İnsan bazen bir dizede kendine rastlar.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Bağışla Ozanı

Bağışla Ozanı Şiiri - Resul Hamzatov

Yine o eski, o iyileşmemiş yara
Yüreğimi yakıyor,
Dedemin bir masalıydı o, ta çocukluğumdan bilirim,
Onun üstüne ne söylenmişse köylerimizde.

Bir masaldı o, yaşamla iç içe geçmiş
Kulak kesilirdim her dinleyişimde
Ve gün kavuşurken kızaran bulutlar bana
Onun komutasındaki savaşçılar gibi gelirdi.

Dağların türküsüydü o, annemin de söylediği
Hiç unutmadığım, çocukluğumdan beri
O tertemiz gözlerindeki pırıl pırıl yaşlar
Kuytu ormanların çiyleriydi sanki.

Bir resmi asılıydı evimizde, asker giysili
Seyreder dururdu öylece bizi
Solaktı, sol elinde tutardı kılıcını
Sağ yanında asılıydı tüfeği.

Ölümden az önce babam
Bir destan yazmıştı onun üzerine
Ama yazık! Karaçalındı kahramana
Söylentiler çıkarıldı arkasından

Bu beklenmeyen acı olmasaydı
Belki yaşıyor olacaktı babam
Ve ne yazık, ben de katıldım bu karaçalıcılar korosuna
Düşünülmeden bestelenivermiş kötü bir şarkıya.

Yüzyıllar boyunca atalarımız
Elde kılıç yere serdiler düşmanı
Oysa ben şaşırıp çocukça bir şiirde
Düşmanın adamı diye gösterdim kahramanı.

Geceleri her yerde onun ayak sesleri
Işığı söndürdüm mü, pencerede görünen o
Ahulgoh’un yiğit savunucusu oluyor, kimi kez
Gunib’li bir ihtiyar, ya da, giriyor içeri:

“Çok savaşlar yaşadım” diyor, “çok kanım aktı.
Tam on dokuz kez yaralandım,
Yirminci yarayı sen açtın bana,
Sen açtın ağzı süt kokan çocuk

Hançer yaraları aldım, kurşun yaraları aldım,
Ama senin açtığın yara çok daha büyük acı verdi.
İlk kez bir dağlıdan yara aldım,
Bundan daha büyük aşağılanma yoktur bir dağlı için.

Gazalarımı belki bu gün hafife alıyorsun,
Ama bil, dağlar bu gazalarla savunuldu.
Ben de görüyorum, silahım oldukça eskimiş,
Ama özgürlük dağlara bu hançerin ucundan geldi.

Durup dinlenmeksizin savaştım, o dağlı inadımla
Şölenler, keyif meclisleri nedir bilmedim.
Ozanlara kamçıyı çaldığım da oldu,
Âşıklara acımasız davrandığım da.

Onlara sert davranırken yanılıyordum belki,
Gem vuramazken öfkeme, belki haksızdım
Ama senin gibi karaçalıcıları gördüm mü?
Hoşgörülü olamadım diye kendimi kınamıyorum.”

Sabaha dek öylece oturuyor, sitemle bakıyor bana
Odayı dolduran, gece yarısı karanlığında
Kınalı sakalını görüyorum, görkemli
Kalpağının üzerinde sımsıkı sarılmış sarığı.

Ne yanıt vereyim ona ve size ey halkım
Suçum bağışlanacak gibi değil ki…
Ayrı yol tutmuştu naibi de, önderinden
Toy değil, sınanmış bir askerdi üstelik Hacı Murat.

Bu düşüncesiz davranışımdan dolayı
Her gece utanç içinde kıvrandım durdum
İmam Şamil’den beni bağışlamasını diliyorum
Ama bataklığa düşmek de istemiyorum.

İmam özür kabul etmiyor ama
Aldattım çünkü onu, beni bağışlamayacaktır.
Toy bir ozanın karaçalıcı dizelerini,
Yazacağını kılıçla yazan kişi, unutmayacaktır.

Unutmasın… Ama sen, çıldırasıya sevdiğim ülkem
Ve sen halkım, siz bağışlayın suçumu.
Doğduğum toprak, bir ananın oğlunu,
Bağışlaması gibi bağışla ozanı.

Resul Hamzatov portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Her şiir biraz eksik kalmış bir konuşmadır.

Şair, çocukluğundan beri dinlediği bir destan kahramanını yanlış anlatarak ona ihanet ettiğini fark eder. Gece boyunca kahramanın hayaliyle yüzleşir, ondan ve halkından özür diler. Şiir, bireysel suçluluk duygusu ile kolektif tarihe bağlılık arasındaki gerilimi işler.

Ana duyguSuçluluk
Ana temaTarih
Duygusal yönOlumsuz
Yoğunluk90/100

ANLAM

Ana düşünce

Bir kahramanı yanlış tanıtarak tarihe ve halka ihanet etmenin ağır utancı, ancak samimi bir özür ve bağışlanma dileğiyle hafifletilebilir.

Temel çatışma

Bireysel hata ile kolektif tarihsel sorumluluk arasındaki çatışma

Duygusal akış

Başlangıçta nostaljik bir hayranlık varken, şiir ilerledikçe suçluluk ve utanç duygusuna dönüşür.

ATMOSFER

Gece boyunca süren bir vicdan muhasebesi ve ağır bir suçluluk atmosferi.
KasvetliGerginNostaljikHüzünlü
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.