İnsan bazen bir dizede kendine rastlar.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Bad-ı Muhalif

Bad-ı Muhalif Şiiri - Neyzen Tevfik

Kadın namazda osurmuş ve bozmamış asla,
Huzur-ı kalb ile etmiş salatı hüsn-i eda.

Duyar, bakar kocası, bu namaza hayret eder,
Bu üç adet osuruk her fesadı davet eder.

Sorar ve der ki:
“Be hatun, namazda üç kere sen

Osurdun aldırış etmeksizin, sesinden ben
Utandım Allah’a karşı huzur-ı izzette,

Bu zartadan ki: hususan dem-i ibadette”
Kadın tebessüm eder, der ki:

“Kalbim Allah’a
Hulus ile müteveccih olursa dergâha,

Salat-ı mümini hiç ettirir mi zarta suküt,
Götüm kıyamete dek cehren etse de cart curt! ”

Hikâye bu, gelelim şimdi, emr-i tetkike:
Huzur-ı hakta osurmak olur mu böyle şaka?

Hafisi, cehrisi, Bâb-ı Meşihat’a ait,
Fakat huzu’ ile amden, hem erkeği şahit...

Kadın da haklı bakınca, delili kalb-i selim,
Bu kalbe karşı ne eyler şerait-i tahrîm?

Bu vaka hayli mühimdir, edilmeli, tamik,
Bu hadise ki, bu levha; vatanda bit-tatbik.

Herif, hükümet olursa, kadın da devlettir,
Namaz vazifedir, osruk “Sada-yı millettir! ”

Şadalar imdi vücûh-ı selâseye mebni
Olur ki ilm ile halleyler içtihad-ı zeni.

Birinci ah-ı derundan nişanedir sessiz,
Bu iştikâ-yı hafidir ki; zulm-ı kahrengîz.

İkinci cehren olur ki: Şu hâl-i matbuat,
Kaza-yı haceti kanuna uydurur, heyhat!

Üçüncü: Amden o, işte hayatı Ankara'nın,
Vazifeyi tanımaktır esası yaygaranın.

Gürültü, top, tüfek, isyan nedir vazife için?
Vazife çünkü: Mukaddes, vatan hayat ile din.

Bu yolda kalbini Allah'a rabt eden korkmaz,
Bozulmaz öyle patırtıyla kıldığı o namaz.

Sada-yı milleti ilan eden kadın. Bu herif
Eşek gibi bakar ancak, mukaddesat-ı Şerif.

Ne olduğu size zahir değil mi? İşte vatan.
Sada-yı millete karşı ağız açarsın, utan.

Bu cehren oldu evet, gel, seninki ya imza?
Çıkar mı o leke bilmem ki; yıkasa derya?

Demek o bad-ı muhalif, eser ki devletten
Habîr eder vükelâyı reh-i hükümetten.

Uyandırır kara yelle müsebbib-ül-esbab
O kaptanı ki olurken gemi zulümle harab,

O na-hud’a-yı cehalet penah-ı bî-izan
O yolculardan utanmaz mı? İşte hal-i vatan.

Hayır, utanmaz o, onda utanmak olsa eğer
Öperdi südde-i şevket penahı mihr-i zafer.

Şeraitin başı halkın vazifesinde huzur
Huzur-ı hakta vazife kabul eder mi kusur?

Bu yerde devlet u millet idare gerdişidir,
Hatayı kontrol ancak hükümetin işidir.

Hükümetin ise timsali heyet-i Âyân
Mezarlığı vükelâ, servi, zilli Mebûsan.

Bu işte saye-i şevketpenah-ı devlettir,
Bu kabre fatiha, artık sada-yı millettir.

Misal için size ben bir hikâye arzedeyim,
Bu fıkra dikkate şayan hakikati mülhim:

Büyükçe bir adam ölmüş necib, hem zengin,
Gasil vesaire neyse merasim-i tekfin

Olur iken teneşirde yavaşça doğrulmuş,
İmam ve ordakiler cümleten hacil olmuş.

İmam, demiş ki:
“Efendim, vücudunuz kirli

İmiş de bir yıkamak istedik değil mi iyi? ”
Evet demiş.

“Güzel amma götümdeki pamuğa,
Cevabı kim verecek? Sor başındaki kavuğa.”

Meğerse sekteden arız imiş bu hâl-i garib,
Sıcak su da dökülünce çıkar hata-yı tabib.

Bu işte ba’s-ı vatandır ki biz bad-el-mevt;
Sıcak su gözyaşıdır, hak, bu serserice evet.

Fakat bilir misiniz ki; yazar iken bunu ben,
Fakülte’de gece saat yarım, soğuk birden

Tipiyle, karla hücum etti, yok odun yakacak
Ya şu zavallı ahaliye hangi göz bakacak?

Müzahrafât-ı hükümet taşar devâirden
Rical-i anane dönmez bu fikr-i kahirden.

