Her şiir biraz eksik kalmış bir konuşmadır.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Vahdet

Vahdet Şiiri - Mehmet Âkif Ersoy

Huzeyfetü’l-Adevî der ki:
«Harb-i Yermûk’ün,
Yaman kızıştığı bir gündü, pek sıcak bir gün.
İkindi üstü biraz gevşeyince, sanki, kıtâl,
Silâhı attım elimden, su yüklenip derhâl,
Mücâhidîn arasından açıldım imdâda,
Ağır yarayla uzaklarda kalmış efrâda.

Ne ma’rekeydi ki, çepçevre, göğsü kandı yerin!
Hudâ’ya kalbini açmış, yatan bu gövdelerin,
Şehîdi çoksa da, gâzîsi hiç mi yok? .. Derken,
Derin bir inleme duydum... Fakat, bu ses nerden?
Sırayla okşadığım sîneler bütün bî-rûh...
Meğerse amcamın oğluymuş inleyen mecrûh.
Dedim: «Biraz su getirdim, içer misin, versem? »
Gözüyle «Ver! » demek isterken, arkadan bir elem,
Enîne başladı. Baktım: Nigâh-ı merhameti,
«Götür! » deyip bana îmâda ses gelen ciheti.
Ne yapsam içmeyecek, boştu, anladım, ibrâm;
O yükselen sese koştum ki: Âs’ın oğlu Hişâm.
Görünce gölgemi birden kesildi nevhaları:
Su istiyordu garîbin dönüp duran nazarı.
İçirmek üzre eğildim, üçüncü bir kısa «ah! »
Hırıltılarla boşanmaz mı karşıdan, nâgâh!
Hişâm’ı gör ki: O hâlinde kaşlarıyle bana,
«Ben istemem, hadi, git ver, diyordu, haykırana.»

Epey zaman aradım âh eden o muhtazarı...
Yetiştim, oh, kavuşmuştu Hakk’a son nazarı!
Hişâm’ı bâri bulaydım, dedim, hemen döndüm:
Meğer şikârına benden çabuk yetişmiş ölüm!
Demek, bir amcamın oğlunda vardı, varsa, ümid...
Koşup hizâsına geldim: O kahraman da şehid.»

* * *

Şark’ın ki mefâhir dolu, mâzî-i kemâli,
Yâ Rab, ne onulmaz yaradır şimdiki hâli!
Şîrâzesi kopmuş gibi, manzûme-i îman,
Yaprakları yırtık, sürünür yerde, perîşan.
«Vahdet» mi şiârıydı? Görün şimdi gelin de:
Her parçası bir mel’abe eyyâmın elinde!
Târîhine mev’ûd-i ezelken «ebediyyet»,
Ey, tefrika zehriyle şaşırmış giden, ümmet!
«Nisyân»a çıkan yolda mı kaldın güm-râh?
Lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâh!

Hilvan, 12 Kânûnisânî 1340
(12 Ocak 1924)

Mehmet Âkif Ersoy portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Bazı kelimeler insanın içindeki kapıları açar.

Şiir, Yermük Savaşı'nda yaralı askerlere su taşıyan bir mücahidin yaşadığı olayı anlatır. Su vermek için koştuğu yaralıların birbiri ardına şehit düşmesi ve kendisinin onlara su ulaştıramaması anlatılır. Ardından, İslam dünyasının içinde bulunduğu parçalanmışlık ve birlik çağrısı dile getirilir.

Ana duyguHüzün
Ana temaVatan
Duygusal yönOlumsuz
Yoğunluk70/100

ANLAM

Ana düşünce

İslam dünyasının birlik ve beraberliğe olan ihtiyacı, geçmişteki kahramanlık ve fedakârlık örnekleriyle vurgulanır.

Temel çatışma

Geçmişteki birlik ve fedakârlık ile günümüzdeki tefrika ve dağınıklık arasındaki karşıtlık.

Duygusal akış

Geçmişteki kahramanlık ve fedakârlık anlatısından, günümüzdeki parçalanmışlığa duyulan üzüntüye geçer.

ATMOSFER

Savaş meydanındaki acı ve fedakârlık ile günümüzdeki dağınıklığın hüznü hâkimdir.
HüzünlüKutsalNostaljik
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.