Bazı kelimeler insanı kendine geri çağırır.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Altınkum Vapuru

Altınkum Vapuru Şiiri - Necdet Evliyagil

Altınkum vapuru,
Düdüğünü üç def’a
Kesik - kesik öttürerek,
Yeniköy’den Tarabya’ya doğru
Geniş bir kavis çizerek,
Bacasından bıraktığı,
Bir araba kara dumanı da,
Ciğerlerimize sindirerek,
Bir martı’nın
Kanadında sır’oldu;
Çocukluk günlerinin
Tatlı anıları da,
Arkasındaki köpüklü yolda,
Ve mavilikler arasında
Yaşantımıza doldu..
Altınkum vapuru,
Kırk yıl evvel
Göksu’dan kalkıp da,
Anadolu Hisarı’nın,
Ahşap iskelesine
Gıcırdaya - gıcırdaya yanaşırken,
Ve beyaz - bembeyaz gövdesine,
Mavi - masmavi dalgalar çarparken,
Kuleli Lisesi öğrencileri,
Hisar’ın Boğaziçi sahilleriyle
Öpüşen çayırında,
Tüfek çatarlardı,
Talim yaparlardı,
Anadolu Hisarı’nın
En güzel kızı
Affan abla’ya,
Gülücükler dağıtarak bakarlardı.

O güzel yılların
Dünya’dan da,
Aşk’tan da habersiz
Minnacık kalbi,
Bando - mızıkanın çaldığı
İzmir Marşı’nı duyduğunda,
Heyecandan coşardı.

Altınkum vapuru’nu,
Kırk yıl sonra
Karşımda gördüğümde,
Kaybettiği kurgulu
Oyuncak motorunu bulan,
Çocuklar gibi sevindim,
Ürperdim;
Bir anda
Karşı sahillerle düğümlendim..
Yıllar önce
Yitirdiğim dünya ile,
Yeniden sihirlendim,
Derinlemesine filizlendim..

Hisar’ın yemyeşil çayırında,
Ali Usta’da artık yokdu.
Ve kocaman kara kazaniyle,
Mısır haşlamıyordu
Kuleli liselilere;
Sivri külahiyle,
Bir elinde de
Rengârenk tefiyle,
Ve işlemeli
Tahta maşasiyle
Kavuklu Hamdi efendi de,
Pişekâr (*) İsmail’le
Ortaoyunu oynamıyordu.

(*) Pişekar: San’atçı Hokkabaz ile Oraoyunu’nda ustanın
yardakçısı.

Kahkahalar savurtmuyordu
Çucuklarla - büyüklere;
Üstü bez örtülü sandallar da
Gidip - gelmiyordu,
Göksu Deresi’nin
Yosun kokan durgunluğunda;
Genç sevgililer
Ve de Affan Abla,
Yaramaz arkadaşlariyle
Kaçamak yaşantılarını
Sürdürmüyorlardı,
Hamdi Bey’in köşküne uzanan,
Kırk merdivenli,
Arnavut kaldırımlı
Yolun bitimindeki
Elektrik direğinin dibinde,
Sessiz - keyfince..

Artık mendil de sallamıyordu
Altınkum’un yolcuları;
Eskisi gibi gülmüyordu,
Üç def’a kesik - kesik
Düdük de öttürmüyordu
Vapur’un kaptanları,
Zaman, sevinçleri de
Beraberinde mi sürüklüyordu,
Ve birer – birer lâmbaları
Birer birer söndürüyordu? .
Yalıların kafesli pencerelerinde
Unutulan neydi?
Sessizliğine
Bilinmiyordu? .

Beyaz kasketli
Kaptanlar da mı yorulmuşdu?
Yoksa Altınkum mu susmuşdu
Diye dalmışken derin, nemli
Ve sisli bir düşünceye;
Altınkum’un arkasındaki
Beyaz ince köpük,
O anda
Pırıl – pırıl
Filizi bir iz’e dönüşdü,
Bir çift yeşil dalgınlığın
Tebessümüyle öpüşdü..
Altınkum’un peşinde bırakdığı
Minik küçük dalgacıklar,
Ürpererek - sevinerek,
Sırt - sırta da vererek,
Seksek oynayan
Çocuklar gibi tekleyerek;
Ürkek - ürkek adımlarla
Sahile doğru koşuşdular,
Gül kokan eski bahçelerdeki
Geçmiş sabahları tutuşturdular..

Altınkum vapuru,
Yeşil bakışları da tazeleyerek
Ve sessizliğine yüklenerek,
Düdüğünü de ince - ince öttürerek
Gözlerden kayboldu;
Eski anılar da
Arkasında tümden kahroldu,
Dalgınlıkların en güzeli
Boğaziçi kıyılarında,
Yeniden düşlere doldu.

Necdet Evliyagil

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, söylenemeyenin incelikle söylenmesidir.

Şair, Altınkum vapurunu kırk yıl sonra yeniden gördüğünde çocukluk ve gençlik yıllarına ait anıların canlandığını anlatır. Vapur, geçmişteki insanları, oyunları ve yaşantıları hatırlatan bir simge olur; ancak zamanla her şeyin değiştiği, eski sevinçlerin ve tanıdık yüzlerin yok olduğu duygusuyla birleşir. Şiir, nostaljik bir bakışla geçmişe duyulan özlemi ve zamanın getirdiği kayıpları işler.

Ana duyguözlem
Ana temageçmiş
Duygusal yönkarma
Yoğunluk75/100

ANLAM

Ana düşünce

Zaman geçtikçe geçmişteki insanlar, mekânlar ve sevinçler yok olur; geriye sadece anılar ve özlem kalır.

Temel çatışma

geçmiş ile bugün arasındaki karşıtlık

Duygusal akış

Vapurun görülmesiyle başlayan sevinç ve canlanma, geçmişin yokluğunun fark edilmesiyle hüzne dönüşür.

ATMOSFER

Boğaziçi kıyılarında geçmişe ait sıcak anıların canlandığı, ancak zamanın yıkıcı etkisiyle hüzünlenen bir atmosfer.
nostaljikhüzünlüdinginyalnız
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.