Bazı dizeler okunmaz, insanın içinde yaşar.

ŞAİRİN DEFTERİ   /   TAM METİN

Meâl-i Celîli

Meâl-i Celîli Şiiri - Mehmet Akif Ersoy

«Tâkat getiremeyeceğimiz yükü bize yükleme, Allah’ım...»

Ey bunca zamandır bizi te’dîb eden Allah;
Ey âlem-i İslâm’ı ezen, inleten Allah!
Bizler ki senin va’d-i İlâhîne inandık;
Bizler ki bin üç yüz bu kadar yıl seni andık;
Bizler ki beşer bir sürü ma’bûda taparken,
Yıktık o yaman şirki, devirdik ebediyyen;
Bizler ki birer hamlede evhâmı bitirdik,
Ma’bedlere Ma’bûd-i Hakîkî’yi getirdik;
Bizler ki senin ismini dünyâya tanıttık...
Gördükse mükâfâtını, yâ Rab, yeter artık!
Çektirmediğin hangi elem, hangi ezâdır?
Her ânı hayâtın bize bir Rûz-i Cezâ’dır!
Ecdâdımızın kanları seller gibi akmış...
Maksadları dîninle beraber yaşamakmış.
Evlâdı da kurbân olacakmış bu uğurda...
Olsun yine, lâkin bu ışık yoksulu yurda,
Bir nûr-i nazar yok mu ki baksın bacasından?
Bir yıldız, İlâhî? Bu ne zulmet! Bu ne zindan!
Hâlâ mı semâmızda gezen leyle-i memdûd?
Hâlâ mı görünmez o seher-pâre-i mev’ûd?
Ömrün daha en canlı, harâretli çağında,
Çalkanmadayız ye’s ile hirman batağında!
Kâm aldı cihan, biz yine ferdâlara kaldık...
Artık bize göster ki o ferdâyı: Bunaldık!
Bir emrine ecdâdı da, ahfâdı da kurban...
Olmaz mı bu millet daha te’yîdine şâyan?
Hüsran yine bîçârenin âmâlini sardı;
Âtîsi nigâhında karardıkça karardı.
Balkan’daki yangın daha kül bağlamamışken,
Bir başka cehennem çıkıversin... Bu ne erken!

Lâkin bu cehennem onu yıldırdı mı?
Aslâ! İ’lâya seğirtip duruyor nâmını hâlâ.
Kum dalgalarından geçiyor öyle şitâban:
Gûyâ o Sabâ, geçtiği çöller de hıyâban.
Kar kütlelerinden iniyor öyle yaman ki:
Bir çağlayan akmakta yarıp taşları sanki.
Kızgın günün altında beyâbânı dolaştı;
Yalçın buzun üstünde sekip dağları aştı.
Artık gidiyor: Hakk’a varan bir yolu tutmuş,
Allâh’a bakan gözleri dünyâyı unutmuş.
Cûş eyleyedursun geriden nevha-i hüsran...
Yâdında onun şimdi ne mâtem, ne de hicran!
Yâdında değil lânesinin hüzn-i elîmi;
Yâdında değil yavrusunun tavr-ı yetîmi;
Yâdında değil doğduğu, ter döktüğü toprak;
Yâdında kalan hâtıra bir şey, o da ancak:
Gökten ona «yüksel! » diyen ecdâd-ı şehîdi!
Artık o da yükseldi, fakat yerde ümîdi:
Bir böyle şehîdin ki mükâfâtı zaferdir,
Vermezsen İlâhî dökülen hûnu hederdir!

1 Kânûnisânî 1330 (14 Ocak 1915)

Mehmet Akif Ersoy

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Herkes susar; bazıları şiir yazar.

Şiir, İslam dünyasının ve özellikle Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu zor durumu, savaşları ve kayıpları Allah'a yakınarak dile getirir. Anlatıcı, milletin geçmişteki başarılarını hatırlatarak, yaşanan acılara rağmen inanç ve direnişin sürdüğünü vurgular. Şiir, hem bir yakarış hem de bir milletin fedakârlıklarını ve umudunu anlatan epik bir söyleyişe sahiptir.

Ana duyguumutsuzluk
Ana temavatan
Duygusal yönolumsuz
Yoğunluk80/100

ANLAM

Ana düşünce

Bir milletin, inancı uğruna çektiği onca acıya rağmen, Allah'tan yardım ve zafer beklentisi içinde olduğu; ancak bu beklentinin karşılanmaması durumunda büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluğa düşüleceği anlatılır.

Temel çatışma

Geçmişteki zaferler ve fedakârlıklar ile şu anki zulüm ve karanlık arasındaki tezat; ayrıca inanç ile yaşanan çaresizlik arasındaki gerilim.

Duygusal akış

Şiir, başlangıçta Allah'a yönelik sitem ve yakınma ile umutsuzluk içindeyken, son bölümde şehitlerin fedakârlığı ve zafer beklentisiyle kısa bir umut ve direniş vurgusuna geçer.

ATMOSFER

Şiirde, savaş ve kayıplarla dolu, karanlık ve bunaltıcı bir atmosfer hâkimdir; ancak sonlara doğru şehitlik ve zafer umuduyla hafif bir direniş havası sezilir.
kasvetliboğucuumutlu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.