Bazı kelimeler insanın içindeki kapıları açar.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Son Yangın

Son Yangın Şiiri - Nurullah Genç

Benim değil o eski ateş semazenleri
Şimdi viraneleri ağlatıyor tenleri
Dalgın ırmaklarını kuruttum acıların
Rengi değişti sevda ikliminin, suların
Geçmişini arayan o divane köprüler
Akşamın kollarında yıkıldı birer birer
Yağmuru anlamayan bulutlar benim değil
Günbatımına mahkûm umutlar benim değil

Âşikâr olmuş meğer tende can, canda cânan
Bende yanan nûrudur, nûrumdur onda yanan
Şimdi doruklardayım, ne yoksulum, ne yetim
Şu incecik kalbimdir varlığına hüccetim
Nice serv-i kâmet ki, kuru bir yaprak imiş
Meğer ruhum savrulan bir avuç toprak imiş
Benim değil o hülya, hânende, siyah ışık
Benim değil o saray, şehriyâr, o karmaşık
Ölümü gezginlere bağışlayan şahmaran
Benim değil o sahra, fırtınalar, kum ve kan
Aklı bile çaresiz koyan mağrur pençeli
Benim değil o mühür sevdalısı, o deli
Perdeler indi zaman perisinin yüzüne
Gecesini bağladım ağlayan gündüzüne

Duymadığım seslerle uçuyor şimdi kuşlar
Ellerimden tutuyor sıra dağlar ve taşlar
Son bir titreyiş kaldı karanlıkta, uyanmak
Kül olmadan vuslatın kapısına dayanmak
Belki bir yol bulunur kırılan aynalarda
Bahçıvan handân olur bu ebedî baharda
Dumanlı ayinleri bitti evin, sokağın
Geldiğini söylüyor hayat yeni bir çağın
Yeni bir sonsuzluğa açılan pencereler
Söyleyin, o mihrimah muammadan ne haber
Ey eski çığlıklarım ne haber, nerdesiniz
Şimdi yalnızlığa mı gömülüyor sesiniz
Yıkıldı zindanlarım, dehlizlerim, mahzenim
Güllerim son yangında açıyor şimdi benim

Son yangın, kâinatın her yerinden duyulan
Son yangın, ceylanların gözlerinden yayılan
Son yangın kâh bembeyaz, kâh kırmızı bir rüya
Son yangın gölgesini bırakıyor uykuya
Söz, incinin mercanla buluştuğu derinlik
Yürek bir tahtırevan, sessizlik ve serinlik
Kalem son limanıdır deniz fenerlerinin
Nilüferler büyümüş içinde her birinin
Ben Nuh’un gemisiyim; o bir tufan güneşi
İki meftûn pervane ağlatıyor dervişi
Hayal, melekler kadar ıraktadır ve yakın
Zülüfleri tutuştu bu yangında firâkın
Bu yangın dokunuyor derine, hep derine
Bu yangında yürüyor yolcular kaderine

Öğün ey aşk masalı okuyan tarih, öğün
Salıncaklarında ay benimdir şimdi göğün
Benimdir arzdan arşa tebessümle yükselen
O terennüm, o dua, yed-i beyzâdan gelen
Rüzgâr benim, ölümsüz karanfiller benimdir
O esrarlı ülkeler, nazlı iller benimdir
Küheylan alev alev bir menzîle koşuyor
Bu son yangını şimdi kâinat konuşuyor

Nurullah Genç

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

İnsan bazı şeyleri ancak kaybedince isimlendirebilir.

Şiir, anlatıcının eski benliğinden ve geçmişteki duygularından kopuşunu, ardından manevi bir dönüşüm ve içsel aydınlanma yaşayarak yeni bir varoluş düzeyine ulaşmasını anlatır. Anlatıcı, eski ateşini, hülyalarını ve sarayını geride bırakır; acılarını kurutur, yıkılan köprülerle geçmişe veda eder. Şiirin ikinci yarısında, can ile cananın birliği, varlığın özü ve ilahi aşk temaları öne çıkar; anlatıcı, kendini Nuh'un gemisine benzeterek kurtuluş ve yeniden doğuş imgesiyle sonlanır.

Ana duyguhuzur
Ana temainanç
Duygusal yönolumlu
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

Geçmişin acıları ve yanılsamaları geride bırakılarak, ilahi aşk ve manevi birlik ile huzura ve yeniden doğuşa ulaşılır.

Temel çatışma

Geçmişteki benlik ile yeni manevi benlik arasındaki çatışma

Duygusal akış

Geçmişe duyulan hüzün ve özlemden, manevi bir uyanışla huzur ve umuda evrilir.

ATMOSFER

Manevi bir uyanış ve içsel huzurla örülü, geçmişin hüznünden arınmış dingin bir atmosfer.
umutludingin
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.