Şiir, hayatın acele etmeden söylediği şeydir.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Münâcât

Münâcât Şiiri - Neyzen Tevfik

Ey bana kendini büyük tanıtan.
Hâlime bak da varlığından utan!

Sen kerim ü ganiyy u mutlaktın
Sâhib-ül cüd ü zül keremdi adın.

Hani nerde o şanlı saltanatın?
Benden olsun sıkılmıyor suratın.

Tam otuz beş yıl oldu yarabbi
Çıkmadı bu tevekkülün de dibi.

Va’d-i ferdayı başka kullarına
Çırak et de benim işim yarına

Kalmasın, çünkü yüz yüze bakacak,
Çare varsa budur bugün ancak.

Ben senin bir çerağ-ı vahdetinim,
Daha kestirmesi hakikatinim.

Bana öyle gelir ki zatinle
Şu kelamı adam gibi dinle:

İkimiz bir mahallede büyüdük,
Yüz göz olduk, hem arkadaş, hem Türk

Demeye söz bırakmamak lazım,
Arz-ı hâle yakışmıyor ağzım.

Beni sen başkasıyla etme kıyas,
Ben kalender ve sen de Rabb-ün nâs.

Bende varsa eğer o kalb-i selim,
Arş-ı âlâna kör kütük gelirim.

Kim ne der? Enbiya mı yan bakacak?
Beni hangi cehennemin yakacak?

Hiç’i onlar da eylesin idrak,
Abd-i evlad-i husrev-i Levlâk

Hacı Bektaş, Cenab-ı Meulânâ
Neyle meyden kanat takınca bana

Oldu lânem cihan-ı şi’r ü hayal
Ruhuma yağdı nağme-i âzâl

Murg-ı aşkın olur mu hiç konağı
Ebediyyet önünde “yem” çanağı?

Sânihâtım sema-yı marziyeden
Armağanlar nisâr eylerken

Taparım kendi ruhumun sesine,
Kalbimin ateş-i mukaddesine.

Beste-i erganun-ı ilhamım
Oluyor sanki mehd-i ârâmım.

Gayb olup kendi kâinatında
Bin bir isminle her sıfatında

Görünen şekl ü pertev ü elvan,
Nur u zulmet, bedayi ü elhan,

Şiddet-i hub, tereddüdât-ı rücû
Bin tazarru, eyâd-ı merfû’

Kime kimden? Zavallı insanlar!
Pür-adâvet, yalancı bürhanlar!

Altı bin yıllık emr-i teşkilat
Yıkılır mı kolay kolay? Heyhat!

Fitne-i inhisar-ı edyândan
Var mı kalb-ı selime malik olan?

Önce sevda, kadın ve şevk-ı naîm,
Zeni aguş-ı âdeme teslim,

Sonra şehvet edince tende tulü
İlk sözün, tatma meyve-i memnu?

Şahlanan... bu nehyi dinler mi?
O melekler mi, yoksa cinler mi?

Nur-ı şehvet, o hâlık-ı akdes,
Ser-çerağ-ı hayat ü ruh u nefes

Emr-i tahdide zor gelir ya Rab,
O iken her muhit-i nura sebeb

Bunu vicdan bilir ki: Nev-i beşer
Künh u aşkı...le fehmeyler.

Mihnet-i aşk-ı evvelini çeken,
Ruh-ı asrı tefekkür eylerken

Bin telehhüfle ah u vah ederek
Şunu vird-i zeban eder bî-şek:

Üss-i...sün hutüt-ı heyetini,
Bâb-ı aşkın müsellesiyyetini

Aşk-ı asrîme eylerim mihrap,
Şi’r ü aşkın teranesi bu kitap.

Şu iki beyti ben de bil-inşâd,
Ömrüm oldukça eylerim feryat:

Nasıl olmam zebunu kahr-ı gamın,
Hatırımdan silindi şekli...m.

Neyzen Tevfik

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı kelimeler insanı kendine geri çağırır.

Şiir, anlatıcının Tanrı'ya yönelik cesur ve sorgulayıcı bir hitabıyla başlar; kendini büyük gören bir varlığa karşı sitem ve meydan okuma içerir. Anlatıcı, geçmişteki iddialı konumunu hatırlatarak, içinde bulunduğu çaresizliği ve tevekkülün tükendiğini dile getirir. Daha sonra şiir, aşk, şiir ve varoluş üzerine felsefi ve mistik bir sorgulamaya dönüşür; insanın, aşkın ve yaratılışın doğasına dair derin bir hesaplaşma sergiler.

Ana duygukırgınlık
Ana temainanç
Duygusal yönkarma
Yoğunluk75/100

ANLAM

Ana düşünce

İnsan, Tanrı ile kurduğu ilişkide samimi ve cesur olmalı; kalıplaşmış dinsel kabuller yerine kendi içsel hakikatini ve aşkını ön plana çıkarmalıdır.

Temel çatışma

bireysel inanç ile geleneksel dinsel otorite arasındaki gerilim

Duygusal akış

Sitem ve öfkeden, mistik bir aşk ve teslimiyet arayışına doğru bir geçiş var.

ATMOSFER

Şiir, hem isyankâr hem mistik bir atmosfer taşır; dinsel otoriteye karşı çıkış ile içsel bir arayış iç içedir.
gerginboğucukutsal
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.