Bütün vesaik-i zillet şu sözle dolmuştur:
Bu doğrusu ise de her nasılsa olmuştur.

Hukuk-ı halk ise de her nasılsa zulm-i sarih
Budur ki lanete şayan, değil hata-yı kabih.

Benimseyen adam ancak, maaş için, vatanı,
Kızarmıyor o surat hiç, sıvansa elle, kanı!

Muhabbet-i vatan ancak geçinme âlemidir,
Dilinde davet-i düşmen ki vird-i mahremidir:

Temerküz etmemiş asla o dilde hubb-ı vatan
Sorulsa ceddi de mutlak vezir-i âlîşan!

Nasıl temerküz eder ki o şive-i suni
Kalemde kopye edilmiş riyaların nev’i.

Bu bî-hâyâ beyefendi bileydi kendisini
Akort ederdi Rübâb-ı Şîkeste’ye sesini.

Bu Fikret'e yanar âlem, fakir ise, kızarım,
Muhiti anlamamıştır, o bî-kese kızarım.

Vefatına sebebiyyet veren şu hal-i vatan,
Fakat bu hâli tedaviye yeltenir insan.

Bu inkıhara da çare budur ki tnerd-i metin,
Merdi fikrini bir yolla millete telkin.

Dehayı, fikri el altından oynatır ehli,
Budur siyaset-i şahsiyenin asıl temeli

Bu hizmeti yapamazdı, kalın gelirdi ona,
O Aşiyan’ı feda güççedir vatan yoluna.

O benden önce bilirdi Tolostoy oğlumuzu,
Öğürdü, kustu, çıkardı, o nur gibi domuzu.

Onun vekarım öldürdü gayz-ı Emrullah,
Gömüldü kendi de ardınca sad hezâr eyvah!

Onun vefatına vallahi ağlayanları ben,
Güler de benzetirim nam u ruhuna rehzen.

Hayat-ı aşka kıyılmaz irade-i har için,
Şikeste olduğu anda Rübâb'ı sustu Tanin.

Elimde bak koca pîrin... gibi kamışı;
Yapar eşekleri insan, teranedir bu aşı.

Girer huzur ile kerhaneye, harabata,
Çıkar sürür ile ta sidre-i semavata!

O noktada biraz inler küşâd olur deycûr,
Gelir ayağına hîçî, elinde bade-i nûr!

Bir ıstıfa-yı müebbed içinde vahdetle,
Kalır nedime-i ruhu peri-i sanatle.

Bedayiin görülür bestekar-ı ilhamı,
Şiirle raks eder aşkın peri-i âlâmı.

Dehaya ait o âlemde emf-i teşrifat;
Nedir bu ka’r-ı serâir, nedir bu umk-ı hayat?

Vücud, hâk-i mezellette, dil semalarda,
Pür-inşirah seyahat eder fezalarda.

Sen ey Azâb-ı Mukaddes, hayal-i Mevlânâ,
Senin mi söyle, senin mi bu kişver-i mana?

Bu iltifat-ı kadimin nigâh-ı hayrettir;
Vücud-ı marifetin, kıblegâh-ı vahdettir.

Serâir-i azametle dolan şu köhne serim,
Ne var içinde ki arşı, zemin-i fikr ederim?

Urücu velyeden efkâr içinde kavs-i nüzul,
Bu sânihâtı saçar, ben de kayd ile meşgul.

Hülasa: Ben değilim o cihan-ı râz-ı gezen,
Nühüfte perde-i nâyın içindeki Neyzen.

Neyzen Tevfik

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı dizeler okunmaz, insanın içinde yaşar.

Şiir, bir kadının namaz sırasında osurmasını ve bu durumun kocası tarafından sorgulanmasını mizahi bir dille anlatır. Kadın, kalbinin Allah'a yönelik olduğunu ve bu yüzden osurmanın namazını bozmayacağını savunur. Hikâye daha sonra siyasi bir hicve dönüşür; osuruk, milletin sesini, hükümetin baskısını ve vatanın hâlini simgeler. Şiir, dinî bir meseleyi ele alarak dönemin siyasi ve toplumsal eleştirisini yapar.

Ana duyguöfke
Ana temabaşkaldırı
Duygusal yönkarma
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

Vatan ve millet için duyulan samimi bağlılık, baskı ve zulüm karşısında yılmaz; asıl olan kalp temizliği ve vazife bilincidir.

Temel çatışma

Bireyin iç huzuru ile dış otoritenin baskısı arasındaki çatışma; ayrıca kadının masumiyeti ile kocasının katı tutumu arasındaki gerilim.

Duygusal akış

Mizahi bir olaydan yola çıkarak siyasi bir hicve ve öfkeye evrilir.

ATMOSFER

Mizahi bir dille başlayan şiir, giderek kasvetli ve eleştirel bir atmosfere bürünür.
kasvetligergin
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.