamanlardaydı Uğuz da yine.

Oradan inüb de akardık Çine;
Tapgaçın vururduk şanlı ilini.
Keserdik ilini, elini, dilini.
Kurd gibi dalardık Çinin içine.

Ordu çok kez Hanbaluğa varırdı.
Titreyen Fağfur ağlar, yalvarırdı.
Verir idi mühür, pirenses, unvan,
Davul, bayrak ipek, türlü armağan.

Oradan dönerdik Efgana, Hinde.
Himalayalar bize düzlük yerdi.
Hayberler titrer, "geç! er yiğit!" derdi.
Racalar erirdi Ganjin dibinde...

Kızıl Alandan girerdik Îrane.
Şehinşahlar baş eğerde Tûrane.
Erlikde zal oldu bize pervane.
Gören derdi Îrane: bir vîrane...

Kâh ordan giderdik Şama, Iraka.
Mısır düşerdi korkulu meraka.
Titreyüb çalkanırdı kun deryası,
Yer dönerdi hazan görmüş yaprağa.

Önümüzden aslan, kaplan kaçardı.
Ateş saçardık, kumlar kavrulurdu.
Atımız kişner, ehramlar uçardı.
Kum, kül, hep havalarda savrulurdu.

Bunlar bitince varırdık Taçına.
At oynatdık Romalarda, Ronda.
Şan içinde İstanbulda, en sonda,
Konduk, oturduk Kayserin tacına.

Gündüz gün, gece ay bize bayrakdı.
Çadır gök göğ; yatak ot, toprakdı.
Seyrimiz vurarak, doğrayarakdı;
Her han olan yere uğrayarakdı.

Bizden Hinde, Mısıra giden köle
Pâdişah olurdu o halde bile.
Böyle bir kudretdir bu ırkın farkı;
Biz Türküz, ırkımız kağanlık ırkı.

Biz Asyayı, Avrupayı açdık.
Taclar uçurduk ve tahtlar devirdik.
Cihana velvele saldık, köz saçdık.
Koca târîhin yolunu çevirdik.

Derken günler döndü ve devran.

Asırlarlan doğra, kes; doğran, kesil
Kırıldı ırkımız, kesildi nesil.
Türk kocadı; yıkıldı koca Tûran.

Şimdi nerde o günler?.. Geçmiş olmuş...
Bak! Ağla! Yerinde yeller esiyor.
Aslan Türkü şimdi herkes kesiyor.
Yurdu, gönlü kaygu, belâ, derd dolmuş...

Karakurum söndü, Kaşgar harabdır.
Topraklar altında yatıyor Turfan
Nerde Hotan, Bulgar, Samra ve Kazan?
Buhara, Semerkand, Herat serabdır.

Şölenler, kırk gün kırk gece düğünler,
Avlar, sungur, bars biteli çok olduç
Yarışlar, kurultay, o şanlı günler,
Bu kara günde yoğ bile yok oldu.
Kırıldı altun yay, ok, tulga, çağan,
Çürüdü sadak, kılıç, kargı, kalkan.
Al süçü avu, ak kımız oldu kan.
Seni anar, ağlarım Uğuz Kağan!...

O!... Kopdu kiriş, gerilmez artık yay.
Gökden yere düşdü nurdan doğan ay.
Nolduk, ay! Nedir bu, ah! Bitdik vay, vay...
Seni anar, ağlarım Uğuz Kağan!...

Rıza Nur portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

İnsan bazen bir şiirde çocukluğunu bulur.

Şiir, eski Türk ordularının Asya'dan Avrupa'ya uzanan fetihlerini ve bu ihtişamlı geçmişi anlatır. Anlatıcı, Altaylardan çıkıp Çin, İran, Mısır ve Roma'ya kadar uzanan zaferleri hatırlayarak geçmişin gücünü yüceltir. Ancak son bölümlerde bu görkemli geçmişin yıkılışına, toprakların kaybına ve milletin gerilemesine duyulan derin hüzün ve özlem dile gelir. Şiir, Uğuz Kağan'a seslenerek geçmişe duyulan hasreti ve bugünkü çöküşün acısını birleştirir.

Ana duyguHüzün
Ana temaVatan
Duygusal yönOlumsuz
Yoğunluk85/100

ANLAM

Ana düşünce

Türk milletinin geçmişteki büyük fetihleri ve şanlı tarihi, bugünkü gerileme ve yıkım karşısında derin bir özlem ve acıyla anılır.

Temel çatışma

Geçmişin ihtişamlı gücü ile bugünün çöküşü ve kayıpları arasındaki karşıtlık.

Duygusal akış

Geçmişin coşkulu anlatımından bugünün hüzünlü yıkımına doğru bir geçiş var.

ATMOSFER

Geçmişin şanlı günlerini anarken bugünün yıkımını ağıtla karşılayan hüzünlü ve destansı bir atmosfer.
HüzünlüNostaljikGerginUmutlu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.