Bir dize bazen uzun bir geceden daha derindir.

İYİ Kİ ŞİİR VAR!

Okundu

Hasbihâl 2

Hasbihâl 2 Şiiri - Mehmet Âkif Ersoy

Büyük bir şâirin düstûr-i hikmettir şu ihtârı;
Velev duymuş da olsan yolsuz olmaz şimdi tekrârı:
«Geçen geçmiştir artık; ân-ı müstakbelse mübhemdir;
Hayâtından nasîbin: Bir şu geçmek isteyen demdir.»
Evet, mâzîye ric’at eylemek bir kerre imkânsız;
Ümîdin sonra istikbâl için sağlam mı? Pek cansız!
Bugünlük iş bugün lâzım yapılmak, yoksa ferdâya
Bırakmışsan... O ferdâlar olur peyveste ukbâya!
Benim on beş yıl evvelden kalan işler durur hâlâ;
Yarın bir başlayıp yapsam demiştim, bak, demin hattâ!
Müsevvifler için dünyâda mahvolmak tabî’îdir. (*)
Bu bir kànûn-i fıtrattir ki yok te’vîli: Kat’îdir.
Sakın ey nûr-i dîdem, geçmesin beyhûde eyyâmın;
Çalış hâlin müsâidken... Bilinmez çünkü encâmın.
Diyorlar: «Ömrü insânın yetişmez kesb-i irfâna...»
Bu söz lâkin değildir her nazardan pek hakîmâne.
Muhakkaktır ya insanlar için bir gâye-i âmâl;
Edenler ömrünün sâ’âtini hakkıyle isti’mâl,
Zafer-yâb olmasın isterse varsın asl-ı maksûda,
Düşer bin maksad idrâk eyleyip bir zıll-i memdûda.
Evet, her türlü ma’nâsıyle irfan durdurur azmi...
Fakat insanlığın ma’nâsı olsun öğrenilmez mi?
Cibillîdir taharrî-i hakîkat hırsı âdemde,
Onun mahsûlüdür meşhûd olan âsâr âlemde.
Atâlet fıtratın ahkâmına mâdem ki isyandır;
Çalışsın, durmasın her kim ki da’vâsında insandır.
Zuhûr etmekle her ma’lûma karşı bir alay meçhûl,
Neden olsun o ma’lûmâtı idrâk eyleyen medhûl?
Evet, ma’lûm olanlar olmayan şeylerle bir nisbet
Edilmiş olsa, gâyet az çıkar evvelkiler elbet;
Fakat câhille âlim büsbütün nisbet kabûl etmez:
O bir kördür, bu lâkin doğru yoldan hiç udûl etmez.
Diyor Kur’an: «Bilenler, bilmeyenler bir değil... Heyhât
Nasıl yeksân olur zulmetle nûr, ahyâ ile emvât! »
Bu hikmetler bedîhîdir senin indinde elbette:
Fakat, çok sevdiğimdendir ki, tekrâr eyledim işte.

Sadedden gâlibâ ayrılmışım... Söz neydi ihtâr et;
Dalarsam nûr-i dîdem, böyle ba’zen, durma bîdâr et.
Usandın sen de gerçek hikmetimden, hasbihâlimden;
Beş on söz kaldı lâkin dinle nazm-ı bî-meâlimden:
Diyorlar: «İ’tirâf-ı cehl iken tahsîlin encâmı,
Nedir beyhûde it’âb eylemek şehbâl-i ikdâmı? »
Evet, lâkin varıp ser-hadd-i ma’lûmâta bir insan,
O gâyetten demek lâzım ki: «Yok irfân için imkân! »
Hakîkî i’tirâf altında parlar zılli irfânın;
Budur insanlığın ma’nâsı, en son zevki vicdânın.

(*) «Heleke’l-müsevvifûn...» [Bugünün işini yarına bırakanlar helâk olur.]

Mehmet Âkif Ersoy portresi

ŞİİRİN HARİTASI

Bu şiirin içinde ne var?

Metnin anlam, duygu, tema ve biçim katmanlarına kısa bir bakış.

Şiir, kalbin hafızasına yazılmış bir mektuptur.

Şiir, zamanın değerini ve işleri ertelemenin zararlarını vurgulayan öğretici bir söylev niteliğindedir. Anlatıcı, geçmişin geri gelmeyeceğini, geleceğin belirsiz olduğunu ve asıl önemli olanın içinde bulunulan anı değerlendirmek olduğunu söyler. Ayrıca bilginin önemini, cehaletle bilginin eşit tutulamayacağını ve insanın çalışarak yücelmesi gerektiğini dile getirir. Şiir, sevgiliye hitaben öğütler verirken, insanlığın anlamını sorgular ve bilgiye ulaşmanın sınırlarını tartışır.

Ana duyguUmut
Ana temaZaman
Duygusal yönKarma
Yoğunluk50/100

ANLAM

Ana düşünce

Zamanı iyi değerlendirmek, işleri ertelememek ve bilgiye ulaşmak için çalışmak gerekir; çünkü geçmiş geri gelmez, gelecek belirsizdir.

Temel çatışma

Geçmiş ile gelecek arasında sıkışmışlık ve bilgi ile cehalet arasındaki karşıtlık.

Duygusal akış

Geçmişe duyulan pişmanlık ve gelecek kaygısından, çalışma ve bilgiyle umutlu bir sonuca bağlanır.

ATMOSFER

Ağırlıklı olarak öğretici ve düşünsel bir atmosfer hâkimdir; zamanın geçiciliği ve bilginin önemi üzerine kurulu bir iç hesaplaşma vardır.
DinginUmutlu
“Şiir, insanın kendine söylediği
en dürüst sözdür.”
Şiirhane · Sözün evi.

Şiirhaneden Mektup

Yeni şiirler, yeni keşif yolları ve iyi sözler için.

Sadece anlamlı şeyler, söz veriyoruz.