İnsan en çok, geri dönemediği yerleri özler.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Cila Kül Ve Kefen

Cila Kül Ve Kefen Şiiri - Metin Önal Mengüşoğlu

I
nerde bir boş tarla bulsalar
koşup oraya mabetler dikmek için
yine de makbuzlar bastırılır
pullar satın alınır
bu cüzdanlar biletler kimlik kartları
nasıl da sağlam onaylatılmış olur
nasıl da hıfzedilir koyunlarda

uçmuştur avuçlardan bir kez
ah, nerde kaldı bütün bu çıbanları iyileştiren ecza

nerde kaldı
şimdi dünyanın
derin, yaralı bir azası gibi
kendini eyyuba benzetmek için
sahte sabır taşlarına çarpanlar
başlarını

II
Allahım dayanılmaz birşey
görüyorum
herbiri bir köşesinde kentin
bizimkiler
piyango satıcıları.
namazı üniformalı kasketleriyle kılıyorlar
yahut simsiyah sakallı seyyarcılar olarak
başları derde girince belediyeyle
koşuyor
doluşuyorlar cami kıyılarına
ince çubukların ucunda
oyuncak bayraklar gibi diyanetleri
daha gözleri açılmamış bebelere
renkli şekerler satıyorlar.
kafam kamaşıyor birçok şeyden
bu gelen aydınlık değil sanki
cilâ
bazı cumalar ondan parlıyor
ondandır öğretmiyor
ürpertiyor bazı gazeteler
loş kuytularda
nemli koridorlarda sabahlayan çocukları.
çoktandır dev ayaklarını
toprağa gömmüş
bu selâtin (sultanların yaptırdığı) yapıların süsü
yaşlı, boyalı bir kadını andırıyor
magazin mecmualardan kesilmiş bir yaprak gibi
öyle mahzun
ve öyle yabancı
ayrı kurtlar kemiriyor içini herbirinin
ayrı korkuları yaşıyorlar anbean
kimi bir ölünün toprağına bağlayıp umudunu
hazreti İsa'yı beklerken Mehdi diye
kimi düşlerinde çıkagelen Hızır'la uğraşıyor
kimi cebinde günaydın gazetesi
ağzı oruçlu
kiminin destan oluyor abdest alarak saygı duruşu

bütün cenazeleri kaldıran onlar
bütün mevlidleri dinleyen onlar
ve onlardır bütün mumları yakan
muskalar masklar gözboncukları
manevî sermayeler taşıyan

ve nasıl yaklaşıyorlar birbirlerine
bir hükûmet bildirisi duyunca
özgürlüğe ve demokrasiye dair.

Allahım, nasıl dayanılır, kıyam durulur
şehrin kirlenmiş toprağında
hergün bir başkasmı görüyorum
kafam kamaşıyor bazı şeylerden.

III
bürün bürün başkalarının kefenine
yaşa, hep bir başkası olarak yaşa
durmadan bir başkası olarak görün

şu halk sözcüğü meselâ nedir
gecenin ilerlemiş vaktinde
ne arıyor hafızamda
ve hanginiz halktır arkadaşlar
ve yönetmek için kendi kendinizi
kimdir sizi halkeden (yaratan)
millet'tiniz ne güzel siyahlar
sarı ırklar beyaz kırmızı tenler
ansızın halk oldunuz
'on yılda onbeş milyon'
kırıla kırıla bitmeyen kavgalarda
ansızın halk oldunuz
düştü kasketiniz öne
gayrı bakıverseniz hangi yöne
'demir ağlarla örülmüş bir vatan'
düdüklü polisler trenciler
kültür yuvaları halkevleri balolar
çok eskiden giyinmiştiniz oysa
bu tulûat kefenini
kim ne derse desin
kim savunursa savunsun geçmişinizi
kendi ellerinizle bozdunuz kendi güzelliğinizi
benimse söylemekten başka çarem kalmadı
bu çömelmenin ilâcı
bulunur yine de kendi cevherinizde
haydi başkalarının kefenine bürün
yaşa, kendin olmayarak
durmadan bir başkası olarak görün

aklım kamaşıyor benimse
'ağaç kökünü kemirmek kadar zor'
bu yalnızlık
kabuk mu bağlıyor halkın
hayır milletin yüzü
bulsam
küçük bir alâmete rastlasam
bütün bu yaraların iyileşmesine dair
kalemlerimi sevinçle kırıyorum
kalbim kamaşmıyor bir daha.

Metin Önal Mengüşoğlu

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, hatırlamanın en zarif biçimlerinden biridir.

Şiir, kentte yaşayan insanların dini ve milli değerleri nasıl yüzeysel yaşadığını, sahte dindarlığı ve toplumsal yozlaşmayı eleştirir. Anlatıcı, halkın kendi öz değerlerinden uzaklaşarak başkalarının kefenine büründüğünü, samimiyetsiz bir dindarlık ve milliyetçilik sergilediğini gözlemler. Bu durum karşısında duyduğu hayal kırıklığı ve yalnızlık içinde, yaraların iyileşmesine dair küçük bir işaret arar.

Ana duygukırgınlık
Ana temayabancılaşma
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk75/100

ANLAM

Ana düşünce

Toplum, öz değerlerini yitirip sahte bir dindarlık ve milliyetçilikle kendine yabancılaşmıştır; bu yozlaşma ancak öz cevherde aranacak bir çareyle iyileşebilir.

Temel çatışma

Samimi inanç ve kimlik ile gösterişçi dindarlık ve sahte milliyetçilik arasındaki çatışma.

Duygusal akış

Şiir, eleştirel gözlemlerle başlar, yer yer öfke ve umutsuzluğa varır; son bölümde ise zayıf bir umut kıvılcımı belirir.

ATMOSFER

Kent yaşamının karmaşası içinde dini ve milli değerlerin yozlaşmasını eleştiren, karamsar ve sorgulayıcı bir atmosfer.
kasvetligerginhüzünlüyalnız
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.